Bursa’nın 1990’lı yıllarıyla kentsel gelişme konuşuluyordu, ama ilerleyen yıllarda sanayiye dayalı ve odaklı ‘büyüme’ kavramı yerleşti. Böyle ‘büyüme’ bakışı, kenti kronik sorunlara itti.
Günümüzde;
Bursa’nın fiziken büyümesine neden olacak düşünce ve adımlardan kaçınılmalı, sanayileşme, artık ve sadece ileri teknoloji ve ileri teknoloji ürünlerine dayalı bir eyleme kurulmalıdır.
Büyük, küçük ve orta ölçekli;
Geleneksel türde üretime dayalı fabrika, işletme anlayışı sürdükçe, İstanbul’un düştüğü ve bu devasa kentin çevre kentlere yıkmaya çalıştığı senaryona ilişikli olacağız.
Vasıfsız ve niteliği zayıf insan gücünü, iş umuduyla çekecek ve dolayısıyla iskan talebini gündeme getirecek sanayi adımları, terk edilemiyor.
‘Büyüme’ yanılgısı;
Bursa’da, nereye kadar?
Kentin geleceğini imar etmeleri gereken belediyeler, nitelikli kentsel gelişim ve kontrollü planlı büyümeye karşı, baskıların hedefi oluyorlar.
…Ve!
Belediyeler, kentlerin nitelikli gelişimine ayırmaları gereken paraları, sanayinin neden olduğu, sorunlara bölüşmek zorunda kalıyorlar.
2000’li yıllarda;
Bir hata daha yapıldı.
Yeni, planlı kentsel gelişim bölgesi ilan edilen Ertuğrulkent ile OSB’nin arasında, dönemin yetkisiyle ana kent belediyesince ‘Hasanağa OSB’ izni verildi.
Ulaşım sorunundan yakınılırken…
Sanayinin neden olduğu yük ve emek taşımacılığının, kentsel trafiğe karışan bir duruma dönüştüğünü, gözardı etmemek gerekiyor.
Kentiçi raylı sistemi, OSB’nün önünden geçirmenin anlamı düştü, ayrıca Otosansit de, depo ve tekstil atölyelerinin cazibesine düştü.
Bursa gibi…
Bir büyük kentte;
Uzun yıllar…
‘Anadolu Ateşi’ topluluğunu tüm kadrosuyla kentin sahnesine taşıyacak ‘Kültür ve Sanat Merkezi’nden yoksundu.
Bir otomobil fabrikasının finans etmesiyle bitirilen 7 bin 500 seyirci kapasiteli ‘Spor Salonu’muz da yoktu.
Çocukları ve gençleri spora, kültürel ve sanatsal faaliyetlere çekecek büyük alanlı ve seyirci kapasiteli merkezlerimiz de olmamıştı.
Bursa’nın fabrikaları ve ihracat rakamlarıyla orantılı büyümesiyle değil, kentsel bir nitelikle gelişmesini konuşmamız gerekiyor.
Büyüme, kalkınma;
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’daki kentlerimizin konuşması ve ihtiyacına karşılık verilmesi gereken ifadeler, olgulardır.
Çin de büyüyor, ama ucuz iş gücü ve teşviklerin cazibesiyle ‘Batı’nın arka bahçesi’ olarak; büyüyorlar.
Bursa’nın sanayi kimliği ağır basıyor, ama tarihi, doğal ve kültürel potansiyeli ve değerleri, gözetilme ve kırmızı çizgiler de gerektiriyor.
Bursa’nın sanayisindeki istikamet, ileri teknoloji ve ileri teknolojiye dayalı üretim eylemi olmalıdır.
Büyümenin kavramsal tersliğini, bugün çarpık kentleşmeyle görüyoruz ve kentsel dönüşümle Bursa’yı restore edebilmeyi konuşuyoruz.
Apple!
Borsa değeri, 3 trilyon ABD Doları; bu seviyesiyle de İngiltere, Hindistan, Fransa, İtalya, Kanada ve Güney Kore’nin ekonomilerini geride bıraktı.
İnovasyon, AR-GE ve günümüzün taleplerine yanıt verebilmek ve değişimi, talebi yaratan olmak…
Bunları yapamayan;
Nokia ve Ericsson, mobil iletişim araçları üretiminden çekildiler; bu alanda tarihe karışan dev firmalar oldular.
Bursa’da…
‘TEKNOSAB’ olarak bilinen;
‘Teknoloji’ terimine yer veren yeni sanayi bölgesinde, yükleri küçük, ama pahaları ağır üretilenler nedir?
‘Yerli’ otomobil markası;
TOGG’a özel başlık açalım; ileri teknoloji ve ileri teknolojiye dayalı üretimden söz edeceksek, böyle ve az, öz olmalı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın üst ölçekli ve yanı sıra organize sanayilere, imar başta olmak üzere, ‘belediyelerden soyutlayan’ mevzuatların gözden geçirilmesi gerektiğini de not düşelim.