Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın bir büyük mutluluğu, görevi başındayken oğlunun nihakını kıyması oldu. Şahitlik eden Bülent Arınç’tan veciz sözlerle de mesajlar vardı.
Aktaş’ın oğlu;
Safa Hilmi ile Bedriye Aktaş’ın nikah davetine icabet ettiğimizde, Gökmen Uzay ve Havacılık Merkezi’nin açık alanındaki düğünde, yeni Aile Ocağı’nın sevincine ortak oluyorduk.
Elbette ki…
Baba Aktaş, dünürlerden biri olunca, görevine binaen düğünün anlamı da bir hayli yüklü oluyordu.
Evlilik ve aile kavramlarının çok tartışıldığı günümüzde, siyasetçiliğin ötesinde bir hayat deneyimi bulunan Bülent Arınç, şahitlik edilen nikahta toplumsal mesajlar da mesajlar verdi.
Safa Hilmi-Bedriye Aktaş çiftinin birbirlerine eş olabilme kararını ve her iki ailenin evlatlarını yetiştirme ve dünyaevine uğurlama olgularını takdirle karşıladı.
Baba Aktaş çok mutluydu!
Genç çift, “İYİ GÜNDE VE KÖTÜ GÜNDE, HASTALIKTA VE SAĞLIKTA, VARLIKTA VE YOKLUKTA, BİR ÖMÜR BOYU MUTLU OLMAK İÇİN; BİRBİRLERİNE EŞ OLMAYI KABUL EDEN” duygu ve sorumlulukla ortak hayata imzalarını attılar.
Başkan Aktaş’ı yakından tanıyoruz.
Oğlu;
Öyle bir mütevazı ki, Mimarlar Odası’na ilk üyelik kaydı için gittiğinde, kendisini tanıtmıyor bile…
Gelini;
Bursa Kent Konseyi’ne bağlı Gençlik Meclisi’nde pırıl pırıl bir genç olarak, TBMM Genel Kurulu’nun kürsüsünde, kentini temsil etmişti.
Allah;
Bir ömür boyu, mesut etsin!
Nikah şahitlerinden;
Hukukçu, siyasetle yoğrulan ve yılların deneyimine sahip Bülent Arınç da, ülkesi ve toplumun geleceğine odaklı merasim konuşması yaptı.
Arınç, “Toplumun güçlü olması, ailenin yani çekirdeğin güçlü olmasıan bağladır.” diyordu.
Evlilik ve aile kavramlarının önemini gündeme taşıyan Arınç, Türkiye’de gençlerin de aile büyüklerinin de sorumluluğuna dikkati çekiyordu.
Safa Hilmi-Bedriye Aktaş çiftine; mesut ve bahtiyar bir ömür dilerken, yetişme ve yetiştirilme olguları açısından dünür ailelere de övgüde bulunuluyordu.
Ailelerine dayalı;
Özgüven sahibiler!
Sözlerinin devamıyla;
Arınç, hayatlarını birleştirecek ve birleştiren gençler başta olmak üzere, ‘evliliklerde aile kavramını özümseme ve sürdürme’ açısından, nasihat veriyordu.
Özellikle…
Arınç, eşlerin birbirleriyle dayanışma ve desteği içerisinde olabilmesi olgusunu da, ülke ve toplum için önemli unsur gösterdi.
Çoık haklı!
Maalesef…
‘İncir çekirdeğini doldurmayacak türden’ şeylerle nice yuvalar dağılıyor ve Üstün Dökmen de şaşırıyor, elbette…
Yuvalar dağılırken, nice küçük çocuk, anne veya babasız, büyüyor, boynu bükük kalıyor.
Medeni Hukuk, gözden geçirilmeli!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da, toplumumuzun temel değerleri ve birleştiriciliği açısından, geniş perpektifli bakışı yeni güçlü adımlarla sürdürmeliler.
Boşanma davalarında…
Öyle şeyler oluyor ki;
Dava edilen eş hakkında, şiddet yok, hakaret yok, alkol bağımlılığı yok, sigara yok, kumar yok, aldatma yok, yokluk yok, ama yol ayrımı isteniyor.
‘Arabulucu’ uygulaması;
Boşanma davalarında da olmalı!
Aile mahkemeleri;
Dava açabilme şartı olarak, eşler için arabulucu atamalı ve ancak tanınacak süre sonrasıyla asıl yargı takvimi işletilmelidir.
Hukukçu dostumuzla noktalayım.
Ofisine boşanmak için…
Bir çift gelir…
Dostumuz, “Aralarında anlaşma boşanma sözleşmesi yapan çiftin, birbirlerine 15 gün süre tanımalarını istedim. Sonra gelişlerinde ise, ayrılmaktan vazgeçmişlerdi ve teşekkür ettiler.” diyordu.