Millet İttifakı’nda İYİ Parti’nin yolunu ayıran politika ve dışa vurum, siyasetin depremidir. Sandığa sayılı haftalar kala, eski koalisyon mantığını anımsatan bu durumda, aksine CHP de etken olmuştur.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, sonuca gidebilmek için hem masaya, hem kamuoyuna taşıdığı düşünceler ve ısrarı, 6’lı Masa’da yeterince müzakere edilemiyordu.
Akşener’in, CHP’ye mensup İstanbul’u yöneten Ekrem İmamoğlu ve Ankara’yı yöneten Mansur Yavaş’ı ortaya atması, haftalardır bir teknik değerlendirmeye alınmıyordu.
Nitekim...
İYİ Parti olarak;
Ortak aday için…
Masaya ortak siyasi partilerin her biri olarak, kamuoyu anketleriyle gelinmesi, konuşulması ve müzakeresi isteği, son buluşmayla da olmayınca, artık ipler de kopma noktasına gelmiş oldu.
Akşener’in, ittifak ortağı büyükşehir belediye başkanlarını potansiyel güçlü aday değerlendirmesi olarak masaya getirmesi normal, ama sandık için ‘vatani görev’ vurgusuyla adaylığa çağırması, etik tartışmalarına neden oldu.
CHP kızmamalı!
İYİ Parti’nin TBMM’ye girebilmesi için ‘Grup’ olmasını sağlayacak sayıda gereken milletvekilini, geçici görevle kendi iradesiyle vermişti.
…Ve!
Böyle bir hülleyi, AK Parti’nin MHP destekli hükümetine karşı, demokrasi görevi gören ve hedefe varmanın güçlü adımı, unsuru gören aynı CHP, şimdi İYİ Parti’ye neden kızıyor?
CHP, kendisine mensup 2 büyükşehir belediye başkanın ‘Cumhurbaşkanı’ adayı olarak konuşulması nedeniyle gurur ve mutluluk duygularına kapılmadı.
Aksine…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ortak adaylıkla anılmalarına da, anketlerle masada değerlendirilmesine dahi tahammül edemedi.
Önlerine, duvar örüldü!
6’lı Masa’nın taraflarına baktığımızda, hep ‘doku uyuşmazlığı’nın olduğunu ifade ettik ve gidişata tereddütlü yaklaştık.
Epey süre…
CHP; Kürt politikası ve seçmenine yönelik açık ve net politika ortaya koyamadı, velakin HDP’yle örtülü irtibat ve senaryolar da gündeme geldi.
Zaten…
İYİ Parti nedeniyle;
Kürt kökenli seçmenlerin, HDP’nin organize desteğinin alınamama endişesini içerisinde tartışan ve yaşayan CHP; sahi neden kızıyor?
Hatta…
Olası hükümette;
Meral Akşener, ‘Başbakan’ olacağını ilan etmesine rağmen, ortada henüz ortak aday yoktu, ama son birkaç aydır Kemal Kılıçdaroğlu da, ‘cumhurbaşkanı’ adayı gösterilecekmiş gibi, kendi merkezli dil kullanıyor, vaatler veriyordu.
Üstelik…
Kılıçdaroğlu, son 2 cumhurbaşkanı seçimlerinde hep kendisi belirleyici oldu veya kendi adayını empoze etti.
MHP’den sonra milletvekili adayı yapılan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu da öneren ve aday çıkarttıran da, rakibi Muharrem İnce’yi öneren ve aday gösteren de, aynı Kemal Kılıçdaroğlu’ydu.
Karadeniz’de 1 milyon fındıkçı yürüdüğünde de, Soma’da da kazanamayan, yine CHP olmuştu.
Hep kaybetti!
Nereye kadar?
Şimdi…
Meral Akşener’e kızıyorlar!
Aksine…
İttifak’tan çekildiği ve AK Parti’nin hükümeti kaybetme fırsatının kaçırılması sorumluluğunu, şimdi Akşener’e yükleyen CHP görüyoruz.
Aralarında;
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, ‘Cumhurbaşkanı’ görevine yakışan, karşılığı bulunan gören bir düşünce de, üst ses tonuyla ortaya atılıyor.
5’li Masa’da;
CHP’nin kendisine tahvil ettiği hedefine, HDP kadar katkı koyacak siyasi güç var mıdır, tartışılır.
Demokrat Parti’yi zaten İYİ Parti’den daha fazla önemseyen CHP, vaktiyle de AK Parti’nin bağrındaki eski isimler; Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’yla artık elele olması da, göreceği katkı da zaten tartışılıyor.
İttifak masası için;
Kılıçdaroğlu’nun, Türkiye’nin renkleriyle büyümesi gerektiğini ifade eden sözleri, şimdi HDP’yi akıllara getiriyor.
Ülkücü taban ve varlığın rahatsızlığıyla bugünlere gelinen CHP’de, HDP’yle olası örtülü ittifak refleksi bile, istenen sonucu getirebilecek mi?
İktidarı ve muhalefetiyle;
Türk Siyaseti’nde 1 oyun dahi öneminin arttığı sandığa gidilirken, İYİ Parti’nin de CHP’li belediye başkanlarından yanıt alması, belirsiz duruyor.
Velakin…
Akşener’in, Ekrem İmamoğlu’yla beraber Saraçhane’de hem makamda hem de alanda oluşturduğu fotoğraflar ve kamuoyuna mesajlar vardı.
Kılıçdaroğlu’nun örmek istediği duvara karşılık, Akşener tarafından da topluma eliyle teslim edilen, cumhurbaşkanı adaylığı için arka çıkılması istenen CHP’li belediye başkanı lanse edildi.
Zira…
Bu fotoğraflar ve belediye başkanı olarak da stratejik kentlere tura çıkılması da, kamuoyu anketleri için önem taşıyordu.
İmamoğlu’nun, olası adaylık için İstanbul’un yönetiminden çekilmesi, meclisteki çoğunlukla AK Parti’nin dönmesi anlamına gelecektir, ama ‘Türkiye için görevini bırakmasını isteyen’ bir düşünce, Akşener tarafından da, şiddetle ortaya konuldu.
Siyasetteki deprem;
AK Parti’nin hükümete devamının önünü açar mı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görevini uzatır mı?
Erdoğan’ın karşısında;
Çok kez seçim kaybeden Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin gündemindeki farklı başlıklar nedeniyle yeni sandıkla kendisinden emin, İstanbul ve Ankara’nın kendilerinde olmalarından da cesaret alıyor.
Ana muhalefet olarak, etken ve belirleyici rolünü sürdürmek istiyor, ama bazı hassas başlıklardaki belirsizlik, ucu açık tutum ve açıklamaların da, güven ve tereddüt yarattığı hep konuşuluyor.
AK Parti’nin, kendisini zora düşüren fotoğrafları oluyor ve ekonomi, aşmaya çalıştığı hendek anlamına geliyor.
Böyle derken…
Eski koalisyon girişimleri ve hükümetlerini andıran, neden olduğu sıkıntıları, bunalımları akıllara getiren 6’lı Masa, epeydir sınavını vermekte zorlanıyor, hükümeti, siyasi iradenin elini güçlendiriyor.
Türkiye’nin yönetimsel sistemi açısından, AK Parti’nin atacağı olası yeniden yapılanmanın da, İYİ Parti’yi yanına çekeceğini ve MHP’den daha güçlü bir tamamlayıcılık sağlayacağını düşünüyoruz.
Zor ihtimal gibi duruyor, ama imkansız görmüyoruz.