Türkiye’yi yasa boğan büyük depremin sonrasıyla Bursa’da bilimsel açıklamalar, tartışmalar sürüyor, halk arasında yanıtlar aranıyor. Bursa’nın halkı arasında da, “Nerede, fay var?” sorusu soruluyor.
Marmara Depremi’nden sonra…
Aynı merak vardı.
Araştırınca;
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MTA) 1980’lerdeki çalışmasına ait ‘Bursa Zemin Haritası’nın peşine düşmüştük ve ilk kez yayınlanmasını sağlayan; kent halkını bilgilendiren gazeteci olmuştuk.
Şimdilerde;
Dijital çağın getirdiği koşullarda, aslında herkesin bilgiye, belgeye ulaşabilmesi, mümkün olabiliyor.
MTA’nın kurumsal internet sitesinden il ve AFAD’ın kurumsal internet sitesiyle mahaleye göre deprem haritalarına ulaşılabiliyor.
Türkiye’nin 10 kentini, 13.5 milyon vatandaşımızı etkileyen yeni büyük deprem sonrası, Bursa’da yine fayların merakı oluştu.
Hangi ilçede, hangi semtte fay geçiyor, hangi zemin koşulları bulunuyor, deprem riski açısından, düşünceye varılmak isteniyor.
Gerçek;
Zaten ortada!
Bursa; 1. Derece Deprem Kuşağı’nda ve kaplıca kenti olmamız da, en basitinden faylara sahip olduğumuzun göstergesidir.
Bursa’nın fayları…
Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün güncel 1/250.000 ölçekli ‘Türkiye Diri Fay Haritası’, Bursa için de bilimsel verileri ortaya koyuyor.
Üstelik…
Bursa’nın zemin etüt haritaları ve veri tabanı var, velakin zemin ve faylar için de yenilenen araştırmaların yapılabilmesi de, önem taşıyor.
Mesele;
Depremin riskini, gerçeğini biliyoruz, ama imar ve planlama kararlarında dikkate almak ve bilime sadık güvenli yapılaşmayı sağlayabilmektir.
Elbette ki…
Fayların geçtiği bir kent olarak, hemen öyle endişe kapılmamak gerekiyor, ama bilimi esas almak, bilimsel verilere dayalı imar ve planlamaya uymak ve güvenli yapılarda yaşamayı, çalışmayı gözetmek gerekiyor.
Makalemizin bitiminde;
Türkiye Diri Fay Haritası’nın Bursa’nın il sınırlarına ait olanını, MTA’nın ilgili linki üzerinden, 3 büyük ilçe ve diğer ilçeleriyle detaylı incelebilirsiniz.
En çok konuşulan;
Kuzey Anadolu Fayı, İzmit Körfezi’nden yatayda geçerken, yan kolları arasında da, Bursa’yı görüyoruz.
Bursa’nın kent merkezi ve yakın ilçelerine bakıldığında, farklı adlarla birden çok fay bulunuyor.
Bu çok faylar;
‘Holosen Fay’ olarak tanımlanıyorlar ve 11 bin yıl önce yüzey faylanması oluşturan faylar olarak belirtiliyorlar.
İznik Gölü’nün güneyinde;
İznik ilçesinin yerleşiminin güneyinden, batı ekseninde İznik-Mekece Fayı geçtiği görülüyor.
Gölün güneyinden batı ekseninde de, Gemlik’in ilçe merkezinden geçen ve duran Gemlik Fayı ve kuzeybatıya doğru inen Gençali Fayı var.
Yalova’ın güneyinden başlayan Orhangazi Fayı da, adını aldığı ilçenin sınırından gölün kuzeyine iniyor.
İnegöl ilçesinin batısından başlayan ve güneydeki yerleşimin yakınından devamla güneydoğuya inen İnegöl Fayı yer alıyor.
Marmara Denizi’ne yakın Zeytinbağı Fayı ve Uluabat Gölü’nün güneyinden batıya doğru, Uluabat Fayı fark ediliyor.
Zeytinbağı’nın güneyinde Kaymakoba Fayı ve Uluabat Gölü’nün kuzeyinde de, Karacabey Fayı, haritalandırılıyor.
Bursa’nın yamaçlarındaki Bursa Fayı, Uludağ’ın güneyindeki Soğukpınar Fayı, kent merkezindin kuzeydoğusunda Barakfakı Fayı, dikkati çekiyor.
Kent merkezi olarak…
Doğuda;
İnegöl; Yeniköy’den başlayarak batı ekseninde giden, Saitabat üzerinden devamla, Kızık Köyleri ile Yıldırım ile Osmangaz’nin yerleşim bulunan güneyinden Muradiye, Çekirge, Sırameşeler’e inen kavisli, Bursa Fayı bulunuyor.
Osmangazi ve Yıldırım’da;
İzmir-Ankara Karayolu’nun güneyi ile yamaçları arasında, biri uzun, ama diğeri kısa olan farklı 2 fayın daha yer aldığını belirtelim.
Bu faylar da;
Teki, Yıldırım’ın yamaçlarına yakın güney ortası ile Gökdere arasında, diğer teki de, yine Yıldırım’ın yakın güney ortası ile Sırameşeler civarı arasında yer alıyor.
Çok konuşulan, tartışılan;
Bursa’nın İzmir-Ankara Karayolu’nun kuzeyindeki zemin; yani geniş bir alana sahip ‘Bursa Ovası’ ele alındığında ise, önemli tanımlamayla birleşiyor.
‘Ayrılmamış Kuvaterner Çökelleri’ tanımıyla bilimsel olarak, ‘deprem direnci zayıf’ özelliği olarak, dikkati çekiyor.
Bu durumu araştırırken;
Marmara Depremi’nin ortaya çıkardığı fotoğrafta, ‘kuvaterner çökel’ alanlardaki sıvılaşma ve taşıma gücü kaybının (zemin yenilmesi) etkili olduğuna dikkati çeken bilimsel değerlendirmeler okuduk.
Velakin…
MTA’nın paylaşımına devam ettiği ‘Diri Fay Haritası’nda, Bursa’nın hem ‘plansız’ hem de ‘planlı’ gelişiminin yaşandığı geniş yerleşim alanı, bilimsel açıdan sıkıntılı zemin tanımlı gözüküyor.
Sınırları için…
Geneli itibariyle;
İzmir-Ankara Otoyolu’nun güneyi olarak, Yıldırım ilçesinde Gölbaşı’ndan başlayan, Osmangazi’de Emek’in sınırına dayanan büyük alan öne çıkıyor.
Nilüfer’de;
Kuzeyinde Ertuğrulkent Planı’yla Ertuğrul ve Özlüce ile sonradan sınır taksimiyle oluşan mahaller, planlı kentleşmenin yürütüldüğü semtler…
İzmir-Ankara Karayolu’nun güneyinde Alaaddinbey ve Ürünlü gözüküyor, ayrıca bu 2 mahallenin de güneyinde, Uluabat Fayı geçiyor.
Gürsu, Demirtaş ve Kestel’in ilçe yerleşimleri de, zemin dayanımı sıkıntılı bölgeler içerisinde kalıyor.
Bu arada…
Bursa’nın kent yerleşiminin güneyi yani Uludağ’ın yamaçları, sert özellikte katman yapısına sahip olmaları nedeniyle dünden bugüne gündeme geliyor; mühendisliğe dayalı yapılar için de avantaj olarak biliniyor.
Bursa’nın kuzeyindeki Samanlı Dağları’nın da sert katman yapısına sahip oldukları, Marmara Depremi’nde enerjiyi emdiği ve kente etkisini frenlediği de, o vakitlerde notlar arasındaydı.
Marmara Depremi’ne neden olan;
Kuzey Anadolu Fay Hattı, 1900’lü yılların başından günümüzün arasında, yüzey faylanması oluşturan ‘diri fay’ olarak tanımlı geçiyor.
Parantez açarsak…
Bilimsel açıklamalarda:
Bursa’nın 1855 yılında büyük bir deprem yaşadığı ve aradan büyük zaman geçmiş olması, olası yeni deprem için uyarı olarak ifade ediliyor.
Güvenli yapılar için…
Elbette;
Mühendis projelendirmesi esastır, ama yaşanan yeni depremler, temel özelliği, tercihinden malzeme, müteahhitlik kalitesi ve yapı denetimine kadar, bütünsel davranış gerektirdiğini gösteriyor.
Kentsel dönüşüme önemden söz ediliyor, ama başlıca faylarla içiçe Osmangazi ve Yıldırım’ın güneyine girilmesine, yıllarca öncelikli ihtiyaç vardı.
Bursa’nın batısında;
Nilüfer’in de batısına götürülen planlı kentleşme ise, sıkıntılı potansiyele sahip zeminde büyüyor.
Osmangazi’de;
Ovaya dönüşüm gerekçesiyle projeler yapılıyor, ama mevcut plansız yerleşimler arasından güçlü geçiş ve fiziken çöküntü tasfiyesi, öne çıkmıyor.
Daha henüz…
25 yıl öncesiyle;
Nilüfer’de…
Temel malzemesi çekilmek için yapılan kazılarla yüksek derinlikli bir vadi oluşan bölgede, şimdi kule konutlar, alışveriş merkezleri bulunuyor.
Deprem riskine karşı;
Bursa’nın yapması gerekeni, Sakarya çoktan yaptı, çünkü Marmara Depremi’nden sonra, 3-5 katla sınırlı yeni imar, kentleşme sağlandı.
Bursa büyüdükçe;
Aslında…
Deprem riski de büyüyor!
Konutlar kadar, sanayi de artıyor, nüfus çekiyor ve kaçak yapılaşma baskısı ve girişimleri sonlanamıyor.
‘İmar Barışı’ adıyla;
Yürürlüğe alınan ‘İmar Affı’ da, deprem riski ve potansiyeline sahip her türlü yapıyı da meşrulaştırıyor.