Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Bursa’nın il müdürünü Hatay’a destek için gönderdiği günlerde, depremin enkazı altındaki bu kentin il müdürünü de yerine ataması, çok konuşulmaya devam ediyor.
Atama öğrenildiğinde;
Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖB-SEN), Hatay İl Milli Eğitim Müdürü Seyit Ali Büyük’ün, ‘Bursa'ya tayinini istediği’ iddia ediyordu.
Hatay’da yıkımların, kayıpların yaşandığı bir felakette, dünya kamuoyunun yüreği, gözü felaket yaşayan illerde olduğu, özellikle vurgulanıyordu.
…Ve!
Atama nedeniyle;
Müdür de, bakanlık da eleştirildi
Merakla da;
Bursa, neden?
Milil Eğitim Bakanlığı’nın, özellikle bazı illerde aynı yıl içerisinde birden fazla kez bürokrat değiştirdiğini duyuyorduk.
Velakin…
Bursa’nın il müdürünü Hatay’a destek için gönderirken, oranın il müdürünü de, yerine getirmek, çok tartışılıyor.
Bu arada…
Belirtelim;
Görevden alınan Bursa İl Müdürü Serkan Gür, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle gelmişti, yerine atanan Seyit Ali Büyük ise, idari kararla ve şimdilik vekaletle bu görevi yürütüyor.
Bursa’daki siyasi iradenin, bu ani atamadan hoşnutsuz olduğunu ve kabullenmek istemeğidiğini sanıyoruz.
Ayrıca…
Siyasetten gelmeyen, milletvekili olmayan bakanların, uygulama ve atamalarıyla da, açıklamalarıyla tartışmalara neden olduğunu anımsatalım.
Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Seyit Ali Büyük’ün Hatay’dan başka ile atanmasının, en başta kendisine yanlış olduğunu düşünüyoruz.
Kararı öncesiyle;
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Büyük’ün ‘sosyal medya’daki paylaşımlarını görmüş müdür, okumuş mudur?
Bilmediğini, okumadığını sanıyoruz.
Böylesine duygusal ruhlu ve geldiği kente sevgisini, sadakatını ifade eden ‘Milli Eğitim’ bürokratı, Hatay’dan neden kopartıldı?
İşte;
Bazı düşünceleri, paylaşımları!
Deprem sonrasıyla;
Hatay İl Müdürü Seyit Ali Büyük, bir hastanaye gittiğinde, devletin bir mensubu olarak, orada karşılaştığı durumu yorumluyor.
Diyor ki;
“Bugün muayene için hastanedeydim.
İnsanımızda gördüğüm memleket sevdası.
Boğazında düğümlenen hıçkırık,
Gözümden damlayamayan gözyaşı...
Rabbime hamd makamındayım.
Devletimiz, Milletimiz var olsun...”
Başka paylaşımla;
Hatay’da;
Deprem acısındaki bir öğretmenin görevi başına dönmesi nedeniyle duygularını ifade ediyor.
Diyor ki;
“O, bir Kahraman.
O, bir öğretmen.
Eşi, erkek kardeşi, deprem'de vefat ediyor.
Çocuklarını istanbul'a yerleştirip, Antakya'ya dönüyor.
Kimsesiz, kalacak yeri yok.
‘Antakyalı’yım, burada bulunmalıyım, yardım etmeliyim’.
Sözün bittiği yer.
Rabbime Hamdolsun...”
Şimdi…
Hatay’ın, böylesine duygusal, kente sadık ve deprem sonrasıyla devleti temsilin başında olması nedeniyle gönül huzuru görülen ‘Milli Eğitim’ bürokratı, Bursa’ya neden atandı?
Üstelik…
Eğitim ve öğretim hizmetlerinin idari ve fiziki koşullarının yeniden düzenlenmesi gereken dönemde, bürokratı önemli kentin başına neden atanır?
Ayrıca…
Belirtelim;
Bursa, potansiyeli yüksek ve hedefi büyük, üstelik sanayi kenti kimliğine sahip bir büyük kent gerçeğine sahiptir.
Dahası…
Geride ‘Eski Türkiye’ bırakıldığından söz ediliyor, ama bürokrat atamalarının da, eski alışkanlıklarla değil, ‘devletin kurumsal olgunluğuyla yapılması gerektiği’ de, gündeme gelmiyor mu?
Ayrıca…
Bursa, insan kaynağı fakiri de değil, mesleki eğitim kökenli olsun ya da olmasın, başarılı, üretken, aydın ‘Milli Eğitim’ yöneticileri ve eğitimcileri var.
Velakin…
Bursa İl Milli Müdürü’yken Hatay’daki geçici görevi sırasınrda Serkan Gür’ün, asli görevi yerine yapılan atama, bürokrasi tarihinne geçti.
Kızının ciddi sağlık sorununa rağmen…
Bakanlık tarafından kendisine gösterilen tutum, ‘insani’ tartışmayı da gündeme getirirken, oradaki görevlendirmeye itirazı ret etti ve bu nedenle de kendisi de havuza çekildi.