Yeni yüzyılda hiç genel seçim kazanamayan CHP, şimdi öyle emin, öyle hırslanıyor ki… Bursa’daki fotoğrafla bakalım, kendisine özgüveni açısından, olgu mu, algı mı var?

Öncelikle;

Demokrasi ve özgürlük kavramlarını önemle ortaya atan, karşı görüş ve eleştiriye böyle baktığını söyleyen CHP, toplum önünde gözüküyor.
Velakin…

Ajandasına yazdığı kurum ve isimlerle ‘kapalı devre’ basın toplantıları düzenliyor ise, toplumu hoş eden kurumsal algı, olgunun önüne geçmiş oluyor.

Zira…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son gelişinde gördük, ‘yerel medya’; CHP’nin tuhaf, muamma, anlamsız bir akreditasyon refleksi nedeniyle bölündü, birbirine düştü.

Bakınız…

Basın toplantısı gayesiyle;

29 Aralık’ta öncelikle ‘yazılı basın’a davetiyle birliktelik kuran CHP, 30 Aralık’ta ‘internet medyası’yla buluşmayı da gündeme taşıdı.

Her fırsatta…

Hükümeti hedefe koyan;

CHP, demokrasi, özgürlük ve eşitlik söylem ve vaadine karşılık, yerelde internet medyasına ve aslında basına, objektif ve eşit mesafede olmadı.

Türk Medyası’nı, saflaştırmayla ‘Yandaş’ söylemine taşıyan CHP, Bursa’da önce kendisini sorgulamalıdır.

Ayrıca…

Tuhaf olan;

Muhalefetlik ve dolayısıyla denetim konumu gerekçesiyle her söylediğini doğru kabul eden ve yazılmasını bekleyen bir CHP’nin, hoşuna gidene göre de, ‘üstün cesaret’ gördüğü olur.

Toplum önünde, toplum yararına;

Ortak doğruları algılamak, anlamak ve fark etmek, sorgulamak ve araştırmak; gazeteciler kadar, siyasetçi için de önem taşıyor.

Bu arada…
Bursa’da;

“Proje yok” diyebilen bir muhalif siyasi anlayış var ise, öncelikle vicdani olması gerektiğini belirtelim.

CHP’den söz açılmışken…

Genel seçimlerin, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kazanılacağından çok emin bir ana muhalefet görüyoruz.

Böyle derken…

Toplumun önünde;

Algı mı, olgu mu güçlüdür?

Çok kez kaybeden;

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin, zıt kutuplaşmaya dönüşen bir siyasete güveniyor, 6’lı Masa’nın da önüne geçen kurumsal siyasete dönüşüm gösteriyor.

CHP, siyaseten özeldir!

Kurucusuyla;

Anlam yüklüdür!

Bursa’da;

Siyasi rakibin gecesinde…

Tarihsel büyükler olarak;

II. Abdülhamid’e de büyük fotoğrafıyla özel yer verilirken, Atatürk’ün olmayışına neden sessiz kalındı?

Bursaspor olarak;

Diyarbakır’da zırhlı araçla dolaştırılmasına, tribünlerden görülen şiddet ruhuna da, sessiz kalındı.

Dahası…

Bursa’nın milletvekili, Dersim’deki isyana müdahaleyi katliam olarak niteleyen ve Atatürk’ü soykırımcı duruma getiren paylaşımı, sineye çekilmedi mi?

Açıkça…

İfade edelim;
Türkiye’nin gündeminde Suriyeli mülteci meselesi ve pahalılık olmasaydı, CHP’nin bugünkü kadar yüksek özgüven taşıyacağını sanmıyoruz.

Mustafa Bozbey’le ilgili olarak;

CHP’nin içerisinde tutulmaya çalışılan tartışma ve görüş ayrılığı da, artık baydı ve baydı, ama başka boyuta da ulaştı.

Vaktiyle;

Maddi gücünden yararlanılan Bozbey’in makamına, siyasetin saha çalışmasına ait cantık parasını istemeye kadar dahi gidilmişti.

Kılıçdaroğlu, 6’lı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının gecikmesinde anormal durum görmüyor, ama…

Bozbey’i erkenden ve tekrar ‘Büyükşehir’ adayı ilan eden Kılıçdaroğlu, galiba; olası adaylığının sandığa tahvil edilebilmesinde değerlendirmek istiyor.

Belirtelim;

‘Belediye’ başkan adaylığı öncesiyle Bozbey’in milletvekili olabilmesine, CHP’nin yeni il başkanı tarafından tereddütlü yaklaşım var, ama listeye girerse de, herkes gibi destekleneceği vurgulanıyor.

2010’un eşiğinde;

Büyükşehir’e seçilemeyen Sena Kaleli’yi milletvekili yapan, milletvekili Erkan Aydın’ı Osmangazi’ye aday çıkaran CHP’de, Mustafa Bozbey’in milletvekilliği neden engel yaratıyor, neden sorun oluyor?

Sahi…

CHP’nin milletvekilleri, hemşehri derneklerine ilgi gösteriyorlar, ama esnaf ve akademik odalar, farklı alanlardaki dernekler ile SİAD’lar ve sanayi bölgeleri de, düzenli ziyaret ediliyor mu?

Millet İttifakı’nda;

CHP’den geçici milletvekilleriyle TBMM’de grup kuran İYİ Parti, artık asansörlük yapan olmak istemiyor, zaten yerel seçimlerde borcunu ödemişti.

Bursa’ya baktığımızda;

Milletvekili Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu’nun, İYİ Parti’nin ‘Büyükşehir’ adayı olması yolunda, süreç işliyor.

CHP’nin milletvekilliği adaylığı için istifa eden il başkanı gibi, İYİ Parti’nin il başkanı da, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Alinur Aktaş’a endeksli tutulan siyaset yürütmesiyle dikkati çekiyor.

Aktaş'ın bir konuşmasında 8 dönüm ifadesini İyi Parti İl Başkanı Selçuk Türkoğlu tarafından 800 dönüm gibi algılanması ilginç bir durum ortaya çıkardı.
 

İYİ Parti’nin il başkanı tarafından kaleme alınan karşıt yorum da, ‘üslub ve siyaset tarzı’ açısından, tartışmalara neden oldu.

Siyasetin bir kutbu böyle, ama…
AK Parti, tansiyonu düşük kalıyor, yönetimindeki en büyük belediye ve başkanı üzerine yük yoğunlaşıyor.