Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Kadının önemini yıllardır imkanımın olduğu her platformda her fırsatta vurguladım. Hep zor zamanlar yaşıyoruz biz. Ve bu da psikolojik ve zihinsel sağlığımızı bozuyor. Alan bulamıyoruz özümüzü yaşamaya… Hal böyleyken, kadınlar için bu durum ve dönem daha da zor.
Bu zamanda kadın olmanın, bu ülkede kadın olmanın, bu eril dünyada kadın olmanın zorluğunun hangi yönüne değinsem bilmiyorum. Geçen seneki 8 Mart yazımda kadın cinayetlerini istatiksel olarak paylaşmıştım sizinle. Şimdi aynısını yapmaya gerek yok. Ama bir soru soracağım size? Hangisi cinayet hangisi değil. Cinayet diyemediğimiz ama cinayet olduğunu bildiğimiz birçok ölüm de yaşamıyor muyuz sizce? Mesele kadın cinayeti değil, insan cinayeti bence. Çünkü kadın da bir insan nihayetinde.
Her ne dersek diyelim bu coğrafyada kadın olmak çok zor.
Ülkemde kadın olmaksa ‘’büyük fedakârlık isteyen ama yine de hep acılarla yoğrulan zamanlara maruz kalmak.’’ Demek bana sorarsanız.
Saçını savuran kadınların olduğu Mit hikayelerinden bu yana bu böyle. ‘’Mavi Sakal’’dan bu yana bu böyle. Kadının içindeki vahşi enerjiyi korkuyla öldürmeye başladıklarından bugüne bu böyle.
Rapunzel, saçını kuleden uzattığından beri bu böyle…
‘’Rapunzel uzatma saçlarını kendi çıksın deyyusun’’
Ne gerek vardı? Biz hep karşılık beklemeden başka bir ekmek daha yiyebilsin diye emeğimizi armağan ettik erkeğe. Kendi yemeğimizden bize de bir parça verir mi diye bekledi bazı atalarımız bir köşede. Ne münasebet. Ne gerici ve düşüncesizce davranabiliyormuş atalarınız erkekler!
Neymiş kadının çilesi?
Kadından beklenti gün geçtikçe artıyor…
Kadın eskiden iyi bir anne iyi bir eş iyi bir vs. Bunun sonu gelmez. Olmak durumundayken şimdi erkeklerin iyi olduğu konularda da iyi olması bekleniyor. İş, kariyer, maddi manevi süreçler. Ama bu kadına olan bakış açısını hala değiştirmiyor. Ve hala toplumda, iş hayatında bir adım geride olması gerektiğine inanılan kadınlar var.
Bu da şu noktaya varıyor. Hem istediğiniz gibi yönetin, yönlendirin ve değerlendirin kadını! Hem de kendi yaptıklarınızı ve onun da fazlasını isteyin. Hem de hala hor görün işinize gelince. Adil mi bu? Belli ki bu genetik kodlar, bu yıllardır dönüşerek süre gelen kalıplaşmış durumlar öyle kolay kolay değişmeyecek. Ama kadının her zaman her koşulda saygıyı hakkettiğinden emin olunuz!
Bilimsel olarak kadın beyni erkek beyninden çok daha aktif ve detaylı çalışan bir yapıya sahiptir. Bütün ihtimalleri aynı anda değerlendirip bütün süzgeçlerden aynı anda geçirebilir.
Tabi ülkemde ve dünyada hala çok zor durumda olan kadınlar ve kız çocukları var. Bizlerin bitmek tükenmek bilmeyen acizliği onları hala böyle yaşamaya itiyor. Kadın asla bir obje değildir. Kadına illa ki ata erkil genleriniz sebebiyle böyle bir anlam yüklemek istiyorsanız onu, evinizin olmazsa olmazı, en güzel parçası olarak hayal edin. Salonunuzdaki eşsiz ve nefes almanızı sağlayan estetik, kıvrımlı ve hoş bir biblo olarak… Ev demişken kadın sadece evde sizin kadınınız değildir. Onu her yerde gururla taşıyabilin.
Bu arada ata erkil genleriniz dedim de… Bunu da Batı değil de bazı Batı meraklısı sapkın kültürlerle karıştırıyorsunuz. Atalarımızsa konu, Türk kadınının ne kadar cevval fedakâr ve güçlü olduğunu konuşmaya gerek yok bence.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Bugün dünyadaki bütün kadınlar için kutlu olsun.
Sadece bugün değil her gün kutlu olsun.
Kadın olmak havalı bir şeydir. Ve siz bütün kadınlar yaptıklarınızla, yapmadıklarınızla, renklerinizle takılarınızla enerjinizle hep çok havalısınız. Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın. Sevgi ve güzellikle…