Aylardır gizliyorlardı…

Seçimlere kadar yıpranır, yıpratılır diye çekiniyorlardı…

İktidarın “hadi açıkla” tahriklerine, partililerin, kamuoyunun meraklı bakışlarına ve medyanın tuzak sorularına rağmen saklamayı başarıyorlardı…

Defalarca buluşuyor, yiyor içiyor, seçilince izleyecekleri yol haritalarını belirliyorlar ama gündeme o konuyu asla getirmiyorlardı…

Aday, Masa içinden mi çıkacak, dışından mı, o konuda bile ser veriyor sır vermiyorlardı…

Ve sonunda;  

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek ve DEVA partilerinden oluşan Altılı Masa’nın yani Millet İttifakı’nın ortak Cumhurbaşkanı adayı nihayet belli oldu…

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu!

Nedense İYİ Parti Lideri Meral Akşener dışında kimseye sürpriz olmadı bu karar!

Daha önce iki seçimde başka aday isimlere destek veren Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs’ta yapılması düşünülen genel seçimlerde Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına bu kez kendi çıkacak…

Her fırsatta “Bay Kemal” diye seslendiği CHP Lideri’nin sandıkta rakibini olmasına sevinmiş midir acaba Tayyip Bey?

Bence en az CHP’liler kadar sevinmiştir!

Huyunu suyunu bildiği rakip sonuçta!

Bir diğer merak edilen soru;

Kemal Bey, Cumhurbaşkanı adayı olmaya ne zaman karar verdi?

Bunu bilmek için siyasi kâhin olmaya gerek yok, altılı masayı kurarken verdi kararını…

Çünkü, masadaki liderlere açıktan söyleyemese de bazı eylem ve söylemleriyle hissettirmeye çalışıyordu…

Örneğin, “Ben Bay Kemal geliyorum” diyordu her fırsatta…

Evinin mütevazi mutfağından gündeme dair kısa videolar çekip, sosyal medyadan paylaşıyor, gizli belgeler açıklıyordu…

Beşli çete olarak tanımladığı müteahhitlerden hesap soracağını söylüyor, bürokratlara, kamu kurum ve kuruluşların yöneticilerine, iktidarın emirlerini yerine getirirken hukuk dışına çıkmamaları için sert uyarılarda bulunuyordu…

Büyük bir özgüvenle Erdoğan’a meydan okuyor, TV’de tartışmaya davet ediyor, “Bay Kemal” tanımını bile kendisine slogan yapmaktan çekinmiyordu

Yurt içindeki gezilerinde toplumun milliyetçi, muhafazakâr hemen her kesimleriyle buluşmaya özen gösteriyor, gittiği yurt dışı gezilerinden temiz para bulma, uluslararası yatırım müjdeleriyle dönüyordu…

Kılıçdaroğlu’nun son bir yıldır bu siyasi performansı, beden dili ve konuşmalarında kullandığı tüm değerleri kucaklayıcı, uzlaşmacı, barışçıl sevgi dilinden, geçmişte yapılan siyasi hatalarla yanlışlarla helalleşme çağrılarından belliydi, bir hedefinin, amacının olduğu…

Sokaktaki vatandaşın fark ettiği bu gerçeği, Altılı Masa’daki liderler fark etmemiş olabilir mi?

Özellikle de yılların kurt siyasetçisi Meral Hanım!

Az kalsın, yıpranmamak için ismini aylardır gizleyen Kemal Bey, kendi elleriyle kurduğu masa tarafından yıpratılacaktı hem de partisine mensup iki belediye başkanı üzerinden…