Ülkemiz insanının hatırı sayılır bir kısmı su ihtiyacını çaydan karşılıyor. Hayatımızın bu denli bir parçası haline gelen çay, bazı aksi görüşler olsa da son derece yararlı bir içecek. Ancak çayı demledikten sonra 1 saat içinde tüketmek ve şekersiz içmek sağlık açısından ilk uyulması gerekenler.

İşlemden geçmiş siyah, yeşil, beyaz, matte çayları gibi çeşitleri var. Her biri diğerinden bazı özellikleri açısından ayrılabiliyor. Ancak genel olarak çay bitkisi önemli antioksidanlar içerir. Flavonoidler denilen bu antioksidan grubun en iyi bilineni kateşin denilen maddedir. Vücut hücrelerini zararlı etkilerden korurlar dersek genel etki zaten ortaya çıkmış olur. Çok aykırı gibi gelse de bu maddeler damarları koruyucu etkilere sahiptir. Kanın pıhtılaşması ve damara oturmasını engelleyerek pek çok ilacın yapamadığını yaparlar. Ayrıca psikoaktiftirler. İçerisinde bulunan teobromin, kafein ve teofilin maddesi zihin uyarıcıdır. Bilinenin aksine ABD Tarım Bakanlığı’na göre yeşil ve beyaz çaylar medyada ön plâna çıksa da tüm çaylar benzer düzeyde antioksidan kapasiteye sahiptir.

Çoğu kişi çayın içinde kafeinin olmadığını zanneder. Kafein denilince ilk akıllara gelen kahve olduğu için. Ancak çayda da kafein bulunur. Papatya, nane, kuşburnu ve benzeri pek çok bitki kökenli çaylar kafein içermezler. Bu nedenle su yerine geçerler. Çayda ise uzun zamandır tartışmalar vardır. Çay su yerine geçmez veya geçer diyenler diye. Su konusunda tartışmasız bir uzman olan Dr. Feridun Batmangeliç (İranlı bir hekim) su ayrıdır ve onun yerine diğer içecekler tam olarak oturmaz der. 13 Mart 2019 Alina Petre imzalı bir yazı ise pek çok bilimsel makaleye dayanarak belli bir orana kadar içilen çayın vücut hidrasyonunu (su ile dolmasını) sağladığını belirtmekte. Normalde çayda bulunan kafein böbrek kan akımını arttır ve dolayısı ile idrar miktarını da arttırır ve bu yolla su ihtiyacını da arttırır diye düşünülebilir. Ancak çayın dem oranı, çayın bekletilme süresi ne kadar çok olursa çaydaki kafein miktarı da o derece çok olur. Ama bütün bunlara rağmen adı geçen kafeinin vücut suyunu azaltabilmesi için günde aşağı yukarı 2 litreden fazla çay içilmesi gerekmektedir. Yani günde 2 litreye kadar içilen ve kuralına uygun demlenmiş (dem oranı, bekletme süresi, şeker katılması hesaba katılarak) çay adeta su içmiş gibi düşünülmelidir. Bu orandan daha fazla çay içilmesi halinde ise vücudun ek olarak suya ihtiyacı olacaktır ve almamız gerekir. Çok merak edilen ve hastalarım tarafından bana çok sorulan bu konunun güncellenmiş açıklaması böyle.

İÇ ORGAN YAĞLANMALARI TEHLİKELİDİR

Özellikle böbrek ya da ciğerler gibi hayati önem taşıyan iç organların etrafında depolanmış yağlar sağlık açısından büyük risk yaratabiliyor. Bu yağlar aynı zamanda kana karışarak atar damarlar boyunca birikebiliyor ve kalp damar sisteminde hastalıklara ortam sağlıyor. Bu gizli yağ depoları vücutta farklı biçimlerde sinyaller veriyor. Örneğin genelde obezlerde rastlanan insülin direnciyle ilgili problemler bu kişilerde de görülebiliyor.
Araştırmalar her yıl obeziteye bağlı hastalıklardan dünyada çok fazla sayıda kişinin öldüğünü gösteriyor. Bu kişilerin büyük bir bölümü BMI (Body Mass Index) yani vücut kitle endeksine göre klinik açıdan obez olarak kabul ediliyor. Ancak uzmanlar vücut kitle endeksini tartışmalı kabul edip belki de çoğumuz zaten klinik açıdan obez olduğunu söylüyor (zayıf görünsek bile içimiz yağlı ise sıkıtı büyük).

Yağlanma gerçekten kompleks ve karışık bir konu. Yağ oluşumunda pek çok bileşen bulunuyor. Bunlardan biri de vücudunuzun başka bölümlerinde büyük hasarlar yaratabilecek hormonlar. Yapılan araştırmalar sonucunda bel çevresinde biriken yağların basen ve popo bölgesinde biriken yağlardan daha tehlikeli olduğunu, tip-2 diyabete ve kalp-damar rahatsızlıklarına yol açtığını artık biliyoruz.

Peki, iç organlarımız etrafında biriken bu yağlar açısından kimler daha çok risk taşıyor? Hareketsiz bir hayatı olan, oturarak çalışan kişilerin büyük risk altındadır. Haftada iki saatten fazla aerobik egzersizi yapmıyorsanız, sizin de iç organlarınızın etrafında yağlar birikmiş olabilir. Bütün gün boyunca bilgisayar başında oturuyor, işe arabayla gidiyor, merdiven çıkmak yerine asansörü kullanıyor ve buna rağmen zayıf görünüyorsanız, risk taşıyan grupta olabilirsiniz. Aman dikkat, akşama kadar oturuyorum, bilgisayar ve tv başındayım ve buna rağmen incecik duruyorum diye sevinmeyin. Kazın ayağı öyle değil maalesef.