Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon açıklaması; tartışmalı, eleştirel bir gündem ve önceliğine oturtuldu. Yaşananla kıyaslandığında, ‘mizahi’ bir enflasyon fotoğrafı oluştu.
Elbette ki…
Geçen yılın son ayı için açıkladığı % 1,18 enflasyon da, geçen yıl için oluşan % 64,27 enflasyon da, güzel bir veri ve sonuç gibi duruyor.
2022’inin son ayında;
Güya…
Üretici aylık artışı;
Gıda sektöründe % 3,33, giyim sektöründe % 1,68, mobilya sektöründe %1,55 ve tekstil sektöründe % 0,77 oranında artmış.
Velakin…
Pazaryerlerinde 2 haneli, temel gıdada ve giyimde 3 haneli, farklı tür eşyalarda 4 ve 5 haneli görülen etiketler, vatandaşın gördüğü, yaşadığı oluyor.
6 aylık enflasyonla da memur ve emeklilere, %15,39 oranında zammın gözükmesi de, asgari ücrete yapılan büyük zammın yanında küçük kalıyor.
Vasıfsız emek için öngörülen asgari ücrete yüksek zamlar, vasıflı emek sahipleriyle makası kapatmakla beraber, adaleti de köreltiyor.
…Ve!
Özel sektörde;
Asgari ücretin kapsamı genişlemekle beraber, vasıflı emek gücü de yaygınlıkla 1-2 bin TL’lik farkla çalışan durumuna geliyor.
Hükümet olarak;
Memur ve emekliler için…
‘Refah Payı’ ilavesiyle enflasyonun üzerinde ilave zam verilmemesi durumunda, iş hayatını, iş barışı; olumsuz etkilenecektir.
Üstelik…
Vergi ve harçlara, yeniden değerleme oranı uygulamasıyla % 122,93 oranında zam yapıldığını da dikkati alırsak, çelişki de derinleşiyor.
İlkokullarda;
Öğrencilere, her mevsimin kendisine özgü meyveleri, sebzeleri okutuluyor, ama bu mevsimde portakal, mandalina epey pahalıya satılıyor.
Süren zamlarla temel gıdalar sürekli pahalılanıyor ve ambalajlı gıdaların gramajı düşürülüyor.
Yumurtada;
Normal boyutlunun kolisi 80 TL’yi aşarken, fiyatı düşük gözüken, pinpon topunu andırıyor.
Sağlıklı beslenmenin tehdit altında olduğu piyasa koşullarından geçerken, zincir marketlerin insert’leriyle aralarında ucuzluk mekiği dokunuyor.
Önemli besin olan;
Et ve et ürünleri, ateş pahası!
Tuhaf olan;
AVM’ler doluyor, ama nedenlerini sorgularken, kredi kartlarına tutunabilmenin yanısıra, vergi adaleti ve kayıt dışılığa da kafa yormak gerekiyor.
Avrupa’da;
Yüksek enflasyon var, ama…
Tezgahtaki 1 Euro’luk mal, 10 Cent artıyor ve yüksek enflasyon olarak anılıyor, ortalık ayağa kalkıyor.
Türkiye’de ise;
1 TL’nin üzerine, 10 Kuruş’larla değil, 1 TL’ler, 10 TL’ler, 100 TL’lerle yeni zamlar geliyor.
Açıkça…
TL’nin alım gücü sorunu, değer kaybı var ve Avrupa’daki asgari ücretle onlarca, yüzlerce kilo gıda alınırken, Türkiye’de böyle yok.
Akaryakıt fiyatları da, döviz kuru da yerinde sayıyor, ama piyasadaki pahalığın sonu gelmiyor.
…Ve!
Asgari ücrete ne kadar zam yapılırsa yapılsın, paralerinde süregelen zam refleksi var.
Maalesef…
Uyanık, fırsatçı ticarete, ana odaklarına yasal müdahale ve yaptırım açısından, istikrar ve güç etkisine ihtiyaç var.
Ayrıca…
Belirtelim;
‘Dış güçler’ diye kafa yorduğumuz, eleştirdiğimiz Batı’lı ülkelerin tarlası olduk, meyve ve sebzenin de, deniz ürünlerinin de en iyisini, seçilmişini, oralara ihraç ediyoruz.
Daralan arz ve düşen kaliteyle pazaryerlerinde, marketlerde satılanı da pahalı etiketlerle görüyoruz.
Refah denilince…
Nitelikli yaşam koşullarıdır!
Kafada gelecek kaygısı olmamaktır, gıdaya erişim zorluluğu olmamaktır, nitelikli eğitim koşullarında olmaktır, sosyalliktir, okumaktır.
Dün…
Yabancı sermayeli bir büyük hipermarketten 29,90 TL’lik eğitsel amaçlı aktüel çocuk dergisi aldığımızda, dehşete kapıldık.
Hırsızlığa karşı;
Derginin poşetine yapıştırılan ‘alarm’ etiketi, bir ülkeyi; refah ve alım gücüyle özetlemiş mi oluyor, ama ‘utanç verici’ uygulama…