Muhalefet, mevcut iktidarın ve yönetim sisteminin değiştirilmesi için kendisini toplu arayışa, zemine itti. CHP ve İYİ Parti’nin başını çektiği 6’lı büyük ve iddialı ittifak, madalyon gibi duruyor.

Türkiye’de 122 siyasi partinin var olması, nitelikli ve güçlü demokratik unsur mudur, hükümet üzerinde etkisi, caydırıcı gücü var mıdır?
Yaşanan gelişmelerle…

Toplu hareket ve gücünü artırabilen ittifak planları, tasfiyede ülkede yönetim sistemi değişikliğini araç, hükümeti değiştirmeyi amaç görüyor.

Vaat edilen;

Yönetimsel bir başka Türkiye’nin yazılmak istendiği, 6’lı ittifaka ait mutabakat metninde, güçlü parlamento vaadi, iddiası ortaya konuluyor.
Hükümetin kurulabilmesinde, sancılı eski koalisyon sisteminin fiilen getirilmesi, güçlü parlamentoyu nasıl sağlayacak, merak uyandırıyor.
Öne çıkan başlıklar…

Güçlü parlamenter sistemin getirileceği savunulan yeni dönemle Cumhurbaşkanı için 7 yıllık görev süresi, yeniden çok uzatılmış oluyor.

Mevcut uygulamada;

Hükümet dönemiyle sınırlı 5 yıllık görev süresinin, makul ve olası yeni değişim talebi ve olasılığı için süreyi kısa tutuyor.
Seçim barajının %3’e çekilmesi, kulağa hoş gelen bir demokrasi adımı, algısını gündeme getiriyor, ama parlamentoda ne derece sağlıklı ve verimli olacağı da, tereddüt yaratıyor.

Hazine’den siyasi partilere para yardımı için en az %1 oy yeterliliği getirilmek istenmesi, ülke koşulları açısından bir tereddüte itiyor.

Belediye başkanlarının görevden alınmaları ve yerine kayyım atamalarının da önüne geçilmesi vaat ediliyor.
Türkiye’nin hassasiyetleri açısından, yakın tarihte yaşanan deneyimlerle siyasi çıkar mı, devletin çıkarı mı, iyi değerlendirmek gerekiyor.
HDP’nin yönetimindeki belediyelerle öne çıkarılan mağduriyet iddiası, HDP’ye yarayan mutabakatla çözüme götürülmek isteniyor.

Bu arada…

AK Parti’nin yönetimindeki; 2019’da 47, 2020’de 3 ve 2021’de 6 belediye için ve CHP’nin yönetimindeki; 2019’da 25, 2020’de 4 ve 2021’de 14 belediye için özel teftiş yürütüldüğünü de not düşelim.

Demokratik çözüm ve vaatlerde bulunan muhalefetten, farklı yeni siyasi partiler çıkması, kendi içlerindeki demokrasi anlayışı ve sistemdeki sorun ve sıkıntıları gündeme getirmiş oluyor.
Muharrem İnce;
Böyle çıktı; sahaya!
Merkez sağ siyasetinin kulvarından depar atan ve MHP’den ülkücü çevreyi ve milliyetçi düşünceyi çekmek isteyen Meral Akşener de, yola çıktı.
Böyle çıktı, sahaya!
Örneklerken…

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın, kendileri hükümetteyken alınan karar ve yürütülen uygulamaların siyasi iradesine, bugün karşı çıkıyorlar.

Abdüllatif Şener’in yaptığı gibi, iradenin sahibi siyasi partiyle yolların o vakitle ayrılmamış olması, bugün önlerine çıkıyor.
Önce…

Muhalefetin, kendi içerisini de, kendi yönetim sistemi ve karar alma anlayışını da, gözden geçirmesi gerekiyor.

Mesela;

CHP, üyeleriyle ön seçime gidiyor, ama genel merkez kontenjanı için belirli ön sıralar boş tutuluyor.
Hatta…

CHP’de, ‘Demokrasi’ iddiasıyla iktidarı sürekli eleştiren bir milletvekili, İstanbul yerine, mesleğinin örgütüne başkanlıkta bulunduğu Güneydoğu’daki kentinden aday olmalıydı.
Millet İttifakı’nda;

Birbirlerini destekleme gerekçesiyle yerel seçimin sonrasıyla CHP ile İYİ Parti’nin arasında, ‘A Takımı’nda koltuk beklentisi’ tartışmalarını ve tepkilerini de dikkate alırsak, parlamento nasıl olacak?

Muhalefet…

Demokrasiden söz ederken…

Önce ve hemen kendisinden başlayarak, mesleğe dönüşen milletvekilliği için adaylık sınırı koymalıdır.
Üstelik…
6 siyasi parti olarak;
Siyasi partilerin şeffaflığı ve hesap verebilirliğini olası iktidarıyla vaat etmek yerine, kendisiyle hemen sağlamalıdır.

Dipnot:

Türkiye, 90 milyona yakın nüfusuyla 550 milletvekiline sahip ama 300 milyonu aşan nüfusuyla ABD’nin, Temsilciler Meclisi’de 435 üyesi var.