İnsanlık tarihinde ilk çağlarda şeker baldan ve uygun mevsimlerde yetişen meyvelerden alınırdı. 10 bin yıl önce yabani meyveler ehlileştirildi ve daha da tatlı hale getirildi. Meyve suları sıkılıp şeker niyetine kullanıldı, kaynatıldı pekmez yapıldı ve tatlı olarak kullanıldı. Son yıllarda ise şeker rafine hale getirildi ve hayatımıza tam anlamı ile yerleşti. Öyle ki 1800 lü yıllarda kişi başına düşen şeker miktarı yılda 3 kilogram kadar iken günümüzde yılda 75 kilogramlara kadar çıktı. Gelde vücudu koru o zaman.
Dildeki tat tomurcukları şekeri alınca kişi büyük ikramiyenin çıktığı bir insan haline dönüşüyor. Diğer tat duyuları baskılanıyor. Beynimiz şekeri adeta bir mutluluk aracı gibi algıladığı için genellikle bir uyuşturucu gibi şekere bağımlı hale geliyoruz. Hele ruhsal yapımız mutluluk kaynağı olarak şekeri arzu etmeye başlamış ise durum içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. Sonuçta kan şekerimiz ani olarak yükseliyor, fazla insülin salgılanıyor, şeker çok çabuk yağa dönüştürülüyor ve insülin artık şekeri idare edemez hale geliyor ve yavaş yavaş kan şeker düzeylerimiz yükselmeye başlıyor.
Genelde doktorlardan beklenen şudur: Ben yine şekerli bir şeyler alayım ama sen de bana öyle ilaçlar ver ki şekerimi de düşürsün ağız tadımı da bozmasın. Bu şuna benzer; ben arabamı ormanda süreyim, her yanı çizilsin, ezilsin ama yanımda bir kaportacı ve oto boyacısı olsun anında çizikleri ve ezikleri onarsın. Garip geliyor değil mi? Maalesef genelde istenilen bu.
Oysa tatlınızı belli kaynaklardan alarak, makul oranlarda sporunuzu yaparak, destekli veya desteksiz stresle baş etme yollarını kavrayarak bu illetten kurtulabiliyorsunuz. Bakın bir kalemde neler sayacağım size. Peynir, yoğurt, tereyağı, zeytinyağı, zeytin, yumurta, yeşillikler, uygun miktarlarda kepek oranı yüksek olan bazı ekmekler, yeşillikler, kuru fasulye ve mercimek gibi lif oranı yüksek bakliyatlar, hemen tüm sebzeler, soğuk yenilen patates, et gurubu besinler, balık ve daha çok sayıdaki gıdalar ile ilgili sıkıntımız yok. Unutulmasın, binlerce yıl insanlar bunlarla beslendi ve şeker hastalığı yok denecek kadar azdı.
Kan şekerinizi yükselteceğinizi bildiğiniz bir besini dayanamayıp aldınız. Bunun yanında bol yeşillik, lif oranı yüksek bir gıda almanız bile bir dereceye kadar size fayda sağlayabilir. Bilimsel çalışmalar likapa denilen meyvenin öğünlerde belli bir oranda alınmasının, günlük yüz gram kırmızı soğan alınmasının, bazı meyvelerin yenilmesinin kan şekerinde ciddi oranlarda düşmeye yol açtığını belgelemektedir. Gıdaları ağzımızda iyi çiğnemek, bağırsaklarda bulunan probiyotik mikroorganizmalarımızın sayısını doğal yollardan arttırmak, suyumuzu bol içmek de bu konuda çok yarar sağlamaktadır.
Yakın yıllarda Katherine Marengo tarafından yazılan bir makale avakado, sarımsak, çiğ badem, lahana, pazı, ekşi kiraz, kakao, kahve, elma sirkesi ve omega-3 zengini balıkların kan şeker seviyelerini değişik etkilerle düşürdüklerini belirtmekte. Bunlar gibi daha onlarcasını saymak mümkün yeter ki siz şeker hastalığı ile mücadele etmek isteyin.
Unutulmasın. Kan şekerini ilaçlarla düşürüp hareketsiz, gıdamıza dikkat etmediğimiz bir yaşam tarzına devam etmek evdeki kirleri süpürüp halının altına atmaya benzer. Siz bunları toplayıp çöp tenekesine atmadıktan sonra o ev temiz olmaz. İnsan ne ederse kendine eder. Ama sorsan kendine ya hayattır ya da kaderdir der.
HİNDİSTAN CEVİZİ SİRKESİ
Güneydoğu Asya ve Hindistan mutfağından batıya çabucak yayılmış bir gıda maddesidir. Hindistan cevizi ağacının çiçeklerinin özsuyundan yapılır. 8-12 ay boyunca fermente olması beklenir ve ondan sonra kullanılır. Bulanık, bulutsu bir görünüme ve elma sirkesinden daha yumuşak bir tada sahiptir. Probiyotik, polifenoller ve besleyici bir takım maddeler açısından zengindir. C vitamini, B grubu vitaminler, potasyum, demir, boron (kemik ve cinsel sağlıkta önemli bir mineral), bakır, magnezyum ve fosfor açısından zengindir.
Şeker hastaları için çok yararlı etkileri bulunan bu sirke özellikle karbonhidrattan zengin bir beslenme sonrası kan şekeri artış hızını düşürmektedir. İnsülin hassasiyetini de arttırmaktadır ve bu iki özelliğini doğrulayan yedi ciddi çalışma mevcuttur. Açlık duygusunu baskılayıcı özelliği nedeni ile obezite tedavisinde de Hindistan cevizi sirkesinin önemli bir yeri vardır. Günde 30 mililitre (2 yemek kaşığı) kullanımı ile tek başına 12 haftada 2 kiloya yakın kilo kaybı yaptığı çalışmalarla gösterilmiştir. Bu sirke tehlikeli kabul edilen kan yağları olan trigliseritleri de düşürmektedir. Bunun dışında bağışıklık sistemi üzerine olan olumlu etkileri nedeniyle hem üst solunum yollarında hem de kadınların genital yollarındaki enfeksiyonların tedavisinde çok etkilidir.