Türkiye’de, bazı olgular, değerler, tarihimizde milletçe önemsenmiştir, ‘Devlete Saygı’ da böyledir. Velakin, günlük hayatın döngüsünde artık şöyle baktığımızda, bireysel davranışlarla trajik tezatlıklar oluşuyor.

Bu hafta…

Devlet adına;

Kamusal görev yürütülen ve ‘kolluk gücü’ özelliğini taşıyan zabıta memurlarının, ‘teşkilat kuruluş yıldönümü’ kutlanıyor.
Zabıta Teşkilatı’nın kuruluşunun 196.yıldönümü ve 1-7 Eylül tarihleri arasındaki Zabıta Haftası’yla daha büyük bir önemle anılmaları gerekiyor.

‘Devlete Saygı’ olgusundan söz edilen bir ülkede, devlet personeli durumundaki zabıta memurlarına; küçümseyici ve horlanma, sözlü ve fiziki saldırıların olması, nasıl bir duyarlı vatandaşlıkla izah edilebilir?
Her meslekte;
Davranışlarıyla tartışmalara neden olan, eleştirilenler oluyor, ama tüm camiaya atfedilen bir kötümser algı gelişiyor.
Böylesi duruma, örneklere karşılık;
Zabıta Teşkilatı’nın, tüm emekçilerine haksızlık edilmesi, itibarsızlaştırılması ve linç içerisine girilmesi, kabul edilemez.

Kamusal düzeni gözetme, sağlama görevi bulunan zabıta memurları, nihayetinde siyasi iradeyle yönetilen belediyelerin üstünde, devlet adına görevlerini yürüten; devletin mensuplarıdır.
Maalesef…
Fiziki koşullar açısından;
Yabancı ülke hayranlığının olduğu Türkiye’de, oralarda devletin kurallarına riyaet ve bu doğrultuda güçlü yaptırım sisteminin kurulu olduğu, ya gözardı edilir ya da bilinmez.

Son yıllarda…

Kamusal düzenin, merkezi yönetime haiz kolluk gücü durumundaki polislerin dahi, görevleri sırasında sözlü ve fiziki saldırıları dikkade aldığımızda, artık bu koşullarda, zabıta memurlarının vay halinedir.
‘Kolluk Gücü’ tanımını taşıyorlar, ‘Üniforma’ giyiyorlar, ama polisler kadar güçlü ve caydırıcı görülmek istenmiyorlar.
Bu nedenle;
Görevin yerine getirilmesi sırasında karşılaşılan sert davranışlar ve can güvenliği riski nedeniyle polis çağrılmak zorunda kalınıyor.
Zabıta memurları, görevleri sırasında yaşadıkları zorlukların yanı sıra, yıllardan beri hukuki ve özlük sorunları da var.

Memuriyet sendikacılığı…
Hem yönetimsel hem de personel hakları ve sahalardaki çalışmalar ve yaşananlar açısından, zabıta memurları için ne yapabiliyor?

Bugün…
Sağlık ve eğitim çalışanlarının başına bir olay gelse, mesleki odalar ve sendikalar, tepkilerini ortaya koyuyor, seslerini yükseltiyorlar.
Velakin…

Yetkili ve yetkisiz sendikalar, zabıta memurları için neler yaptılar, neleri yapmaya devam ediyorlar?

Son aylarda…
‘3600 Ek Gösterge’ meselesinde dahi, zabıta memurlarının esamesi okunmadı, ama mevzuatta, ayrı bir özel branş, ‘kolluk gücü’ durumundalar.
Vatandaş da duyarlı olmalı!

Kamusal düzensizlik ve kayıt dışı ekonomiye karşı, zabıta memurlarının yanında olmak yerine, sosyal medyaya videolarını çekiyorlar.

Her meslekte;

Kötü bir söz ve davranışın tüm camiaya atfedilemeyeeceğini söylemiştik, böyle bir duyarlılıkla toplumsal düşünce gerekiyor.
…Ve!
‘Devlete Saygı’ deyip;

Diğer yandan…

Siyasi irade üzerinden kolayca dokunabileceği düşüncesiyle belediye başkanları ve A Takımı’ndan zabıta teşkilatlarının en başındakinden memuruna kadar, baskılar ve telktinler de, kabul edilemez.
Ayrıca…
Belirtelim;

Her yerde…
Emek ve likayat tartışmaları olur ve böyle durumlar, en üst yönetimin gözünde de, ancak anlaşılarak ve deneyimle görülecek, gereği öyle yapılabiliyor.
Söz açılmışken…
‘Büyükşehir’ statüsündeki illerde, ‘İtfaiye’ teşkilatlarında uygulandığı gibi, ‘Zabıta’ teşkilatları da, büyükşehir belediyeleri altında toplanmalıdır.
Çünkü…

Görev alanı sorumluluğu açısından, sıkıntılar, sorunlar yaşanıyor ve ayrıca siyasi irade farklılığı da, olumsuzluğa neden olabiliyor.
Hükümetten;

Zabıtaların yetki ve sorumlulukları için güncel düzenleme ve radikal yeni adımlar beklenirken, büyükşehir ile ilçe belediyelerinin üniforma ve araçlarını birbirinden ayırt edecek detaylara yönetmelik çıkarması, tuhaf oldu.