Sömürücüler diğer adıyla kapital ve sermayenin musluk başçıları; ABD, İngiltere gibi ülkelerin basit bir sömürü illüzyonu var.
Akış şu şekilde ilerliyor; Yoksullaştır, itibarsızlaştır, muhtaç et, infial oluştur, dışla, işgal et ya da alıkoy, değiştir. Dünya’da evangelistler(Hristiyanlar) ve siyonistler(Yahudiler)’in Müslümanlara karşı örtük bir ittifakı var. Bu ittifakı siyonistler yönetiyor. Yönetimin odağında ise sınırlı kaynaklara sahip olan Dünya’nın başta enerji olmak üzere su, gıda vb. hayati önem taşıyan kaynaklarını yönetmek var.
Uluslararası kapital/sermaye düzenleri sayesinde istedikleri oyunu kurabiliyor istedikleri oyuna da son verebiliyorlar. Birinci Dünya Savaşı neticesinde ulus devletler oluşturarak her bir ülkenin başına kendi musluk başçılarını yerleştirip tüm hatları tasarladıkları sistemle kendilerine aktarmayı başardılar.
Lakin 2. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş sonrası değişen küresel dengeler neticesinde artık uluslar, kaynak yönetimlerinde milli ve yerli olmaya karar verdiler. Bu kararlı duruş ise sömürücüleri farklı oyun kurgusuna itmeye başladı. 1969’da Libya Lideri Kaddafi, musluğun yönünü kapitale kesti. 1986’da ülkesi bombalandı. 2011 yılında öldürüldü.
Kâr amacı gütmeyen küresel bir anket kuruluşu olan Gallup International tarafından Irak’ta 2003 yılında yapılan ankette halkın 3/2’si Irak’ın fakir olduğunu söylemişti. 2006 yılında ABD’nin Irak işgali sonrası Saddam Hüseyin idam edilerek öldürüldü. Aynı anket şirketi 2023 yılında Irak’ta anket yaptı. Halkın 3/2’si eski Irak’ı özlediklerini ifade etti.
Halk, ABD’nin Irak’ın petrolünü çalmak için işgal ettiğini ifade etti. İngiltere’ye yönelik herhangi bir tehdit olmaması ve Afganistan’dan geçecek enerji nakil hatlarının kontrol altında tutulması, Afganistan’da mevcut enerji kaynaklarının yönetimi için yapay bir gündem oluşturulması gerekiyordu. Önce Taliban kuruldu. Sonra çatışma ortamı oluşturuldu.
Ardından 11 Eylül 2001’de “İkiz Kulelere Saldırı” bahanesi ile ABD ile İngiltere Afganistan’a saldırdı. Bu sayede ABD ayrıca Orta Asya’da bazı ülkelerde üs bölgeleri kurup oralara yerleşti. 2007 yılında Venezuela’da radikal bir karar alındı.
Başkan Hugo Chavez, petrol şirketlerine “Ya %60 oranında hissenizi devlete vereceksiniz ya da ülkeyi terk edeceksiniz.” dedi. Bu kararın ardından bazı şirketler bunu kabul etmedi ve ABD Venezuela’ya karşı ambargo koydu.
Ülke petrol, doğalgaz, altın, demir vb. yer altı kaynakları açısından Latin Amerika’nın en zengin ülkelerinden biri olmasına karşın küresel ambargolar sömürücülerin emperyalizm illüzyonu neticesinde; yoksullaştırıldı, itibarsızlaştırıldı, muhtaç hale getirildi, infial oluşturuldu, dışlandı. Ülkenin 2013 yılında Devlet Başkanı olarak seçilen Maduro direndi.
Lakin %500’lere ulaşan enflasyonla birlikte Libya, Irak, Afganistan örneklerinde olduğu gibi reflekslerini kaybetmiş toplum kendi liderlerinin 03 Ocak 2025 tarihinde ABD tarafından kaçırılıp tutuklanmasına, şehirlerinin bombalanmasına göz yumdu. Hugo Chavez’in mirasına sahip çıkmayan ve ABD’yi alkışlayan halk tarihî tekerrürü mutlaka yaşayacaktır.
Gelelim güzel ülkemiz Türkiye’ye.
Köklü tarihsel geçmişimizden bugüne milli egemenliğimize kast eden sömürücülere karşı milletçe tek yumruk olmayı başardık. İnşallah tarihin hiçbir döneminde illüzyona kapılmayız.