Ekonomideki sıkıntılı dönem, karın doyurmayı da, memlekete yola çıkmayı da, hediye geleneğini de etkilirken, özellikle çocuklar için yaygınlaşan evcil hayvan bakabilmek de zorlaştı.
Piyasa pahalılığı;
Adeta kontrolden çıkan bir durumla değerlendirilirken, temel ihtiyaçlara dahi erişmek kolay olmuyor.
Birkaç yıldır…
Toplumsal duyarlılığın merkezinde, sokak hayvanları var evlerde kedi ve köpek beslemek yaygınlaşıyordu.
Çocuklar açısından…
Hayvan sevgisi ve olgusu açısından evlerde çeşitli türde hayvanlar beslemek, ayrıca teknoloji bağımlılığına karşı da önemseniyor.
Emekli, yaşlı aileler ve yalnız yaşayanlar için de, evcil hayvanların, arkadaşlığıyla tercih edildiğini görüyoruz.
Böyle derken…
Son 1 yıldır;
Ekonomideki olumsuz gelişmeler nedeniyle evlerde kedi ve köpek beslemek de, artık belirli bir maliyet, bütçe gerektirmeye başladı.
Geçen gün…
Nilüfer’de;
Evlerde bakılan ve ticareten satışı yasak kedi ve köpeklere yönelik yem ve farklı ürünler satan Petmarketim’in sahibi İsmail Oğuz’a konuk olduk.
Dosluğumuzdan biliyoruz;
Özenli esnaftır.
Merakla..
Gazeteci refleksiyle;
Sektörünü sorduk.
Tahmin ettiğimiz üzere;
Oğuz, “Farklı türlerde kedi ve köpek gibi evcil hayvanları barındırmak, daha üst gelir grubuna kayıyor.” diyor.
Yem fiyatlarının arttığını belirten Oğuz, “Ama beslemenin de ötesinde, olması gereken düzenli sağlık takibi ve tıbbi müdahalelerin de; bir bütçe gerektiğini, ifade edeyim.” bilgisini veriyor.
Böyle deyince…
Ekonomi koşulları açısından;
Türkiye’de duyduğu bir gelişmeyi, somut bilgi notuyla biz de kendisine aktarmak istiyorduk.
Zira…
Özel sigorta firmalarında;
Evcil hayvanlar için de, periyodik muayeneler ile ayakta ve yatışlı tedaviler için hizmete başlayanlar olduğunu söylüyorduk.
Oğuz, özellikle çocukların eğitimi, gelişimi ve duyguları açısından, evcil hayvan bakabilmenin önemini vurguluyor.
Sözlerinin devamında;
Ekonomi gündemini bağlayan tespitte bulunan Oğuz, “Evlerde bandırılan kedi ve köpeklerin, barınaklara, sokağa bırakıldığı haberlerini almamız, herkesi üzüyor.” şeklinde konuşuyor.
Ardından…
Trajik;
İlginç bir not düşüyor.
Oğuz, “Pandemide, sokağa çıkmak için evcil hayvanlara yönelme oldu, sonradan bakmayı bırakan, sokağa terkedenler olduğu duyuldu. Hayvanı olmayıp, bir yem fişiyle sokağa çıkanlar da vardı. Pandemi anıları olarak unutmayacağız.” ifadesini kullanıyor.
Evlerde hayvan beslemenin, özellikle çocuklar açısından heves olmaması da, ayrı bir başka temel önemle ortaya konuluyor.
Oğuz, “Hayvanlar, oyuncak değildir. Onların da, düzenli bir bakıma ihtiyaçları ve duyguları vardır. Bu nedenle hayvan sevgisi, olgusu ve bir sorumluk duygusuyla tercih edilmelidir.” uyarısında bulunuyor.
Nihayetinde..
Satılan yemin de, barındırma ve ortamsal ürünlerin de, en uygun fiyatlısı da daha kaliteli ve fiyatlısı da var.
Velakin…
Oğuz, “Ekonomideki koşullar açısından, sektörümüz de, sıkıntı yaşıyor.” diye, parantez açıyor.
…Ve!
Halkın alışveriş yapmasını kolaylaştıran Sanal AVM’lerin önemini kabul ediyor, ama dertleniyor.
Bir başka saptamayla;
Oğuz, “Uygulanan komisyon oranlarıyla işbirliğinin sürdürülmesi ve dayanmamız kolay değil. Tanıtım ve kampanyada sosyal medya kullanıyoruz, müşterilerimize de WhatApp’la iletişim kuruyoruz.” bilgisini veriyor.
Bunları konuşurken;
Temini kolay, ekonomik ve bakımı kolay balık, su kaplumbağası ve kuşların daha cazip olmaya başladığını, hayvan sevgisi ve olgusu açısından rağbetin de arttığını öğreniyoruz.
Oğuz, “Akvaryum hayvanları ve kafesli kuşlar da, arkadaşlık ediyorlar. Çocuklarla başucunda yine güçlü bağlar kuruluyor, sorumluluk aşılanıyor.” diyor.
Toplumsal mesajla;
Sözlerini noktalıyor.
“Evde kedi ve köpek beslemek, heves değil olgu olmalıdır, üstelik sorumluluğu fazladır. Sokağa sonradan terk edilme, ayrı bir duygu meselesidir ve hayvanlara travma yaşatıyor.”