Mudanya’nın yaşadığı sel olaylarıyla ortaya çıkan ve tekerrür eden durum, tarihi ve doğal koşullarına rağmen, imar talep ve baskıları, uygulamaları ve gayrihukuki yapılaşmaların bedeli olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de;

Farklı koşullarıyla özgün konumda, ama cazibesi ve talebi artan yerler, Bursa’nın Mudanya ilçesi gibi, fiziken büyüyor.

Avrupa’ya öyle yerler var ki, nüfuslarının çok üzerinde turizm kitlesini çekiyorlar, yapılaşmıyorlar, böyle büyük oluyorlar.
Tabiatı, zenginlikleri, deniziyle gözde Mudanya, son çeyrek yüzyılda olağanüstü yerleşim talebi alıyor ve fiziken de büyümeye devam ediyor.

Uzun yıllar öncesiyle…

Ünlü şarkıya ilham;
İtalya’nın Portofino beldesinin nüfusu 500 dolayında, ama Mudanya’nın nüfusu, 105.000’e ulaştı.
Uydudan görüntüler ve geçmiş yıllara ait tarihsel kıyaslamaya göre, Mudanya’da yapılaşma sürekli artıyor.
Uzanan kıyılarından tepelerine kadar, sitelerin boy verdiği ilçede, haliyle zeytinlik alanlar da, yatırımlık cazibesiyle gündeme geliyor.
Geçen hafta…

Mudanya’ya da şiddetli, yoğun düşen yağmur, taşkınlara neden oldu, mevcuttaki yapılara zarar verdi.
Tartışmalı imar kararları, afete dönüşümü de tetiklerken, yapılaşmanın da hızına yetişemeyen altyapı, çaresiz de kalıyor.
Kentin büyümesi, bilimsel temelli olmuyor!
Mudanya’nın havası, manzarası güzel, ama elverişsiz hava koşullarının yanı sıra, deprem olasılığıyla da beraber, bu çifte gerçek unutuluyor.

Türkiye’de;

Zaten büyük kentler ile popülerleşen, adeta yeniden keşfedilen yerler, mutlaka nüfus ve fiziki yerleşimle mutlaka büyümeli mi?
Avrupa
’da;
Türkler tarafından tatiller ve iş gezileriyle sosyal medyaya taşınan ve farkındalık olarak ifade edilen kentler, beldeler, toplumca sevmediğimiz kurallar sistemi ve yaptırımlar eseridir.
Yapılaşma;
İmarlı veya imarsız yapılaşma dereleri kuşatırsa, tepe ve bayır demeden binalar kondurulursa, akacak suyun mecrasına kafa tutulursa, toplumu sorumluluktan soyutlamak da, mümkün olamaz.
Zira…
İmar talepleri, baskıları, toplumca siyasete tahvil eden gözdağı, bir alışkanlığa dönüşebilen imar afları, Mudanya’yı da önümüze ders çıkarıyor.
Bu mesele;
Yerel ve merkezi yönetimlerin, yerel siyasetin üzerinde, ‘siyasetüstü’ meseledir, böyle değerlendirilmelidir.
Mudanya’nın özelinde;
İlçenin zor anlarında yanında olduğu gerekçesiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, CHP siyasi iradesince ‘teşekkür’ edilmesi, Bursa’yı aciz, küçük düşürmektir.
Aksine…

Bursa’daki CHP, yerel seçim gecesinde Bursa’daki ‘Büyükşehir’ adayı Mustafa Bozbey’ı tek başına bırakmıştır, Bursa’daki halktan,seçmen kesiminden ‘Özür’ dilemelidir.
Mudanya’daki afetin sonrasıyla;
CHP, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne eleştirilerde bulunuyorsa, önce yönetimi altındaki ‘Nilüfer’ ekseninde, örgütünde tartışılan ve sıkıntılar yaratan ‘İddialar Afeti’ne karşı, söyleyecekleri olmalıdır.
Bu arada…
Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin meclisinde düzenli katılabilmesi, CHP’de de beklenti olarak konuşuluyor, çünkü kamuoyu önündeki duello, belediyeleri de, halkı da yoruyor.
Belediyelerin meclisleri, ‘Er Meydanı’ gibi bir ifadeye taşınmaz, ama tüm ilçelerin adına söyleneceklerin, en üst ve ana mecrasıdır.