Sallandık sallandık daha birkaç saat önce yine sallandık!
Merkez üssü Hatay Defne olan 6.4 büyüklüğünde bir deprem yaşadık. 3 dakika sonra da Samandağ’da 5.8 ve durmadı… Durmuyor…
Sırasıyla depremin şiddeti önce 3’lere düşerken sonra tekrar 4.5, 5.2, 5.2 …
Ezber bozan depremler!
Bunlar nasıl artçı böyle? İnip çıkan? Çıkıp inen?
Bu 6.4’lük bağımsız depremin ardından 20 artçı… Derinlik 16 km.
Deprem çevre illerden de şiddetli bir şekilde hissedildi. İnsanlar yine bulundukları binaları terk etti. AFAD ekipleri destek istenen yerlere yönlendirildi. Ağır hasarlı binaların yıkıldığı söylendi. Ne oluyor böyle? Ne zaman bitecek bu tehlike? Tedirgin, endişeli ve üzgün bütün ülke… Gelemiyoruz kendimize. Gelemeyiz de zaten uzun bir süre…
Napalım terk mi edelim buraları? Hayatta olmaz.
Dünyanın en büyük yıkımlarından biri yaşadığımız…
Kim normalleştirecek bizi? Ne olur normalleştirin! Pardon bakar mısınız? Beni normalleştirir misiniz lütfen? Trajikomik safsatalar.
Normalleşmek bir yana hepimiz diken üstünde oturuyoruz ne zaman sallanacağız diye? Yine korku, yine stres…
Yalnız bir konuya dikkat çekmek isterim ki:
Her sene mutlaka bir doz alıyoruz artık, psikolojimize ağır bir darbe! Yurt edindik acıları. Bir korku kokusu havada, sanki bulutlardan inen.
Bombası tarlası, savaşı laf salatası, pandemisi aşısı derkeeen bu da bu işin sallantısı! Hayırdır? Ne oluyor dünya? Ne oluyor toprağım?
Televizyonda depremde hayatını kaybeden Hatayspor’un Ganalı futbolcusu Christian Atsu’nun acı hikayesini izlerken sallandık.
Hayat ne garip değil mi? Sevinci kursağında kaldı Atsu’nun. Demek ki sevinci dünyada kalıyor insanın. Acısı da öyledir bence…
Sen biletini al, tam binip gidecekken ülkene… Attığın golün sevinciyle biletini iptal et. Uyu ve uyanama… Kim kandırdı seni? Kader mi? Ben bilmem. Vatanımın topraklarına hizmet eden sana da Allah rahmet eylesin Ganalı genç çocuk.
AFAD vatandaşı uyardı: Kıyı şeridinde tsunami olabilir. Denizin 50cm yükselmesi bekleniyor. Akdeniz sallandı. Bu iş böyle devam ederse? Ya Bingöl fayı da kırılırsa? İşte o zaman bu minnoş minnoş sallanan çevre illerde de büyük sıkıntılar yaşanabilir. Allahım yardım et.
Bu konuda mayın tarlası gibi ülkem. Anlamıyoruz canımız acımadan… Ama çok acıdı be! Canımız acıyor…
O kırılsa bu kırılsa diyoruz şimdi. Evet her an hepsi kırılabilir bu fay hatlarının. Hiçbiri kırılmayadabilir. Ne yapacağız, nereye gideceğiz? Yaşar mıyız nasıl acılar yaşarız bilmiyorum. Ha bana sorarsanız bugüne kadar bunu önceden bilecek bir teknolojinin olmaması da hiç akıl işi değil. Birileri robot insan yapmak üzereyken ne biliyim… Ha o teknoloji olsa ya da olan teknolojinin kullanılmasına izin olsa ne olacak? Kimi nereye götürüp neyi çözeceksin?
İşe gelmeyen teknoloji de gelişmiyor dünyada!
Neyse nasıl acılar yaşarız bilmiyorum ama psikolojimizin hiç iyi olmadığını biliyorum. Hayallerimizi, hedeflerimizi bir kenara bırakıp her yıl, bu yılın içinden nasıl çıkarım diye düşünmeye başladık. İşte bu psikoloji… Dünyanın ya da dönüşen insanlığın bize dayattığı olay ve durumlar psikolojimizi derinden etkiliyor. Bence bu da bizi kapkaççı bir toplum olmaya itti ve itiyor.
‘’Kap, kaç. Yola devam. Sonrasına sonra bakarız ya…’’
‘’Benim işim hallolsun da. Bana zararı dokunmasın da. Ben iyi olayım da.’’
‘’Gemisini yürüten kaptan toplumu.’’ Kaptan olmak için okumanıza, öğrenmenize falan da gerek yok. Gemin olsa yeter, su nasılsa kaldırıyor.
Batan geminin insanlığı bu. Bıraktık toprağı kendi haline çoktan. Bir gemi bulsak binip gideceğiz. Kimin umurunda toprak? Eee böyle insanlığa böyle dünya.
Tekrar tekrar geçmiş olsun Türkiyem.