Özel okulların duyurmaya başladıkları yeni dönem ücretlendirmesi tartışılırken, meseleye aslında ‘Madalyonun Öteki Yüzü’ açısından da, bakılması gerektiğini söyleyebiliriz..
Son yıllarda sayıları artan özel okullar, lüks mü ihtiyaç mı, Bursa’nın yerelini de değerlendirdiğimizde, sağlıklı sonuca varılacaktır.
Eğitimsel koşulların niteliğinin gözetilmek ve yükseltilmek istendiği özel okullar, tam gün olmaları günümüzde çalışan anne ve babaların ihtiyacını karşılamaları nedeniyle de tercih ediliyorlar.
Pandemi döneminde; özellikle çocuklu sağlık çalışanlarının ve diğer bazı resmi kurumların çalışanlarının hizmet sürekliliğinde etkili oldu.
Derine inersek;
Nilüfer’e odaklanalım!
Bursa’nın büyüme koridorundaki Nilüfer’in en batısında, devletin okullaşmada potansiyel ve ihtiyaca cevap vermemesi, özel okullara talep ve artışı tetikleyen gidişat yarattı.
Devletin, mevcut ve yeni okullarında mekansal koşulların yanısıra, teknolojiye adapte olan ve aktivitelere önem veren adımlarıyla dikkat çektiğini de özellikle ifade edelim.
Tuhaf olan;
Boş arazilerin imara açıldığı ilçede, devlet tarafından yeterli sayı ve kapasitede özellikle ilkokul ve ortaokullar yapılamadı, yerel irade ve yerel siyasetle de önü açılamadı.
Trajik olan;
Ertuğrulkent’te;
Merkezi yönetimin, ilçe belediyesine davasıyla da bölgesel imar planı bozuldu, yıllardır çözüm de sağlanmadı.
Hazine, mülkiyetindeki yerlerinin, geneli itibariyle imar dışı tutulduğu ve mağdur edildiği gerekçesiyle açtığı davayı kazanmıştı, ama tam çözüme yönelik bir sonuç da çıkmadı.
Bu nedenle;
Dörtçelik Çocuk Hastanesi’nin kapasite artışı dahi, imar planı sorunu nedeniyle sağlanamadı.
Temel eğitim;
Bir ülke için çok önemlidir, ama fiziken hızla büyüyen, aslında büyütülen ilçede, devlet okullarına yer verilmesi ve artırılması, mümkün olmadı.
Böylelikle;
Nilüfer’deki örnekle de görülebileceği gibi, özel okullar; bütünsel ihtiyaçla doğdu, girişimlere dayalı sayı arttı.
Ertuğrulkent’te;
Kapalı gişe sinema gibi olan, devlete ait 3 temel okulunun yapımında da, devlet dışı hayırseverlik adımlarını görmekteyiz.
Özel okullar;
Toplumsal; kamusal bir görev yapmalarına rağmen, ülke ekonomisindeki farklı olumsuz gelişmelere, pahalılığa karşılık, ‘yalnızlık’ hissi yaşadılar.
Pandemiden bugüne;
Sanayiciler ve fabrikaları gibi, pozitif finansal destek ve çözümlerin merkezine alınmadılar.
Aslında…
Eğitimde, önem taşıyorlar!
Personelin sigorta priminden kurumsal vergilendirmeye, elektrik ve doğalgaza kadar, devlet tarafından destek görmeliler.
Sıradan ticari işletme gibi görülen özel okullarda, doğalgaz ve elektrikte 500 bin ile 1 milyon TL arasında aylık faturalar dahi duyuyoruz.
Hatta…
Öğrencilerin ulaşımını sağlayan servislerin akaryakıt masraflarının, en azından ÖTV muafiyetini gündeme getiriyor.
Piyasalar, cep yakıyor!
Bir kase çorbanın, bir bardak çayın, peynirin ve zeytinin fiyatlarından, oteller bile yakınıyor.
Böyle dönemde;
Tam gün hizmet veren özel okulların kahvaltı ve öğlen yemeğinin maliyetlerinin arttığını da belirtelim.
Bu kapsamda;
Gıda sektöründe, adeta kontrolden çıkan fiyatlar ve zam silsilesi, tam gün eğitim koşullarında, beslenme maliyetini de olumsuz etkiliyor.
Zira…
Devletin, gıdadaki anormal fiyatlara, şüpheli zamlara müdahale edebilmesi, özel okulların da beklentisini oluşturuyor.
Özel okullar, bazı özel durumlar nedeniyle ihtiyaç, ama devletin, Nilüfer örneğiyle kendisine talebi ve eksikliğini masaya getirmesi gerekiyor.
Tüm bunları anlatırken…
Yeni dönem için;
Kayıt ücretlerinin, yüksek enflasyonda devletin öngördüğü formülle yukarılara çıkması, veliler kadar özel okul işletmecilerini de zorluyor.
Devletçe;
Özel okul öğrencilerine önceleri sağlanan parasal desteğe dönülmesini gerektiren ekonomi döneminden geçiyoruz.
Sektör ortada!
Özel okullar, günümüzde maddi imkanları güçlü olanlara yönelik olmaktan çıktı, bordrolu anne ve babalar için zorunlu tercihe dönüştü.
Üstelik…
Nilüfer gerçeği var!
Eğitimin niteliği ve kalitesi açısından, özel okullardaki öğretmenlerin görevlerinin kutsallığı ve emeğine, özveri ve idealistliğine, ayrı bir önemle de, parantez açmış olalım.
Meseleye odaklanırken…
Devlet;
Özel okul kriterlerini gözden geçirmelidir, sektörde haksız rekabetin yaşandığını, eğitim uygulamaları ve mekansal koşullar açısından tam standart bulunmadığını da not düşelim.
Bir ülkenin gelişmesi, kalkınması için eğitim ve koşulları önem taşıyor, devlet de, günümüz ekonomik koşullarında, kendisine olan talebi, niteliği artıran projelerle karşılamalıdır.
…Ve!
Özel okullar da; devlet tarafından sanayiciler, fabrikalar gibi, planlı ve sistemli uygulamayla desteklenmeli, gözetilmelidir.
Çünkü…
Devletten okul ve nitelikli eğitim ihtiyacı, ‘Nilüfer’ örneğindeki gibi, özel sektör tarafından karşılanmaya çalışılıyor, yanlarında olmak gerekiyor.
Farklı kentlerde;
Özel okulların el değiştirdiği veya kapatıldığına ilişkin haberler, nitelik ve finansal yeterlilik ve verimlilik boyutunu gündeme getirirken, endişeli ‘sektörel fotoğraf’ oluşturuyor.
Kurumsallaşma, niteliğin korunması ve artırılması, daimi güçlü eğitim kadrosu ve başarı grafiği, istikrar ve görülen talepte etken oluyor.