Bursa’nın başkanlığındaki ‘Birlik’; medeniyet coğrafyası Mardin’de!
Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin (TSKB) yeni buluşması için Mardin’deydik. Hem yerel ve ulusal hem de küresel anlam yüklü kavşaktaydık.
Belediyeler, insanoğlunun toplumsal ortak çıkarğı ve gelecek için köklü medeniyet coğrafyasında biraraya geldiler.
Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Sağlıklı Kentler Ağı’nda yeralan Türkiye, ‘Sağlıklı Kentler Birliği’yle eylem ve hedef entegrasyonunu yürütüyor.
Bu doğrultuda;
TSKB, Mardin’de Artuklu Belediyesi’nin ev sahipliğiyle ‘TEK SAĞLIK-TEK GEZEGEN-TEK TOPLUM’ temalı meclis ve konferansını gerçekleştirdi.
Hızlı karar ve uygulama yetisindeki belediyeler, Türkiye’de gereken adım, koşul ve hedeflere varılabilmesi için tetikleniyordu.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, ‘TSKB Başkanı’ olarak meclisteki açılış konuşmasında mesajlar veriyordu.
Aktaş, “İnsanlık olarak, tek bir gezegeni paylaşıyoruz. bu sebeple dünya üzerinde yaşayan her insanın birbirine karşı sorumluluğu var.” demesi, ulusal ölçekli temel olguyu, beklentiyi ortaya koyuyor.
Velakin…
Küresel boyutlu olgu ve hedef açısından ise, Filistin’deki dram, trajik bir deneyim olarak gösteriliyor.
Aktaş, “Bugün duyarsız kaldığımız olumsuz bir sürecin ya da destek verdiğimiz olumlu bir durumun hepimizin hayatını etkileyeceğini unutmamamız gerekiyor.” diyor.
TSKB’nin güçlü yeri ve misyonunu ortaya koyan Aktaş, “140 belediyeyiz belki ama, aslında Türkiye’nin yarısından fazla nüfusuna hizmet eden şehirlerin bir arada olduğu ‘tek bir belediye’yiz.” ifadesini kullanıyordu.
Çözüm ve hedef için güçbirliğinin büyütülmesinde önemli bir anlayış olgusuna da dikkati çekiliyor ve “Şehirlerimizde ilgili tüm kurumların arasında işbirliği yaparak ve özel sektör paydaşları ve toplum liderleriyle çalışarak kentsel dayanıklılığın yaratılmasına öncülük etmeliyiz.” deniliyor.
Video konferansla;
Buluşmaya katılan…
Dünya Sağlık Örgütü Bölge Danışmanı Kira Fortine de, toplumsal ve gezegensel ‘Tek Sağlık’ sağlık yaklaşımına, güçlü sahiplenme gereğini vurguluyordu.
Fortine, “Herkes için sağlık ve refahı teşvik etmek amacıyla yerleşik çözümler geliştirilebilmesi için sektörler ve disiplinler arası işbirliğini destekleyerek şehirlerin bu zorluklara karşı hazırlanmalarına yardım edebilir.” şeklinde konuşuyordu.
Mardin; denilince...
1980’ler, 1990’larda özellikle kırsalındaki terör ve operasyonlarını işittiğimizde üzülürdük, kaygılanırdık.
…Ve!
Bugün;
Devletin tesis ettiği güvenle oluşan huzur, sağduyulu bir medeniyet coğrafyasını tarihteki olgusuna dönüştürdü.
Günlük hayat güçlendi, toplumsal hareket canlandı, gelişim ve değişim ve elbette turizmle cazibe arttı.
Potansiyeliyle orantılı;
Turistik ticaretle…
Kalkınma dopingi gerçekleşti.
Kredi kartıyla işlemlerde alınan komisyon nedeniyle küçük esnafın çaresi, mobil uygulama üzerinden, IBAN’a ödeme yaygın.
Gelinen noktada;
Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin, ‘Kayyım’ yönetimine geçmesinde güçlü etki yarattığını gözlemledik.
Ayrışma, ötekileşme yok, bazı kavramlar, bazı odaklar için araç olmaktan çıkmış, devlet, koruyan olmanın ötesinde ‘Devlet Baba’ artık…
Geç vakite kadar süren canlılıkla..
Yabancı turist de, memnun!
Özellikle;
Halk canayakınlığı dikkatimizi çekiyor, esnafıyla diyalog klasik satıcı-müşteri gibi olmuyor.
Elbette ki…
Mardin’in Osmangazi’si olan Artuklu Belediyesi, bir başka deyişle tarihi kentin dışındaki ‘Yeni Mardin’i yönetiyor.
Böyle derken…
Eski kentin korunmasıyla tarihsel, kültürel dokuyu kaybetmeyen Mardin, benzeri kentler için yegane model oluyor.
Farklı kültürlerin aynı toprakları paylaştığı Mardin’deki hoşgörü iklimini, gelişmiş, modern denilen kentlerde tam anlamıyla görebilir miyiz?
Türk Bayrakları altında;
Geleneksel enstrümanlarla en güzel türkülerin, şarkıların çalındığı ve söylendiği kent meydanındaki halayları gördüğümüzde duygulandık.
Sıra Gecesi’nde;
Etrafımızdaki masalarda; farklı ülkelerden kafileyle gelen genç erkekler ve kızlar, İzmir’den gelen kafile, İkinci Baharı’nda gezmeye gelenler vardı.
Kimsenin dil, din, kültür ve giyim tarzıyla derdi yok, rahatsız eden tavırlar da yok, şimdiki Doğu’yla ülke insanı olarak mutlu olduk.
Mardin, Bursa’nın turizm potansiyeli ve nasıl değerlendirmesi gerektiği açısından, örnek oluşturuyor.
Ticaretin önemi ve rolü, Mardin’in sosyal hayatının da ötesinde turizmi açısından öne çıkıyor, Bursa da böyle olmalıdır.
Bursa’nın Koza Han’ında hava kararmaya ramak kala kapanış alemetiyle sandalye minderleri toplanırken, o vakitle Mardin; daha bir başka canlanıyor.
Bursa’nın tarihi ünlü kapalı ve açık çarşıları, ‘İşhanı’ gibi kapanmaya başlanırken, Mardin’in ana caddeleri ve yan sokakları ışıl ışıl, kalabalık ve çarşılarını, ünlü dar sokaklarını dolaşmak mümkün oluyor.
Velakin…
Yeni hastane ve kurulan üniversitenin, kentin günlük hayatı ve kimliği için önemli unsur olduğunu da belirtelim.
Turizm kenti olarak;
Bursa’da geceleri fabrikalar çalışıyor, ama büyük bir kent olmanın da ötesinde bir turizm kenti kimliği, akşam ticaretin durmasıyla kayboluyor.
Şimdilerde…
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş’ın da kulaklarını çok çınlattık, çünkü öncesinde de Mardin’e valilik yaptı ve ‘Kayyım’ olarak da anakent belediyesini yönetti.
Mardin’de;
Tarihi kentin dibindeki klasik beton eski yapıların tasfiye edilmesi ve kesme taşlarla geleneksel mimariye dönüşüme kendisi de iz bıraktı.
Mülkiyet sahipleriyle uzlaşı esasına dayalı olarak 240 binayı kapsayan aşamada 210 binanın yıkımının gerçekleştiğini öğrendik.
Demirtaş’ın, belediyecilikte adeta tek başına ‘Devlet Baba’yı temsil eden ve kente işleyen bir anlayışla çalıştığından söz ediliyor ve teşekkür ediliyor.
Nitekim…
Herhangi bir icracı bakanlık veya bakanlıklardan ziyade, Mardin’de belediyeciliğin öne çıktığını, yerel yönetimlerin karar ve uygulama hızı açısından önemli gösterge olduğunu düşünüyoruz.
Bursa’dan gazetecileri davet etmesi nedeniyle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a teşekkür ediyoruz.
Kafilemizin başında bulunan;
Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bayhan ve Basın Bürosu’ndan Bahar Özgün’e, o coğrafyayı bilen meslektaş ağabeyimiz ‘Heredot Cevdet’; Namık Göz’ün engin rehberliğine de teşekkürlerl