Efendim herkese merhabalar… Özleyenlere de özlemeyenlere de selamlar.

Son zamanlarda onu mu yazsam bunu mu yazsam ama onu yazamıyorum bunu çizemiyorum derken ne yazacağımı seçemiyor durumdayım.

Nitekim siyasetten ekonomiye güzel ülkemin bütün kıvrımlarına dair öyle çok konuşulacak şey var ki… Konuştukça hasbihalden öte gidemeyeceğimiz…

Ben yine topluma, insana, bireye, çocuklara bakmak istiyorum. Yani asıl bize, bizi biz yapan her şeye.

Biliyorsunuz ki ben oyuncuyum iki lafımdan biri, tiyatro toplumu yansıtır. Diyorum diyorum ama sonra ödüm kopuyor. Sonra görün, duyun, hissedin diyorum.

Bugün herkes her yerde olabiliyor ve herkes her şeye ulaşabiliyor. Ama kör baykuş gibi dolaşırken ortalıkta, keşke baykuş olabilsek diye de düşünmeden edemiyorum. Ben bu toplumu eleştirmeden de edemiyorum. Evet evet bizi, hani o asil Türk milletini! Hadi sizde bir gözlemleyin kim ne yapıyor çevrenizde? Zamanınız yok değil mi... Biliyorum. Siz de haklısınız.

Mesleklerin nasıl icra edildiğine bakın. Gününüzü hangi telaşlarla geçirdiğinize…

Gün içinde yaptıklarınızı ve aklınızdan geçenleri süzgecinizden geçiriyor musunuz? Hangi süzgeç mi? Akıl, vicdan, ruh. Göğüs çakrası falan…

Nitekim derin nefeslere, nefes terapilerine, şiddetli kendimizle kalmalara ve içimize dönmeye ihtiyacımız var. Sizinle geçen yazımda biyoenerjiyle, eğitimleriyle ve online eğitim zehirlenmesiyle ilgili birtakım bilgiler paylaştım. Bu seferse gerek çevremden duyduklarımdan gerekse gözlemlediklerimden dolayı Aile Dizimi eğitiminden ya da bunun ne demek olduğundan azıcık bahsetmek istiyorum.

Neden?

Çünkü toplumumuzun aile kavramıyla ilgili ciddi sorunları oluşmaya başladı. Daha doğrusu başlamış. Daha da doğrusu maalesef başlayıp bitmiş. Vahim durumda ortalık. Ayrılmayan karı-koca kıtlığı var. Şaşılacak şey. Kimi bu konuya şirket kurmak gibi bakarken kiminin derdi imanı ego, kimininki hayat garantisi, kimininki manevi ihtiyaç, kimininki zorunluluk, kaçış vs. Daha birçok sebep… E işte tam bundan bu bitişler… Ya çocuklar, hani çocuklar? Hangi hakla? Çocuklar olmuş artık ana-baba!

Nerede bu akıllar?

E ne yapalım hocam? Hayat bu.

Doğru baya güçlü olmak gerek akışı tersine döndürmek ya da kendinize has bir akış yaratabilmek için!

Şimdi bizim arsızlığımıza terbiyesizliğimize birtakım sebepler buluyor sistem. Diyorlar ki kader, bazıları da diyor bilinçaltı, çocukluk travması. Hayatın cilveleri…

Bu arada en sevMEdiğimizdir açık konuşan insan tipi.

Belli ki bu ihtiyaçtan çıkan eğitimlerden biri de Aile Dizimi. Geçen yazımda da dediğim gibi bu eğitimlerin hepsi aynı kapıya çıkar. Karmaşıklaştırmadan çözmek isterseniz bana da ulaşabilirsiniz.

Öncelikle şunu idrak etmekte yarar var. Hepimiz özgürüz neyi istersek onu öğreniriz. Neyi istersek onu unuturuz, tamam. Freud’a bakıp çocukluğumuza dönüp her problemi çözmek mümkün değildir elbette.

Böyle olunca da düşünür insan!

Ay geçmiş deneyimlerimi silsem kaderim de silinir mi?

Gülün gülün.

Bomboşlaşabilmek ne hoş olurdu. O boşluğu sevdiğimiz her şeyle doldururduk. Gerçi biz her renkten ister arsızca yine çöplüğe çevirirdik bilincimizin altını da üstünü de.

Demek istediğim şu ki sevgili okurlar biz de bitiyor her şey. Ne zor işmiş bu insan olmak.

Aile Dizimi’nde annem ne yaşamış, babam ne yaşamış, peki daha önceki atalarım ne yaşamış?

Ben bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak nasıl etkileniyorum?

Genetik kodlarım beni hangi noktalarda nasıl yönlendiriyor?

Tabii ki bunlar ciddi meseleler! Ürkütücü, hatta bana sorarsanız bazen acıtıcı ve gerçek.

Bunları öğrenip fark edip kabullenme ya da psikodramaya benzer tekniklerle dönüştürmeye yönelik çalışmaları anlatan bir eğitim bu eğitim.

Farkındalık yaşam kalitesini arttırır sevgili okurlar.

Ha bu dünyada bir şeyin bir tek anlamı da yoktur. Her şey birbirine karışmış.

Dna’nın pürin ve pirimidinleri gibi, birini değiştirirsen sistem değişir. Etkiledikleri, etkileyecekleri bütün sistemler. Hatta biliyorsunuz ki siz değişirsiniz. Tabii bu bilimsel tarafı, bu eğitimlerse bu gerçeklerin sosyal hallerini değiştirmeye yönelik. Ama oldukça hassas işler.

Öğrenmekte yarar var. İnsanlar ailelerini, kendilerini, yaptıklarını ve yapmadıklarını hatta yapamadıklarını gördüklerinde daha farkında yaşıyorlar. Bu da hiç azımsanacak bir şey değil.

Farkındalık hayat kurtarır. Ömür iyileştirir. Kader güzelleştirir. Çocuğunuzu, annenizi, komşunuzu, iş arkadaşınızı görün. Birden durun. Durun artık. Duyu organlarınızı dinleyin ne diyorlar? Ve onlara fırsat verin daha iyi hissedebilmeleri için. Belki o zaman toplumsal bir problemimiz daha çözülür. Aile ilişkilerimiz. Aile her şeydir değil mi? Aile bizi biz yapan yer.

Çöplüğümüz ve sarayımız!

Ailenizi iyileştirin, kapının önünü süpürün, içeriyi çiçeklerle süsleyin. Herkese sevdikleriyle farkında ve mutlu an’lar dilerim.