Bir zamanlar; Bursa’nın Gemlik ilçesiyle yüzleşildiğinde, Orhan Veli’nin “Gemlik'e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma” özdeyişi meşhurdu, ama şimdilerde öyle mi?

Bilindiği üzere…

Geçen yüzyılda;

Türkiye’nin yaşadığı en büyük ve en yıkıcı deprem, Marmara Depremi’ydi ve 4. büyük Bursa’yı teğet geçmişti.

Aslında…

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstütüsü’ne gittiğimizde, not ettiğimiz bir ayrıntıya dikkat çekilmişti.

Yalova ile Bursa’nın arasında;

Yüksek dirençli, kayalık yapıya sahip Samanlı Dağları’nın, Gölcük merkezli olan büyük sarsıntının salınımını, şiddetini emdiğinden söz ediliyordu.

Böylelikle…

Özellikle;

Gemlik ve Orhangazi başta olmak üzere, güneyde Bursa’yı içine alan havza için şans olduğu vurgulanıyordu.

Yıllar geçti…

Son durumla;

Bursa’nın, Balıkesir; Manyas ile Bursa; Hamamlıkızık olmak üzere, 2 uç arasında kalan ana kent ve yakın çevresi için bir gerilme, dolayısıyla deprem riski olasılığı konuşuluyor.

Bursa’da;

Deprem gerçeği ve riski konuşuluyor, ama dün Gemlik’ten geçtiğimizde, kentsel çelişkinin sürdüğü anlaşılıyordu.
Yamaçlara dikilmeye devam edilen, yükselen apartmanlar ve siteler, depremsel gerçeğin ne derece önemsendiği açısından, çoktandır tartışılıyor.

Bilimsel açıdan;

Yaygın tabirle “Mühendisliğin çözemeyeceği şey yoktur” denilir ve bina projeleri hazırlanırken, depremsel önlem hesaplamaları yapılır.
Velakin…

Gemlik;

Yamaçlara büyümek zorunda mı, sanayileşmenin yerleştiği düzlem bir havzaya neden planlama getirilmedi?

Bir il veya ilçe, mutlaka fiziken büyümek zorunda mı, yeni imar planları çıkarılmak zorunda mı?
Bodrum’un betonlaşması tartışılıyor, orada yamaçlara villalar, villa siteleri ve lüks oteller yapılıyor, ama deprem riski yok.

Ya Gemlik?

Yerli, milli otomobil fabrikasıyla hızlı büyüme sürecine girmiş bulunan Bursa için körfezinin Nilüfer’i oldu.
Bursa’nın körfezi için;
Kentsel dönüşüm konuşuluyordu, doğudaki vadiye taşınacaktı, Küçükkumla için de aynı durum geçerliydi, gündemi soğumuş görülüyor.

Zira…

Yamaçlara baktığımızda;
Orhan Veli gibi “Gemlik'e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma” demek yerine, ‘Gemlik’e doğru betonu göreceksin, sakın şaşırma!’ dedirten bir çağrışım, önce geliyor.

İnşaatların tabelalarında, depreme karşı güven veren yerine, manzara güzelliğini öne çıkaran mesajlar dikkati çekiyor.

Yüzyıllar öncesinde;

Kentler, düşmandan korunmak ve güçlü savunmak için yamaçlara, mümkün olan en tepelere kurulur, kaleler yapılırdı.

Şimdilerde;

Depremsellik ve özellikle kış koşullarında yüksek eğimli yolların yarattığı sıkıntılara karşılık, manzara için tepelere ev yapmak makbul oluyor.

Büyük kentlerde;

Plansız; kaçak yapılan binaların neden olduğu tahribat ve deprem riski nedeniyle endişeler konuşuluyor, ama Gemlik’te planlı neler oluyor.

Bugün dahi sevilen;

İsmini, İtalya’nın ünlü Portofino kasabasından alan şarkıya ilham veren o güzel yer, aradan geçen yıllarla Gemlik gibi de olmadı.

Sosyal medyada;

Finlandiya’nın en keyfi, en yaşanabilir ülke olduğuna ilişkin bir paylaşımı, sıklıkla görüyoruz.

Finlandiya’da;

Çok nüfus yok!
Finlandiya’da;

Riskli coğrafya yok!

Finlandiya’da;

Terör derdi yok!
Finlandiya’da;

Kurallar var!

Avrupa’nın çok yerinden paylaşılan kartpostal gibi görüntülerin çekildikleri yerler, kurallar ve bilinçlilik üzerine kuruludur.
Portofino ile Gemlik’i de yana yana koyun, ne demek istediğimiz de çok daha iyi anlaşılacaktır.

…Ve!
Yerli, milli otomobil Togg’un fabrikasının kurulmasıyla beraber sırada Kumsaz ve Kurşunlu’nun sahilleri ve yamaçları sırada, kaybedilme yolunda…