Bursaspor, olağanüstü kongreye gidiyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş sahip çıkmaya çalıştı, ama kendisi ve sağladığı yönetim kurulunun burnundan getirdiler. Kim kaybediyor, Bursa…
Bursaspor’un içerisine düştüğü girdabı; Bursa gibi konumu, potansiyeli güçlü kent olarak, iyi analiz etmeliyiz.
Eğriye eğriye, doğruya doğru…
Tuhaf değil mi?
Sanayisiyle “Bursa büyürse, Türkiye büyür” denilirken, ihracat rekorları da kırılan Bursa’da, sanayi büyüdükçe, Bursaspor küçüldü.
Tuhaf değil mi?
Sorunlara büyük çözüm projeleri, ucuz toplu ulaşım ve ucuz ekmek beklenen Bursa Büyükşehir Belediyesi, önde gelen sanayi kentinde, Bursaspor için darphane yerine konulmak istendi.
Tuhaf değil mi?
Yeni stadyum dahi yapan Recep Altepe’ye nasıl hakaretler edildiyse, Alinur Aktaş’a da aynı vefasızlık yapıldı.
Tuhaf değil mi?
Türk takımlarının çok uluslu takımlara döndüğü Türkiye’de, Bursaspor için “Gençler var, önlerini açın” denildi, ama üzen sonuçlarla “Gençlerle ancak bu kadar, transfer yapın!” denildi.
Tuhaf değil mi?
Vergi borçlarına çözüm için Bursaspor için milletvekilleri göreve çağrılırken, mesele belediye başkanı olunca, “Siyaseti alet etmeyin!” denildi.
Tuhaf değil mi?
Belediye başkanını Bursaspor’a sahip çıkmamakla itham eden bir siyasi parti, salon mobilya takımı kadar para bağışıyla övündü.
Tuhaf değil mi?
Bursaspor’a sahip çıkılmadığı için belediye başkanı ve tüm milletvekillerine tepkiler olurken, 160 bin Passolig’li Bursa’da tribünler neden dolmadı?
Tuhaf değil mi?
Bursaspor’a geçmişte transfer edilen, kapasitesi ve başarısı zayıf futbolcular alınırken, dövizlerle kontratlar yapılırken, günümüzdeki tepkinin adresi yanlış değil mi?
Tuhaf değil mi?
Bursaspor’a belediyenin sahip çıkması isterken, farklı türdeki destek nedeniyle yıllarca hesap verenler, belediye başkanları ve bürokratlar oldular.
Tuhaf değil mi?
Kaşkollarla siyasette Bursaspor’a sahiplenme mesajları verilirken, Diyarbakır’da gençlerin yalnız bırakılmalarına ne demeli?
Tuhaf değil mi?
Ortak kentlilik bilincinden dem vurulan kozmopolit Bursa’da, hemşeri dernekleri, Diyarbakır’da maç nedeniyle o kentin hemşeri derneği dışında neden tek söz bile edemedi?
Tuhaf değil mi?
Diyarbakır’daki maçtan sonra, neden Türkiye Futbol Federasyonu’na tepki yoktu, sosyal medyada etiketler açılmadı?
Tuhaf değil mi?
Bursaspor’un idari ve teknik heyeti, futbolcuları, Diyarbakır’da zırhlı araçtayken, tribünlerde polis zafiyetinden söz edilirken, aslında önncesi ve sonrasıyla kadere yolculuk edilmişti.
Tuhaf değil mi?
Yeni stadyumlarında Trabzonspor; yıllar sonra şampiyon olurken, Sakaryaspor da; yıllar sonra üst lige dönerken, Bursaspor’un düşüşünü ise, aksine eski stadyumun yıkılmasına bağlamak, nasıl bir yanılgıdır.
Dünkü yenilgi sonrası…
Bursaspor’un yönetim kurulu, olağanüstü kongre kararı aldı, belki yaşadıklarıyla istifa etmeleri gerekiyordu.
Ama…
Çok bilenlere, dert edinenlere, iyisini yapmak isteyenlere yol açıldı ve yönetimin devri için takvim işletilmeye başlandı.
Yerli ve milli otomobil; TOGG için Türkiye’nin önde gelen sanayicileri arasından ‘5 Babayiğit’ çıktı.
“Bursa büyürse, Türkiye büyür” denilen bu kentin sanayicileri arasından da, şimdi Bursaspor için ‘Babayiğit’leri görmeyi arzu ediyoruz.
Çünkü…
Profesyonel futbol ligleri, bir büyük endüstri ve güçlü sermayenin adanmışlığını, kenetlenmişliğini gerektiriyor.