Dünyada benzeri görülmemiş büyük bir felaket yaşıyoruz. Devlet bütün birimleriyle felaketle boğuşuyor, necaset ruhlularda felaketten faydalanmaya çalışıyor.

Felaketin boyutunu maalesef çok insan bilmiyor. İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz şunları söylüyor. 7.7 büyüklüğünde ve yerin 7 Km altında meydana gelen deprem için İkinci dünya savaşında Hiroşima’ya atılan atom bombasından 357 tane bombayı aynı anda patlamak lazım. Nagazaki’ye atılan bomba biraz daha büyüktü. Ondanda 268 adet aynı anda patlamak gerekir. Bu rakamları 9 saat sonra Elbistan’da olan depreme de uygularsanız Ülke olarak yaşadığımız yıkımın boyutunu kavrarsınız. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan o iki bomba sonucu Japonya kayıtsız ve şartsız teslim olmuştu. Mısır’dan Gürcistan’a kadar hissedilen depremden söz ediyoruz. 13 milyon 500 bin insanın yaşadığı 10 ilimiz etkilendi ki bazı şehirlerimiz maalesef yerle bir olmuştur. Yaşayan insan sayısı olarak bakarsanız; Birleşmiş milletler teşkilatına kayıtlı 193 üye devlet vardır. Bu ülkelerin sadece 74'ü 13 milyonun üzerinde bir nüfusa sahiptir. Yani OHAL ilan edilen 10 ilimizin toplam nüfusundan daha az nüfusu olan tam 119 ülke var dünyada. Bu bilgiler aklınızda olsun.

Ahlaki olarak dünkü seviyemiz.

Fetih öncesi Fatih Sultan Mehmet, tebdil-i kıyafetle esnaf arasında dolaşmaktadır

Bir dükkâna girer ve günün ilk alışverişini yapar. Ardından başka bir şey daha almak isteyince, esnaf “Ben bugünkü siftahımı yaptım, onu da komşumdan alın, o da siftah etsin” der. Fatih, gezmesini sürdürür, bir sonraki esnaf dükkânında da aynı tablo ile karşılaşır ve şu tarihî sözleriyle fetih inancını tazeler:  ”Bu milletteki ahlâkî istikamet yok mu, ona dünyaları fethettirir der, Fetih hazırlıkları başlar ve İstanbul’un fethi gerçekleşir.

Bugün ise başımızı öne eğdiren ahlaksızlıklar

-Yardım TIR’larının önünü kesen ve yolu arabayla kapatan bir grup yağmacı çeteyi polis özel harekât ekipleri, kıskıvrak yakaladı.

-AFAD görevlisi kıyafetiyle yardım TIR’ını kendi deposuna götüren kişi yakalandı.

-Enkaz altındayım yalanıyla hem görevlileri hem de iletişim hatlarını meşgul eden insanlıktan çıkmış aşağılık heriflere ne demeli?

-İnsanlar enkaz altındayken bu aşüfte kadın odasında bir video çekiyor. Videoda sırıtarak cilve yaparak enkaz altındayım "Şöyle bir seksen beş boylarında bir delikanlı gelip beni kurtarsın" diyor. Bu isterik genç kadına ne demeli?

-Depremzedeyim Hatay’dayım kimse yardım etmiyor, burada devlet yok” yalanıyla tweet atan şerefsiz Tekirdağ’da bir barda enselendi. (Devlet bu ite var olduğunu göstermiştir inşallah)

-Bu konuda çok sayıda olay yaşandı ve yaşanıyor. Biz hangi ara bu kadar bozulduk?

Bayrak şairi Arif Nihat Asya:

Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu, Ne oldu ise bize hep azar, azar oldu

Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız,

Ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız
Avrupa’ya bir değil iki pencere açtık, Uzun yıllardan beri cereyandan hastayız
mısralarıyla şiirleştirdiği bozulma bu olsa gerek.

Millet can derdinde muhalefet alı ve yalan peşinde

Bay Kemal Hatay’daki hava alanını onarıyoruz, gelsin tutuklasınlar diyor. Milletin

Gözünün içine bakarak, yüzünde de en ufak bir kızarma olmadan nasıl böyle konuşur anlamış değilim. Yahu senin Belediyenin uçak pisti onaracak teknik yeterliliği var mı? Mahalle arasına asfalt mı döküyorsun. Bunları bilmeden söyleyene cahil derler bilerek söyleyene ise en hafifinden yalancı derler. Bu zırvalarla insanları kendinden tiksindirme. Devletimiz enkaz altından insanları kurtarmaya çalışıyor, almış yanına vekil ve belediye başkanlarını “Bir Covid çıktı 5 tane maskeyi dağıtamadınız, şimdi Türkiye bir deprem gerçeği ile karşı karşıya bu sefer asrın felaketiymiş diyerek sıyrılmaya çalıyorlar…” Bazı şeyler yazacağım kanunen suç olur diye yazamıyorum. Ayıptır ayıp! Pandemi döneminde bütün dünyanın takdirini almış bir Türkiye var. ABD’si İngiltere’si hepsine maske ve malzeme yardımı yaptık. İçeride ise haset edip çatlayan, inkâra ve yalana sarılan senin gibiler var. Asrın felaketi lafı nerene battı? Yurtiçi ve yurt dışından bilim adamları felaketin boyutunu anlatmakta zorlanırken, Bay KK’nın hezeyanına bakın.

HDP eş başkanı Pervin Buldan ve Bay Kemal kameralar karşısında,  Pervin Buldan bu depremde iktidar enkaz altında kalmıştır diyor. Bozacının şahidi şıracı Bay KK

vücut diliyle tasdik ediyor. Nasılda buldunuz birbirinizi “Kandil”iniz batsın

Hatay Belediye başkanı Lütfü Savaş CHP’den seçilmiştir. Bakın ne diyor: Meseleyi iyi tartmak lazım.10 ilde bir oldu. Herkese yetişmeniz gerekiyor. Kış şartları, kışın en sert zamanında bizim havaalanı ilk gün pert oldu. Bütün dünyadaki akutçuları getirseniz anca yetişirler. (Niçin böyle konuşuyor? Çünkü adam işin içinde, Bay KK gibi enkazdan siyasi rantı düşünecek hali yok)

CHP’nin Nerede asker diye cazgır gibi bağıran Grup başkan vekili Özgür Özel’le CHP’li Hatay Samandağı Belediye başkanı Refik Yılmaz birbirine girdi. (Özetle: Ben burada 24 saat kan ağlıyorum, sen geldin bana bir geçmiş olsun bile demedin …) yani biz can derdinde siz show peşindesiniz diye sitem etti. 

MHP’den İyi Partiye, oradan da Zafer partisine zıplayan Ümit Özdağ’ın hezeyanına bakar mısınız? Önce Ak Partililer kurtarılıyor. Yazıklar olsun. Ak Parti Adıyaman milletvekili Yakup Taş, eşi, kardeşleri, torunları tam 20 kişi enkaz altında can verdi.

Ak Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman'ın "çiçek kokulu ablamı, sırdaşım ağabeyimi, diyerek tam 11 akrabasını kaybettiğini isim isim sıraladı.

Kahramanmaraş 24.Dönem Milletvekili Sıtkı Güvenç, kadın kolları başkanı enkaz altında can verdi. Sadece Ak Partililer mi? bütün siyasi partilerden ölenler var. Allah rahmet eylesin. Enkaz altında siyasi hesap mı olur. Bu ne saçmalıktır? Sonra da Ümit Özdağ’ı yuhaladılar. Ya hu senin derdin ülkeyi karıştırmak mı? İtfaiyecinin telefonunu çalan Suriyeli dedin; adam Akçakale nüfusuna kayıtlı deprem gönüllüsü çıktı. Bunları yapıyorsun ki “etki ajanı” diye suçluyorlar

İYİ Partili Koray Aydın’ın ettiği lafa bakın “Erdoğan buradan bir şamar yer”

Yukarıda söz ettik 10 ilde yıkım var, bazı iller yeniden inşa edilecek depremin üzerinden bir hafta geçmiş enkazdan canlı bebek çıkartılıyor. Devletimiz Milletimiz ne ile uğraşıyor siz neyin peşindesiniz.

Şu ülke ne depremler gördü ama böyle bir felaketi dünya görmedi. Her felaketten sonra bu millet ayağa kalkmasını bildi. Tabi ki ihanetler de gördü,  şu TBMM’de neler tartışıldı neler. Araştırma komisyonları, soruşturma komisyonlarında ne tutanaklar tutuldu bir bilseniz. Ben isim vermeden yazacağım. 1999 depreminden sonra çıkan şayia ile ilgili olarak 2004 yılında eski bir bakanın kız kardeşi komisyonda konuşuyor.

Eşinin şirketinde kendisinin de hissesi bulunduğunu, ağabeyi tarafından eşine gönderilen paradan bilgisinin bulunmadığını, eşiyle banka hesaplarının ortak olduğunu ifade edip “şu anda bundan iki ay önce bankada ne kadar paranız olduğunu biliyor usunuz?”

Yüklü bir miktar olduğunu biliyorum, miktar olarak hatırlamıyorum.

Takriben ne kadar? Sorusuna,

Rakamı size söyleyemeyeceğim amma, yüklü bir miktar olduğunu biliyorum.

Büyük meblağ nedir sizce? Sorusuna

Yani 100 milyarın üzerindedir. ( O vakitler paradan 6 sıfır atılmamıştı)

Peki, 2 trilyon 130 milyar paranız var. Bir de 809.900 dolar paranız var.

Var mıdır? Şeklindeki soruya ise,

Yani ben bilmiyorum. Şeklinde cevap vermiştir.