Türkiye’nin bugüne uyandığı büyük deprem, tüm yurt geneliyle bir riskin gerçeğini, büyüklüğünü ve mesajını, bir kez daha gösterdi. Aklın ve fikrin; İstanbul’dan ibaret olmaması gerektiği de, ders çıkarılmadığı da görüldü.

Marmara Depremi’ne eşdeğer bir yeni büyük deprem daha, Türkiye’nin üzüntüleri, acıları arasındaki yerini aldı.

Tefrika, klişe yazmayacağız.

Yani…

Sözü uzatmayacağız.

Yapılaşmada;

Depreme karşı…

Bilimsel ve mevzuata esasla statik ve mimari projelerin çizilmiş olmasının dahi tek başına yeterli olmayacağı, yıkım ve  enkazla anlaşılıyor.

Bir sitede;

Apartmanlardan sadece birisi, yıkılıyor ve ufalanıyor ise, inşaatın kalitesi açısından, zihniyet çöküntüsünü de konuşmalıyız.

‘Yapı Denetimi’ yasası ve mekanizmasına rağmen, böyle esasa tabi bina da yıkılıyor ise, bu sistemi  de tartışmalıyız.

Güvenli yapı gerekçesiyle;

Ruhsatlı inşaatlar için ‘Yapı Denetimi’ diye denetim getirildi ise, kaçak yapılar için ‘İmar Barışı’ adıyla yasallaştırma neden yapılıyor?

Tek katlı kaçak evler, zamanla apartmanlara dönüşüyor ve böylece yapıların yükü artınca, deprem riski de büyüyor.

Türkiye olarak;

Dini ve milli değerlerimiz güçlü!

Devlete sadık bir milletiz, ama kurallara gelince de, kaçak yapılaşma örneğindeki gibi,  olası afete tehlike inşa ediliyor.

‘Kentsel dönüşüm’ denilince…

Planlı yapılaşmış, gayrimenkul değeri yüksek Nilüfer’de daha yüksek imar getiren dönüşümler, üstelik özel sektör eliyle hızla oluşuyor.

Velakin…

Kaçak yapılarla büyüyen Yıldırım’da, aksine kentsel dönüşüme belediyeler olarak girilmesi ve öncelik edilmesini, yoruma bırakıyoruz.

Kahramanmaraş merkezli;

Yeni depremin etkilendiği illerde, yüzlerce binanın tamamen veya kısmen yıkıldığı  görülürken, yüzlerce can kaybı, binlerce yaralı var.

Depreme karşı…

Devlet olarak;

Vatandaştan, mühendislik eli değişmiş güvenli yapılarda oturmaları ve kentsel dönüşüme girmeleri isteniyor.
Velakin…

Marmara Depremi’nin üzerinden 24 yıl geçti, ama devletin yönetildiği ve hizmet ettiği binalar da, yıkılmaya, hasar almaya devam ediyor.
Hatay’ın ilçesinde;
‘Devlet’e ait hastanedeki yıkıma ne demeli; böyle devlet binaları hasarı, Marmara Depremi’nde de dikkati çekiyordu.

Adıyaman’da;

Zarar gören devlet binaları arasında, Adıyaman Belediyesi’nin yönetildiği ve çöken 5 katlı ana binası da vardı,

Deprem zararında;

Resmi kurum ve kuruluşlara ait binalar açısından, ihale mevzuatı eleştiriliyor, ama inşaatın kalitesi açısından, kurumsal denetime odaklanmalıdır.

Bugün…

Çok sayıda ilde can alan, yüzlerce binanın zarar görmesine neden olan yeni büyük depremle gözden kaçan bir yeni gerçek de, ilk kez görülüyordu.

Deprem sonrası için…
İstanbul ve Bursa’da;

Resmi kurumlarla sınırlı olmayan, sivil toplumu, büyük işletmeleri içine alan etkili bir örgütlenme, AFAD’ın koordinasyonuyla var.

Hatta…

Bursa’yı örnek görüyoruz.

Bugün…

Üstelik;

Yeni…

Büyük depremde;

Özellikle…

Kahramanmaraş, Hatay, Şanlıurfa ve Adıyaman’da, hem arama ve kurtarma hem de günlük hayatın insani desteğinde yavaş ve etkisiz kalındığı da, TV’ler ve sosyal medyaya yansıdı.
Nitekim…

AFAD’ın koordinasyonuyla;

İstanbul ve Bursa’nın, örgütlenme, imkan ve deneyimiyle öne çıktığı seferberlikle farklı illerden resmi ve gönüllü ekipler, yollara çıkmıştı.

Hatay

Jeopolitik nedenlerle hassas bir ilimiz, ama kentin Süper Lig’deki futbol takımını çalıştıran Volkan Demirel’in sosyal medyadan yardım çağrısı feryadı ve gözyaşları, ne demek istediğimizi özetliyor.

Deprem yaşanan illerinde;

Haberleşmeye parantez açalım…
Cep telefon şebekelerinin çökmesi ve haberleşmenin kesintilere uğraması da, GSM operatörlerinin tepkiyle karşılanmasına neden oldu.
Sosyal medya
Doğru kullanımında etkili bir iletişim aracı olduğunu, depremle de gösteriyordu ve enkaz altından dahi yardım çağrıları paylaşılıyordu.

GSM baz istasyonlarının, hem konuşma hem de internet açısından güçlü olmaları, depreme dirençli yapılmasının gerektiği tekrar anlaşılıyordu ve böyle bir sorunun sürdüğünü gösteriyordu.

Bursa açısından…

Elbette;

Yapılması gerekenler bitmedi, unutulan depremler ve bugünkü depremle tekrar hatırlatılan bir gerçek var.
AFAD organizayonuyla;
Tüm illerde…

Gönüllük esasıyla;

Deprem tatbikatı yapılabilmesi isteniyordu, ama duyurulan saatte, Bursa’da kaç site, apartmanda uyuldu?

Sosyal medyada…

Bir eylem çağrısı olsa;

Evlerde ışıklar yanıp söndürülüyor, balkonlarda, pencelerde tencere ve kapak, çatal ve kaşık sesleri duyuluyor, ama…
…Ve!
Bir ünlünün yediği, içtiği, kullandıkları ve gezdiği yerler kadar, deprem uyarıları, ne derece gündemde duruyor, paylaşılıyor.