Şimdi gelelim beni sabahın erken saatlerinde yatağımdan fırlayarak kaldıran şu duruma…
Fayanstaki sabuna basıp kaymadan nasıl anlatırız acaba?
Bir video gördüm sabah.
Canım kardeşim öyle bir samimiyetle konuşuyor ki kendine has ağzıyla (siz şivesiyle, diye biliyor olabilirsiniz):
‘’Bakın bu burada çektiğim ilk ve son videomdur. Dayanamayacağım artık arkadaşlar. Bu kadar olmaz artık ya. Bir şeyi yapıyorsanız Allah rızası için yapın, gösteriş için değil. Öyle insanlar var ki buraya gelip video çekip gidiyor. İnsan, iki ekmeğin yardımını nasıl aldı bunu çekiyorsunuz? Sözlerle anlatamayacağım. (Zaten anlatamıyor da kanına dokunmuş adamın ama canından soluyor belli...) Önemli olan ne biliyor musunuz? İnsanlık insanlık…’’
Gibi gibi… Onunda toparlayamadığı ama acısını derinden anladığımız cümleleri…
Şimdi ben bu videoyu sosyal medyadan paylaştım. Hemen arkasından sevdiğim çok eskiden tanıdığım bir abim aradı. Dedi ki:
‘’Gizem ben ordaydım ilk günden beri. Bu gece geldim. Hala uyuyamıyorum. Paylaşımını gördüm benden dinle diye aradım.’’
‘’Orada kıyamet kopmuş. Ben Gölcük depreminde de destek olmaya çalıştım. Gittim gördüm ama böyle bir facia yok.’’
‘’Sadece insansın…’’
‘’İnsanın ne demek olduğunu gördüm. İnsanın ne kadar sabırlı olduğunu, hayatta kalmak için nasıl mücadele ettiğini gördüm. Burada ne paran geçiyor ne adın! Bir tas çorba bir çadır için mücadele ediyorsun bütün ailen ölmüşken…’’
‘’Bambaşka bir dünyaya uyandım bunları gördükten sonra. Herkes gidip orayı görmeli yaşamalı. Buradan anlaşılacak şey değil…’’
‘’Bambaşka bir dünyadayım ben şu an.’’
‘’Ha çorba dedim de… Ya yığıldı yardım Allah razı olsun. İnsanlar buradan kendi boğazlarından kısıp gönderdi ama bazı yardımlar daha alana ulaşamadan yağmalandı orada.’’
‘’Canını hiçe sayıp bir can kurtarır mıyım diye göçük altına giren de insan, sahte WhatsApp grupları kurarak yardımları yağmalayanlar da…’’
‘’Kendi çoluğunu çocuğunu bırakıp burada aç susuz mücadele eden de insan, o durumda bile çalıp çırpmak için dükkânların pencerelerini kırıp hırsızlık yapanlarda...’’
Daha ne insanlar var bir bilseniz anlatamıyorum.
-Anladım ben abi anladım… Şu fayans meselesi…
‘’Tırnaklarımızla kazıdık ilk günler, toprakları demirleri…
Kiminin evladı kiminin anası babası… Feryat figan içinde insanlar... Bir yerden kol çıkıyor bir yerden kafa, bacak!
Dayanılacak şey değil…
İlk günler çok zordu. Keşke dediğim çok şey var… Ah keşke…
‘’Bazılarına ne diyeceğimi bilmiyorum… Karalar içindeyim.’’
‘’Bazılarımızın insan olmadığını gördüm’’ diyor ‘’düşün’’ diyor.
‘’Etrafında imdat kurtarın beni’’ diye bağıran göçük altında yaşam mücadelesi veren insanlar var. Biri gidip bu insanların eşyalarını yağmalayabiliyor. Hayatımda ilk defa böyle hissettim. ‘Onlar olmamalı, yaşamamalı.’ Elimden gelse o an, bunu da yapardım saklamıyorum.’ diyor. Sakin bir dille ifade etmeye çalıştım anladınız siz. Sıkardım diyor ya bir an bile düşünmeden. Sıkardım.’’
Düşündüm de…
Cahillik vicdansızlık yok edecek bizi.
Ettirmeyelim…
‘’Devlet geldi, asker geldi, sokaklara nöbetçi diktiler, yönlendirdik anlattık, düzeldi sonra bu durum’’
‘’Gizem şöyle bir baktım ortalığa, öyle bir acı var ki orada…’’
‘’7 sülaleme yetecek külçe altın olsa önümde, sana yemin ederim elim gitmez. İnsan olanın eli gitmez. Gitmiyor. Öyle bir yer ki orası… ‘Lanet olsun’ diyorsun ya. Para pul, ün şöhret umurunda değil! ‘’
Can pazarı.
‘’Ben insanın ne kadar sabırlı olduğunu gördüm, yaşadım. İnsan neymiş gördüm, karalar içindeyim.
Burada birini kaybetsek ortalığı ayağa kaldırırız. Orada böyle bir şey yok, herkes kalan canın derdinde. Can ucuz…
Kırmızı montlu adam diye gösterip durdular beni elimden geldiğince insan kurtardım, elimden geldiğince insana koştum.’’
‘’Adam: Akrabalarım gelip bulmadı beni, sen geldin buldun Allah razı olsun’’ dedi. ‘’Boynuma atladı ellerimi öptü…’’
Ben dedim ki ben ne yaptım?’’
‘’Allah’ım ben sadece insanlık görevimi yaptım. Ben sadece insandım. E ben insansam, bazıları ne?
Bazıları ne?
Oradaki durum televizyonlarda gördüğünüz gibi değil. Senin anlatman başka olur insanlara… O yüzden anlatıyorum. Adımı da yazma boşver. Ben oradaki kırmızı montlu adamlardan biriydim sadece. ’’Ama anlat ya da anlatma, yaz ya da yazma, ben sana anlattım. Kıyamet kopmuş orada Gizem.’’
Deprem bölgesinde can kurtaran, nice cana umut olan NİCE KIRMIZI MONTLU İNSANLARA sonsuz teşekkürler…