Yeni bir depremi daha yaşayınca, Japonya da, yeniden övgü ve hayranlıkla örnek gösteriliyor. Devlet, siyasi irade; her dönem tartışılıyor, ama toplumun kendisini sorgulaması gerekmiyor mu?
Japonya’da;
İmar ve planlama, mekansal alanlar ve denetimin mevzuatında istikrarsızlık yok, bilimin ve deneyimin esas alındığı kurallara sıkı bağlılık vardır
Türkiye’de;
Yatırımcısından toprak sahiplerine, her dönemde merkezi ve yerel yönetimlere belediyelere talep ve baskılar yaşanıyor.
Kurallar konulmak isteniyor, ama…
Yürürlüğe alınması, ertelletiriliyor.
Geçerliliği kaldırılmak istenen yönetmeliklere dayalı mekansal ve dolayısıyla ticari kazanım avantajından yararlanabilmesi amaçlanıyor.
Son 10 yılda;
Mekansal alanlar ve otoparka ilişkin yeni yönetmelikler, defalarca ertelettirildi, ötelendi, yenilerinde de bile sonradan değişiklikliklere gidildi.
Kafa yorulan;
Daha fazla konut, ticaret alanı nasıl çıkar?
Maliyeti aşağı çekmek, kat karşılığı işbirliğinde daha fazla kat nasıl alınabilir, ne yapılabilir?
Meyilli arazide, imara sınır alınan cadde veya sokaktan aşağıya doğru, daha fazla kaç kat elde edilebilir?
Temel, inşaat maliyetini artıran; kurala dayalı kapasitede kapalı otopark yapmak yerine, belediyelere otopark bedeli ödeyerek nasıl maliyet düşürülür?
Kentsel dönüşüm maliyeti gerekçesiyle mevcut hak sahiplerine sıfır maliyet için mümkün olduğunca kaç kat daha çıkılabilir?
Meslek odaları, itiraz ve dava açma yollarına giriyor, ama yatırımcı ve toprağın sahiplerinin yanı sıra, üyelerden de tepki alıyorlar.
Belediyelerden umduğu imar kararlarını çıkartamayanlar arasında, üst yetkiye sahip merkezi yönetimin kapısını çalanlar var.
Resmi kurumlarda;
Uyulması gereken kurallar; daima ve sabırla izah edildiğinde de, devlet memuru, ‘Yukarı’lara şikayet edilmekle tehdit ediliyor veya şikayet ediliyor.
Gereğini yapmak isteyen devletin kurumu ve görevlisine karşı, siyaseti devreye sokma da tartışılıyor.
…Ve!
Kentlerde;
Belediye başkanları da, kendi ‘Yukarı’sına şikayet ediliyor.
‘İmar Affı’ kararları da, kaçak konut yapanların toplumsal talepleri ve siyasete taşımalarıyla gündeme geliyor.
‘İmar Barışı’ denilen;
Mevcut hükümet tarafından 2018 yılında yürürlüğe alınan son büyük af da, böyle gerçekleşti.
Seçim sürecine girilince…
‘Uzatmalı’ af için;
Toplum içerisinden yine baskılar geldi, sosyal medyada siyasete seslenmek üzere, duygusal ve siyasi etiketler kullanıldı.
Devlete, siyasi iradenin sahibi hükümete kızılıyor ve eleştiriliyor, ama deprem gibi yıkıcı afetler yaşanınca, talebine dayalı olarak, canı ve malıyla bedel ödeyen aynı toplumun içerisindeyiz.
Yukarıda anlattığıklarımız;
Devletin değil, toplumun gerçeği!
Böylesi;
Japonya’da yaşanmıyor, ama afet olaylarından ve özellikle depremlerden dersler çıkarıyorlar.
Zira…
Kobe Depremi’nde, doğalgaz nedenli yangınlar nedeniyle ciddi can kaybı oldu, deneyimle önleme kafa yordular.
Şu sıralar…
Sosyal medyamızda;
Yine…
Japon’a övgü, çok!
Velakin…
Aynı Japon’ın, Mimar Sinan’ın eserlerine hayranlığı var, ama günümüzde gereken önem ve dikkate alınmayışın da şaşkınlığını taşıyor.
O Japon’un, Mimar Sinan’a övgüsüne ne denmelidir, yıllardır ve özellikle deprem olayları, meseleleriyle yeniden derlenen haberi anımsatalım.
20.Yüzyıl’ın ortaları…
Japonya’dan Türkiye’ye gelen; inşaat mühendisi, mimar ve jeofizikçilerden oluşan heyet, yüzyıllar öncesine ait 2 Osmanlı eserine odaklanır.
Mimar Sinan’ın eseri Süleymaniye Camii ve öğrencisi Mimar Davut Ağa’nın eseri, Sultanahmet Camii’ni incelerler.
Camilerin gevşek zemin üzerine inşa edilmesine rağmen, çatlak dahi olmamasına kafa yorarlar.
…Ve!
Araştırmalarla;
Sabitlenmeyen 2 caminin, herhangi sarsıntıda ‘yüzeysel oynamayla yıkılmaktan kurtulabildiği’ sonucuna varılır, minarelerin daha gelişmiş bir raylı mekanizmaya oturdulduğu da saptanır.
Mimar Sinan’ın ustalık eseri; Edirne’deki Selimiye Camii’nde de hayreti artıran bilim farkıyla karşılaşıldığı aktarılır.
Bugün…
Depreme mukavemet için özellikle büyük ve dikey binaların temelleri için önem taşıyan ‘deprem izolatörü’ gibi bir mekanizma, Mimar Sinan tarafından o günkü koşullarda uygulanmıştır.
Geçen yıllarla…
Japonya’da yükselen binaların, gökdelenlerin depreme dayanımı açısından da, Mimar Sinan’ın ilham alındığı konuşulur…
25 yıl öncesine gidelim…
Japonya’nın dünyaca ünlü duayen mimarlarından Arata İsozaki, mesleki başlıca oluşumlardan Arcitecture New York’un (ANY) toplantısı için İstanbul’dadır ve bu fırsatla kendisiyle röportaj yapılır.
Mimar Sinan’ın hayranıdır.
Osmanlı Devleti’nin başmimarının ünlü eserlerinden konu açıldığında, “Bu kadar büyük bir yapıyı, bu kadar iyi bir denge içinde kurmayı nasıl başarmış? Bu dengeyi kurma yolunu 16'ncı yüzyılda keşfetmesi, o yüzyıl için çok büyük bir başarı. Bu yapıt, Sinan'ın zamanın çok önünde olduğunu ortaya koyuyor.” diye övgüsünü ortaya koyuyor.
İsozaki, verdiği röportajında, “Batı'nın, Sinan'ın mimari tarih içindeki önemini ihmal ettiğini düşünüyorum.” diyor.
İhmal eden, gözardı eden…
Sadece Batı’mı?
Arata İsozaki’nin röportaj vermesinden 1 yıl sonra meydana gelen Marmara Depremi’nin ardından yaşanan tüm depremlere bakalım.
Depreme karşı;
Türkiye’de;
Bilimi esas alan ve yürürlüğe konulan kurallara sıkı bağlı kalmak, bilinçli ve vicdanlı olmalılıyız.
Güvenli yapıların önemini ve dönüşümü konuşacaksak, zeminin de inşaatın da öneminin idraki gerekiyor.
Zemin iyileştirmek, gömülü bodrum kat yapmak, betonarme projeyi, inşaatına yerinde, eksiksiz uygulamak ve uygulatmak, inşaatın her basamağında yeterlilik sahibi çalışanlarıyla olmak ve eğitimini sağlamak...
Mimar Sinan’a hayran;
Aynı Japon’un ülkesinde, afetlerin tanıtımı, afet anı ve sonrası için çocuklara eğitimler veriliyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un nezdinde atılmasını sağlanacak adımlara acil ihtiyacın olduğunu da ifade edelim.
Üniversiteler, akademik odaları ve bilim adamlarını içerisine alan bir ‘Çalıştay’la son depremin genl fotoğrafı; imar ve planlama ile mekansal alanlar ve denetim mevzuatıyla beraber, büyük masada değerlendirilmelidir.
Ama, öncesiyle;
Toplum, kendisini gözden geçirecek!
Övdüğümüz Japon’a hayranız, ama…
O Japon da, Mimar Sinan’a hayran!