Yaşadığımız gezegende kendini en açık ve en doğru şekilde ifade eden canlının insan olduğunu düşünürüz. Çünkü hayvanlar konuşamaz. Bazı nidalar ve seslerle bizimle iletişim kurarlar. Bitkiler ise bunu da yapamaz… Evet doğa konuşamaz. Ama o kendini, gerek doğal afetlerle gerekse alışık olmadığımız sıcak ve soğuk hava dalgalarıyla ‘çığlık atarak’ pek tabii ifade eder. Ve bu ifade şeklinin doğrudan veya dolaylı olarak bizim üzerimizde önemli etkileri vardır. Bence kısa süre içinde bunun örneklerini de yaşadık. Maalesef içinde bulunduğumuz bu mevsimde de yaşıyoruz.
Geleceğimiz söz konusu olduğunda öncelikli olarak telaşlandığımız birçok konu var. Hadi dürüst olalım, korkmayın korkmayın sadece kendimize… ? Doğa bu öncelikli telaşlarımız arasında kaçıncı sırada yer alıyor? Biraz düşündüyseniz biraz da kafanız karıştıysa amacıma ulaştım demektir. Her ne kadar genel bir çerçeveden söze girmiş olsam da lafı daha fazla dolandırmadan sizinle paylaşmak istediğim konuya geleyim…
Pandemiden sağlığa, ekonomiden lezzete kadar son yılların bize öğrettiği en açık şey, geleceğimiz için öncelikli olması gereken en önemli konulardan birinin ‘tarım’ olduğudur. Sağlıklı ya da ulaşılabilir gıda dediğimizde, ülkemizdeki tarımın geleceği ve sürdürülebilirliği bizi etkileyen ve üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken konuların başında geliyor.
Bu bağlamda üreticinin desteklenmesi, genç çiftçilerin tarım ve hayvancılık konusunda teşvik edilmesi oldukça önemli. Geçmişten geleceğe tarım ve hayvancılık konusunda teşvikleri incelemek ve gelecekte bunu nasıl daha etkin kullanacağımızı sık sık tartışmamız gerekiyor.
Tarım bakanlığının bu konuda oldukça kapsamlı teşvik paketleri bulunuyor.
Peki bunları biliyor musunuz?
Bakanlık, tarımsal üretimde üreticiyi desteklemek için başta agronomik ürünler, baklagiller ile soğan, yaş çay, fındık, yem bitkiler olmak üzere seçili ürünlere değişen değerlerde mazot desteği uygulamaktadır. Bu arada unutmayalım, desteklenen ürünlerin havza dışında yetiştirilmesi durumunda belirlenen ürünlere mazot, gübre ve fark ödemesi desteği verilmeyeceği açıklanmıştır. Bakanlık, toprak analizi, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile alan bazlı gelir desteği, fark ödemesi, yurt içi sertifikalı tohumluk ve fidan desteği vermektedir. Zeytinciliği korumak adına ‘geleneksel zeytin bahçelerinin rehabilitasyonu desteği’ kapsamında dekar başına Bakanlık tarafından ödeme yapılmaktadır.
Hayvancılık ile uğraşan üreticiler de önemli ölçüde desteklenirken bunlara ek olarak çoban istihdam desteği de verilmektedir. Bunu çiğ süt desteği takip ederken, su ürünleri konusunda özellikle küçük çaplı balıkçılar da unutulmamıştır.
Peki bunları hatırlıyor muydunuz?
Ancak bu teşvik paketleri dahi tarım sektöründe ciddi daralmalar olmasını engellemiyor. Her geçen gün tarımsal maliyetlerin artışı ve gelir skalasındaki belirsizlik gençlerimizi maalesef tarım ve hayvancılıktan uzaklaştırıyor.
İstihdam boyutuna bakarsak, 2007 yılında çalışanların %22.5’i tarım sektöründe çalışırken, 2017 yılından itibaren yaklaşık 28 milyon çalışanın 5 milyonu tarım sektöründe çalışmaktadır (TÜİK, 2018).
Günümüzde Türkiye’de 20 milyon dolayında kırsal nüfus bulunurken bu sayı TÜİK’in verilerine göre 2026’da 16,7 milyona, 2034’de 1,2 milyona, 2042’de 9 milyona, 2050’de 4,5 milyona gerileyecektir.
Sizce bu tablo, ülkemizde ki tarımsal faaliyetleri, çiftçiyi, üretimi, ekonomik ve sağlıklı beslenmeyi nasıl etkiler?
Tüm bu veriler ışığında geleceğimiz için bizim en önemli konumuz, tarım ve hayvancılıktır.
Yazımı sonlandırmadan önce bu yıl ülkemizdeki tarımsal getirinin çok önemli olduğunu vurgulamak isterim. Çünkü çevremden ‘bu yıl da böyle olursa bu işi bırakacağım.’ Cümlesini çok duyuyorum. Üstelik önümüzdeki 9 aylık süreçte ülkemizdeki döviz dalgalanmalarıyla gübre sektörü başta olmak üzere tarımsal ürün fiyatlarında yaklaşık yüzde 25’in üzerinde bir artış beklendiğini gözlemliyorum…
Bu işi bırakma! Peki nasıl?
Tarım ve hayvancılık çok daha fazla tedbir ve teşvikle tekrar gençlerimiz için güvenli bir çalışma alanı haline getirilmelidir. Daha önemlisi gençlerin uyanarak toprağa, doğaya sahip çıkması ve bu konuda çalışmalar yapması hepimizin yararına olacaktır. Bunu çocuklarımıza ve gençlerimize anlatmakta biz yetişkinlere düşmektedir.
Bu konuyu es geçmeyin. Sevgi ve sağlıkla…