Ekonomideki sıkıntı, en çok çocukları etkiliyor. Beslenmek pahalı ve sağlıklı büyüme sorununu gündeme getiriyor. Böyle risk ve tehdide, ilaçlarda katkı paylarının artırılmasıyla tedavi sorunu da eklendi.
Devletçe…
Sağlık gerekçesiyle;
Ambalajlı gıdalara ait reklamlarda, günde 4-5 porsiyon meyve ve sebzenin tüketilmesini tavsiye eden uyarı koyduruyor.
Böyle deniliyor, ama…
Vitamin ve protein açısından, yanı sıra içerdiği bazı maddelerde de beden ve organlara faydası olarak tavsiye edilen meyve ve sebzeler çok pahalı ve böyle nedenle düzenli tüketilmesi zorlaştı.
Bir ‘Bakan’;
Meyve ve sebzelerin, sağlık açısından mevsiminde tüketilmesi gerektiğini, yaz aylarında ucuzlama görüleceğini söylemişti.
Ortada;
Ucuzluk yok!
Türkiye’de tarımın yok olmadığı da, ihracat rakamlarıyla anlaşılıyor, daralan iç piyasada, kalitesi tartışılanları pahalıya tüketiyoruz.
İhracat, cari açık, döviz derken…
Meyve ve sebzelerin iç piyasaya arz darlığı, pahalılığı tetikliyor ve çocuklar da, toprağın bereketine ulaşmakta zorlanıyor.
Çocuklar, yarınlarımız…
Beslenme zafiyeti, bozukluğu, beraberinde beden sağlığını olumsuz etkiliyor, bağışıklık düşüyor.
Maalesef…
‘Akut’ denilen; hızlı başlayan, geçici sağlık sorunları, hastalıkların tedavisinde dahi, pahalılık oluştu.
Elbette ki;
Allah; cana vermesin, ilacı olsun!
Böyle derken…
Devlet;
Sigorta sistemine dayalı olarak, temel ve çok önemli ilaçlarda dahi aldığı katkı paylarını artırdı.
Çocuklara…
Yaygın reçete edilen;
Bir ateş düşürücü ve ağrı kesici şurubun ücreti 40 TL olurken, yarısı orunda 20 TL tutarında nakti katkı payı alınıyor.
Yine…
Yaygın reçete edilen;
Bir antibiyotik şurubun ücreti 90 TL’yi buldu, neyse ki katkı payı 10 TL dolayında bulunuyor.
Aslında…
Asgari ücretliler, düşük emekli maaşlılar veya sigorta güvencesi olmayanlar, her yaşta, ilaca erişimde sıkıntı yaşıyorlar.
Bir eczanede;
O an orada bulunan ve hiç sosyal güvencesi bulunmayan annenin, çocuğuna ateş düşürücü için yardım istediğine tanık olduk.
Elden alınan katkı paylarına, mesela emekliler için maaşlardan kesilen payları da dikkate alırsak, sağlıkta pahalılaştı.
‘Etken madde’ gerekçesiyle eşdeğer ilaç uygulaması var, ama böyle ilaçların az bulunduğu veya üretilmediği de, bu nedenle katkı paylı ilaçlara yönelme olduğu da konuşuluyor.
Bu arada…
Çocukların sağlığı ve hastalıkların tedavisinde, bitkisel ilaç sektörünün geliştiğine de, ücretlerini de hatırlatalım.
Eczaneler de sonuçta ticaret yapıyor, ama diğer ticaret işleri gibi öyle kazanıldığı yok.
Üstelik…
Devletin, yabancı para birimine dayalı ilaçlar için ödediği kurda, piyasaya kıyasla düşük kurdan ödeme yaptığını da hatırlatalım.
Bu nedenle…
Eczacılar;
Empatiyle…
Duygusal anlar yaşıyorlar.
Elden geldiğince;
Yardımcı olmak isteniyor.
Eczanede;
Halk…
İhtiyaç sahibi için;
Dayanışma içerisine giriyor.
Bunları anlatırken…
Bir yanda TV’deki yarışma için gönderilen destek SMS’leri, diğer yanda çocukların tedavisine SMS’le yardım çağrısı yapılan trajik ülkesiyiz.
Sosyal medyada;
Yerli üretim övüncüyle yapılan paylaşımların geneli, Türkiye’nin savunma sanayisi ürünlerinden oluşuyor.
Ülkenin savunması için silah, tank ve uçak önemli, ama bir ülkenin toplum sağlığı, her zaman önem taşıyor.
İlaç sanayisinde;
Türkiye’nin kendisini yukarılara taşıması, yerli ve milli ilaçlarını üretmesi, çeşitlilik sağlaması gerekiyor.
Bu bilimle de;
Övünmek gerekiyor!
Sözü, getirilelim;
Sağlık kadrolarına…
Çocuklarla bir başlığı altını çizelim, her yıl yüzlerce doktor mezun ediliyor, ama bazı ihtisas branşlarında, ciddi; hayati açık var.
Mesela;
Bursa’da;
Bazı branşlar için “Bursa’da tek o var” veya “Bursa’da birkaç kişiden doktordan biri…” diye, bir elin parmak sayısı kadar olmayan başarılı, hizmete devam eden doktorlar var.
Yılın ilk aylarında…
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, din görevlisi olmayan camiler nedeniyle 10 bin personele ihtiyaç olduğunu, Ramazan’a kadar 7 bin 800 atama olacağından söz etmişti.
Sağlıkta ise…
Devletin sağlık hizmeti kurumlarına atama sorunu var, hem de özellikle bazı branşlara acil atama yapması gerekiyor.
Hatta…
‘Tıp’ eğitiminde;
Ciddi kadro açığı, takviye ihtiyacı görülen ihtisas branşlarının gençler tarafından tercih edilmesi için özel teşvik politikası şart gözüküyor.
Açıkçası…
Bilişim, teknoloji çağından söz edilip, bu bilim dalına yönelme politikası getirildi, ama bilimde sağlığı, toplum sağlığına görevi unutmamalıyız..