Ekonomi gündemi, ev sahipleri ile kiracıları da karşı karşıya getirdi ve tahliye için ilginç yöntemlere başvurulduğu duyuluyor. Arabulucu yöntemi ve tercihi; uzun, masraflı davalar yerine, ‘imdat çekici’ görülüyor.

Piyasalara yerleşen pahalılık, pazaryerinden markete, akaryakıttan farklı hizmet ve kullanımlara, ücretleri yukarılara taşıdı.
Ekonomideki koşullar;

Toplumsal, ticari barış etkileniyor.

Böyle süreçte;
Oluşan fiyatlandırmaların, ne derece hakkaniyetli olup olmadığı da, tartışmaları güçlendiriyor.

Gayrimenkul piyasasında;

Satın almaların yanı sıra, kira bedellerinin takdiri ve oluşan rakamlar da, barınma meselesini gündeme taşıyor.
Ev sahipleri ile kiracılar arasındaki ihtilaf nedeniyle mahkemelerde oluşan dava dosyalarının 3 kat arttığından ve dava çalışmalarına yetişmekte zorlanıldığından söz ediliyor.

Meselede;
Kiracılar arasında, kiralara yapılan zammın hakkaniyetli görülmediği, yüksek ve çok yüksek görüldüğü, karşı duruş sergilendiği vurgulanıyor.

Duyumlara göre…

İstedikleri yeni kirada ısrar eden ev sahiplerinin, kiracıyı çıkarmak için anlaşmalı olarak, başkalarına geçici satışlar yaptıkları söyleniyor.

Elbette ki…
Ev sahiplerinin dava yoluna başvurmaları, ortalama 2 yıl sürebilecek bir zamanı, oluşacak masrafları öne çıkarıyor.
Mahkemelik olmak yerine;

İhtilafın müzakere edilmesi ve sonuca bağlanabilmesinde, Türkiye’de tesis edilen; ‘Arabulucu’ yöntemi ve tercihi, ‘İmdat Çekici’ görülüyor.
Bursa’da;

ARD Arabuluculuk Merkezi’nin kurucu ortaklarından avukat Okan Dursun, sözünü ettiğimiz ev sahibi ile kiracı ihtilafında, önemli mesajlar veriyor.
İhtilafa konu edilen;

Kira bedelinin veya kira ilişkisinin yeniden düzenlenebilmesi ilişkin, ‘Arabulucu’ mekanizması öneriliyor.

Dursun, “Arabulucuya başvurulması sonrasında, uyuşmazlığın çözümü 1 ile 8 hafta içerisinde hiçbir harç ödenmeden sadece arabuluculuk ücreti ödenerek veya vekille temsil yapılıyor ise, davaya nazaran daha makul bir vekalet ücretiyle süreç sonlanmış olacaktır.” diyor.

Mahkemelerin tercih edilmesi durumunu değerlendiren Dursun, “Devlet yargısı, bedel tespiti veya uyarlama ile yetinmektedir. Tarafların her ikisini de memnun etmeyen  bir kararlarla kira sözleşmesi devam etmektedir.” diyor.

Süreç ve sonuç olarak;

‘Arabulucu’ yönteminin avantajını vurgulayan Dursun, “Arabuluculukla yeniden tesis edilen kira sözleşmelerinde, damga  vergisi oranı % 1.89  yerine, 132,30 TL maktu olarak  uygulanacaktır. Böyle bin durum, taraflara ciddi vergi avantajı da sağlayacaktır.” bilgisini veriyor.

Dursun, mahkemelerin, uzun ve masraflı bir süreç olduğunu ifade ederken, kira ihtilaflarının çözümünde, ‘Arabulucu’ yönteminin her açıdan yararlı ve avantajlı, tercih olacağını belirtiyor.

Tüm bunları söylerken…

Kira bedellerinin takdirinde, ‘yasal sınır’ açısından bir bilgilendirmede bulunan Dursun, “Kiraya yapılacak yıllık yeni zammın, geride kalan 12 ayın TÜFE oranı kadar olması öngörülüyor. Ama daha yüksek oranlı zamlar, ev sahibi ile kiracı arasındaki ihtilafı tetikliyor.” şeklinde konuşuyor.

Kiracıların zorunlu tahliyesini gerektirecek nedenlerin, mevzuatta yer aldığını anlatan Dursun, taraflar arası ihtilafta, aralarında yapılan sözleşmenin ve özel koşulların da önem taşıdığına değiniyor.
Avukat Okan Dursun, sözün özüyle “Kira uyuşmazlıklarının çözümünde, taraflar öncelikle arabuluculuğu alternatif bir yol olarak denemelidir.  Dava açmadan önce, kira uyuşmazlıklarında  arabuluculuk, iş hayatında barışın ve huzurun sağlanması için  ilk adım olmalıdır.” diye konuşuyor.

Bizden aktarması…