Ben Cumhuriyeti tesis ettim. Fakat bugün (1930’lar)
İdare şekli Cumhuriyet midir, diktatörlük müdür,
Şahsi hükümet midir belli değil
Mustafa Kemal Atatürk
(Fethi Okyar: Üç devirde bir adam s.443)
Egemen bir parti vardı, partinin üstünde
İsmet Paşa “Tanrının bir parçası” idi. Halk, İnönü’nün yüzünü göremezdi.
İnönü yerine, egemen CHP’nin elleri dilediği zaman halkı okşar, yerine göre sıkardı… İnönü adı korku verirdi…
Demokrat parti hareketi ortaya çıkıncaya değin, ‘Paşa’ herkes adına düşünen, milletine doğru yolu gösteren, hemen her konuda uygulamaya geçilmesi gerekli buyrukları veren ‘tek’ insandı.
Cüneyt Arcayürek
(Gazetecilik hayatında uzun süre CHP yayın organı Ulus,
İnönü’nün damadı Metin Toker’in dergisi Akis ve Cumhuriyet gazetesinde yazdı. Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesini önlemek amacıyla ABD başkanı Jonson’un kaba bir üslupla yazdığı mektup gizli tutuluyordu. Bu mektubu iki yıl sonra ele geçirip yayınlayarak yılın gazetecisi unvanını almıştır. CHP destekçisi mahalleden bir kalem olduğu için Cüneyt Arcayürek’in değerlendirmesini aldım.)
Kazım Karabekir ise, padişah otoritesinin yerine millet iradesinin geçerli olduğu Cumhuriyet sistemini inşa ettik iddiasındaki iktidar kadrosunu eleştirir.
İddia ile gerçeklerin örtüşmediğini açıklar.
Karabekir Paşa, Birinci meclisteki milletvekillerini değiştirmek için; seçim kararı alınmıştır. İkinci dönem Meclisi’nin teşkili hazırlıklarına başlanmasıyla; Milli Mücadele ile hiç ilgisi olmayan kişilerin Mustafa Kemal’in çevresini sardığını ve bunların çoğunluğunun İkinci dönem’de milletvekili seçildiğini açıklar.
Bu kişiler, Mustafa Kemal’i övmekte çok aşırıya gider, Milli Mücadele’yi başlatan ve yöneten diğer bütün insanları görmezden gelip değerlerini düşürme anlayışını hâkim kılarlar. Aslında bu övme, yüceltme sadece Atatürk’e has bir beğeni ve değerlendirme değildir. Karabekir Paşa; daha sonra İnönü’ye de itirazsız şekilde aynı övgü gösterildiği için o sahte övgücü ve şakşakçı kesimi eleştirmiştir.
Etrafını sarma konusu; siyasetin her dönem kanayan kabuk bağlamayan yarasıdır. Parti kurarsın, karşı duranlar, dudak bükenler yıllarca sana sövenler bir barksın ki gün gelmiş senin önünde senden çok partili olmuştur. Son dönemde bir birinin zıddı siyasilerden parti değiştirenleri, geldiği partide liste başlarında yer alanları gördük.
1960 öncesi CHP-DP kitle partileri olarak taban tabana zıttı ve kavgalıydı.
1960-80 arası CHP-AP bu kavgayı kitle partisi olarak vermişti.
1980-90 arasında ise ANAP-SHP (CHP) yarışı vardır.
Bugün bu siyaset mutasyona uğramış, kimin nerede olduğu belli değil.
2011 seçimlerinde karşı mahalleye CHP’ye geçen eski bir siyasi gelen eleştirilere “köprünün altından çok sular geçti” demiş meseleyi kendince izah etmişti.
Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP 1950 öncesi kaybettiği iktidarı siyasette sağ yelpazeye tutunup yanlış yerde arıyor. İktidarı niçin kaybettiğini araştırmıyor
Bülent Ecevit’in yaptığı gibi 1973 ve 1977 seçimlerinde yakaladığı başarının sırları
nelerdi araştırmıyor. Ecevit o seçimlerde “Merkezden çevreye/kırsala” el atmıştı. Kemal Bey ise seçim sonrası “Kentli kırsal” ayrımı yapmış, kırsalı üzmüştür. Bu garip hal, Tek parti CHP’sine kaybettiren haldir. Onlarda Demokrat partililer için “Hasolar, Memolar, çarıklılar, poturlular” diyordu. Ama sonuçta üç seçim üst üste sandıkta ezildiler.
Nasreddin hoca ahırda eşeğinin kürtününü (palanını) dikerken iğneyi elinden düşürür. Hoca ahırdan dışarı çıkar ve iğneyi sokakta aramaya başlar. Komşuları hocaya ne aradığını sorar. İğneyi kaybettiğini söyler. Komşuları da ararlar ama bulamazlar. Komşularından biri; “hoca iğneyi en son nerde düşürmüştün” diye sorar. Hoca da; “ahırda düşürmüştüm” cevabını verince. “Ah be hoca madem ahırda düşürdün ne diye sokakta iğne ararsın.” Hoca da “Ahır çok karanlık orada bulamam sokak aydınlıktır orada arayayım diye düşünmüştüm” der. Bay Kemal işin kolayına kaçıp aydınlık yerde iktidar arıyor ama olmuyor çünkü iğne sokakta değil, altılı masa yetmedi 16’lı masa kurarım demek boş laftır.
Son seçim listelerinde ortaklarına verdiği 39 milletvekili, CHP tabanında küskünlüğe neden oldu. Taban ne kadar kandırılsa da, partililer fili durumu haklı olarak kabul edememiştir.
Adalet Partisi ve Doğruyol Partisi, Menderes’li Demokrat Partinin devamı bilinir. En azından seçmen DP’nin varisi olarak görmüştür. Demirel Partiye darbe döneminden eski bir asker kişiyi alır. Aydın Menderes için bu durum haklı olarak kabul edilemez bir durumdu ve Demirel’le ayrı düşmüştü. Bu durum Aydın Menderes için parti değiştirip önüne geçilmesinden öte, vefanın yerini ihanetin alması olarak algılanmıştı.
Hulasa-i kelam: siyasette doğru hesap, doğru adam, doğru hamle kazandırır.
CHP’nin yanlış hesabı Bağdat’a bile ulaşmamış sınır kapısından dönmüştür.