Geçtiğimiz günlerdeki yazımda, ülkemizin altından geçen fayları gösteren haritayı, herkesin evinin, iş yerinin, makamının, ofisinin en görünen yerine asmasını önermiştim…
Bu önerimi güncelliyorum…
Haritayı, cep telefonlarımıza ve bilgisayarlarımızın ekranlarına duvar kâğıdı olarak yükleyelim…
O daha iyi!
Telefonu veya bilgisayarımızı her açtığımızda karşımıza çıkan o kan kırmızı renkli fay haritasını gördükçe belki moralimiz bozulur ama belki bundan sonraki depremlerde duvara toslamayız!
*
Benim güzel ve bahtsız ülkemin altı faylardan, üstü hainlerden geçilmiyor…
Fayları kıra kıra, hainleri vura vura bitiremedik gitti!
Fayların nerelerden geçtiğini biliyoruz da çoğu dost görünümünde olduğundan hain haritasını çıkarmakta zorlanıyoruz…
*
Olay Gazetesi’nin uzun yıllar birlikte çalıştık karikatürist Zeki Bulut’la…
Kahramanmaraş depreminde yakınlarını kaybeden Zeki abim, sosyal medyadan anlamlı bir paylaşımda bulunmuş…
“Yıllardır meydana gelen her depremden ders aldığımızı söylüyoruz ama bir türlü mezun olamıyoruz!” diyerek sitem ediyordu, kara mizahıyla…
Ah be Zeki abim, görüyorsun sürekli alttan dersler geliyor, nasıl mezun olalım!
Sınavın biri bitmeden diğeri başlıyor!
Sorular da çalıştığımız yerden değil alıştığımız yerlerden çıkıyor hep!
*
“Okullarımızda zorunlu dün dersi okutulmalı!”
Bu harika önerinin, aykırı yorum ve görüşleriyle tanınan bilim insanı Celal Şengör’e ait olduğu söyleniyor.
Doğru mu bilmiyorum ama her kime aitse destekliyorum…
Gerçekten de bize zorunlu dün dersi şart!
Unutkanlık konusunda balıkları kıskandırıyoruz!
*
Geçmişte uzun yıllar siyaset yapan, yerel yönetimlerde bulunan, köklü inşaat firması sahibi bir dostumla telefonda konuşuyorduk…
Konu haliyle depremdi!
Deprem bölgesindeki ölümlere neden olan yıkılmış konutların müteahhitlerine yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonları hakkındaki düşüncelerini sordum.
“İyi yapıyorlar fakat yetmez… Yalnız yaptığı binaları yıkılan müteahhitleri değil o binaların yapım ve yıkımında emeği geçen yani inşaat aşamasından oturma iznine kadar yapılan bürokratik işlemlerinde imzası bulunanları da aynı koğuşa koymalı!” dedi…
Haklıydı ama ülkemizde o kadar duygusal insanı ağırlayacağımız çok katlı cennetten köşe cezaevlerimiz yok ki!
*
AFAD’a mı yardım edelim, AHBAP’a mı?
Acıda bile olaya siyasi bakılmasına, hizmette ve güvende yarıştırılmasına üzülmemek elde değil…
70 ülkeden gelen arama-kurtarma ekipleri deprem enkazlarından hala canlı insan çıkarma mücadelesi verirken bizim yaptığımız şu tartışmaya bakar mısınız?
Bırakalım ne olur, kim nereye yardım etmek istiyorsa oraya etsin, yeter ki etsin ve yapılan yardımlar tam yerine gitsin!