Bursa’da, tam 20 yıl sonra, aynı yerde ve aynı mekanda duygusal bir buluşma vardı ve yapılan konuşmalarda, bir ‘milli dava’ da önemle vurgulanıyordu.

Dünya Göçebe Oyunları’nın törenine katılan…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yanı sıra Bursa Uludağ Üniversitesi’ne konuk oldu.

…Ve!
‘Fahri Doktora’ verilen;

Tatar, ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’deki Stratejik Önemi’ konulu konferansta konuştu.
Programın düzenlendiği…
Rektörlük’teki ‘Senato Salonu’, mutevazı alanı vardı, ama Tatar’ın konuk edilmesi nedeniyle manevi anlamı büyüktü.
20 yıl önce…
Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a da aynı paye verilmiş ve yıllar sonrasıyla aynı ülkenin cumhurbaşkanına tören de, bu salonda yapılıyordu.
Tatar’ın kürsü tarzı…

Merhum Denktaş’ı andırıyordu ve milli bir davanın anlatımındaki cümleler, belirli aralıklarla yüksek ses tonuyla noktalanıyordu.
Vaktiyle;

Kıbrıs Adası’nda çözüm için…

Türkiye’nin desteklediği;

Annan Planı’nın, Rumlar tarafından ret edilmesiyle AB ve BM’ye karşı diplomasi, hak ve adalet deneyimi ortaya çıkmıştı.

Zira…

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, AB’ye de alınmıştı ve merhum Denktaş’ın uyarısında haklı çıktığı görülmüştü.

Aradan yıllar geçti.
Son durumla…

Türkiye Cumhuriyeti’nin, tam anlamıyla arkasında durduğu ve uyumla çalıştığı bir ‘KKTC Cumhurbaşkanı’ vardı.

Nitekim…

Tatar’ın konuşması;

‘Yavruvatan’ davasının, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ortak düşünce ve hedefiyle yürütüldüğünü gösteriyor.

Bursa’da;

Tatar, Kıbrıs Adası’nın, dünyada 2 devlet varlığının kabul edileceği bir gündemle bilinmesini ve kabul edilmesini istiyor.

Böyle derken…

Kıbrıs Türkleri’nin 1974’ün öncesine dönmelerine meydan vermeyeceklerini ifade ediyor.
Sözlerinin devamıyla;
Çözüme gidecek sonuç açısından, “Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğünün devamı, Türk askerinin adada caydırıcı bir güç olarak kalması, vazgeçilmez çizgimizdir.” mesajını veriyor.

Kıbrıs Türkleri’nin davasında, kendi öyküsünü, hayatını da not düşen Tatar, “Hep çalıştım. Hep Türklük için çalıştım.” diyordu.

Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de ötesinde, bazı ülkelerin öne çıktığı ‘Doğu Akdeniz’ için net mesajlar verdi, tespitlerde bulundu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, son günlerdeki sıcak gündem konusuyla “Mesele, Doğu Akdeniz’de karbon meselesi değil.” saptaması yapıyor.

Asıl meselenin;

Kıbrıs Türkleri’nin davasını, devletini, egemenliğini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef almak olduğu vurgulanıyordu.
Tatar, Osmanlı Torunları’nın 1571’de Kıbrıs Adası’nı fethettiğini, 1878’deki dış etkenlerle ilk elden çıktığına işaret ediyordu.
Yunanistan’da üsler kurma gerekçesiyle ABD’nin askeri yığınak yapması da ele alınırken, böyle bir süreçte; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne silah ambargosunun kaldırılmasının izahın yapılamayacağını söylüyordu.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, BM’de KKTC’nin tanınmasını isteyen konuşma yapmasına, Tatar tarafından özellikle tarihi anlam yüklüyordu ve teşekkür ediyordu.

Zira…
Erdoğan, “Artık Kıbrıs'taki Türklere ambargo, izolasyon ve birtakım kısıtlamalarda zulmü sona erdiriniz. Bu, şartlar ve birtakım uluslararası camianın kendi evrensel değerlerine ters düşen bir uygulamadır ve artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni resmi olarak tanıyınız.” demişti.

Ayrıca…

Erdoğan’ın Türkiye’de 85 milyon ve farklı ülkelerdeki 10 milyon Türk vatandaşıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumuriyeti’nin arkasında olduğunu söylemesi, Tatar tarafından milli davaya özgüven ve güç artırıcı etken olarak gösteriliyor.

Tatar, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na alınabilmesinin önemini vurgularken, “Türk Devletleri Teşkilatı’nda yerimizi almamız ve Doğu Akdeniz'deki en uç noktada bir Türk devleti olarak her türlü faaliyetlerde bir arada olmak en büyük temennimizdir.” diyor.
Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni, Türkiye Cumhuriyeti için de ‘Vatan Toprağı’ olarak tanımlarken, yürütülen davanın haklılık ve takibindeki ısrarını, Bursa’da da sergilemiş oluyordu.
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz’un konuşması da, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniversiteleri ve akademisyenlerinin KKTC’ye, milli davasına desteği anlamına geliyordu.
Kılavuz’un, KKTC için “Canımız, ciğerimiz olan bir vatan parçası…” demiş olması da, ‘Yavruvatan’ diyen Türkiye’nin duygusunu yansıtıyordu.
Kıbrıs Türkleri’nin haklılığına rağmen...

Kılavuz, uluslararası başlıca örgütlerin, adalet ve etik değerlerden uzak düşünce ve tutumunu eleştirdi.