Devlet, özel okul ücretlerinin yeni dönem zammına %65 sınırı getirdi; velilerin beklentisine yanıt vermeye çalıştı. Meselede süregelen tartışmalara, sistemsel çözümle nokta konulması gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde…
Özel okulların eleştirildiğini, ama bu sektör açısından, ‘Madalyonun öteki yüzü’ olduğunu söylemiştik.
Eğitim;
Her ülkenin geleceği ve toplumu için öncelik taşırken, Türkiye’de özel okullara ihtiyaç ve talepte, farklı nedenlere dikkati çekmiştik.
Kadınların ve dolayısıyla annelerin de çalışma hayatına katılımı, mesleğe dayalı koşullar ve resmi okul açığı, tam gün eğitim veren özel okulları; zorunlu ihtiyaca dönüştürdü.
Durum böyleyken…
Elektrik ve doğalgazın ücretlendirmesinde ticarethane, fabrika gibi görülen özel okullar, farklı öğünlerle beslenme ihtiyacını da karşılıyorlar.
KDV, gelir vergisi ödeniyor.
Ticari bir işletme kimliğine sahip olunsa da, özel okulların, ‘eğitim’ gibi kamusal, toplumsal bir temel görevi, hizmeti yerine getirdiğini vurgulayalım.
Tüm bunları anlatırken…
Nitelikli eğitime ilişkin;
İdari ve eğitimsel kadrolara sahip olması gereken özel okullar, nihayetinde ‘üst ölçekli kalite’ beklentisiyle karşılanıyorlar.
Özel okullar için…
Süren dönem için geçen yıl %36 oranıyla zamma üst sınır getirilmesinin ardından, gelecek dönem için de beklenti yerleşmişti ve nitekim dün açıklanan kararla yine sınırlama geldi.
Sektöre hem veliler hem de işletmeciler açısından bakan, olgu getirilen ve empati kurulan sistemsel çözüm şart oldu.
Vasıfsız emek gücü ücretine %54 zam verilirken, nitelikli emek gücüyle olan ücret makasının daralması, özel okullar açısından hem velileri hem de hizmeti sağlayan kadroları bağlıyor.
Özel okullarla;
Tam gün eğitim sayesinde, anne ve babaların çalışma hayatlarına devam etmesi mümkün olabilirken, böylesine ‘toplum ve emek gücü’ dinamiğini dikkati almak gerekiyor.
Ortada;
Farklı nedenlere dayalı toplum bir ihtiyaç ve bu doğrultuda ihtiyacı karşılayan bir sektör var.
Söz konusu olan;
Eğitim, yarının kuşakları!
Bu nedenle;
Özel okulların da, istihdam ve cari açığa karşı ihracatıyla önemsenen patronlar ve fabrikaları gibi, desteklenmeliler.
Öğretmenler için ‘sigorta prim desteği’, elektrik ve doğalgazın ücretlindirmesinde ‘ticari’ bakışın esnetilmesi ve verginin hafifletilmesi, sistem çözümün düşünceleri görülmelidir.
Devlet, özel bireysel emeklikte prim katkısı veriyor, özel hayatve sağlık sigortaları için de belirli oranda prim iade yapıyor.
Benzer uygulama;
Özel okullar için de olmalı!
Devletçe;
Önemsendiğinden söz edilen;
İstihdamdaki anne ve babaların mutlak ihtiyacı olan tam gün hizmet veren özel okullara ödemeler, neden devletin desteğine alınmıyor?
Pandemi döneminde;
Özel okullar olmasaydı, eşli çalışan sağlık çalışanları ve anne hemşireler, nasıl görevleri başında olabileceklerdi?
Sözün özü…
Özel okullar, bu ülkenin ihtiyacı ve gerçeğine dönüşmekle beraber, bir niteliğin sürekliliği ve öğretmenlerin hakkı için de, öğrenci ve velileri için de artık devlet tarafından kalıcı bir çözüm şarttır.
Böyle derken…
Kapalı ve açık alanları, niteliksel, fiziki koşulların yeterli olduğu sektörel faaliyete yönelik standart gerektiğini de, nitelik ve adil rekabet açısından da önemle not düşelim.
Aksi durumda;
Deprem riski getiren faylı zemin gibi bir ülke ekonomisinde, aynı meseleyi de, her yıl konuşmaya devam ederiz.
En başta;
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e görev düşüyor, özel okullara zam meselesi olarak oluşan sıcak gündemin, soğutulmadan kalıcı, sistemsel bir çözüm için de adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz.
Zira…
Özel okul sektöründe, sanıldığı gibi pek ‘pembe’ olmayan bir duruma gelindiği görülüyor.
İflas eden, el değiştiren özel okullar var, aralarında aslında fiziki ve diğer bazı koşullarıyla yetersiz olanlar tartışılıyor.
Bu yıl;
Ciddi oranda el değiştirmelerin olacağı ve kapanmalarla da daralma beklentisi konuşuluyor.
Dün…
Özel okul sektörünün temsilcileri, zam sınırınını ele almak üzere Bakan Özer’in davetiyle bir araya gelmişlerdi.
Basın toplantısında oluşan ‘fotoğraf’ karesi de, zaten sektörel açıdan dediklerimizi anlatmaya yetiyordu.