Siyasete, gündeme, sürece bakarsak…
CHP tarafından, özellikle demokrasi ve adalet vaatleri öne çıkarılıyor ve bazı siyasi ve stratejik başlıkların çözümü açısından da, ekonomi; sanki seçmen önünde araç gibi değerlendiriliyor.
Böyle süreçte;
Bir mesele, dikkati çekiyor.
Özellikle…
Medyadan yakınma ve taraflılık ithamı, topluma enjekte ediliyor ve muhalefete yer verilmediği iddia ediliyor.
Bursa’da;
Farklı katmanlar ve vatandaşlarla sohbetlerimizde, aynı yaklaşımla karşılaşıyoruz ve diyeceklerimiz oluyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ötekileştirme karşıtlığından söz ediyor ve eleştirilmeyi, demokrasinin olgusu görüyor.
Elbette ki…
Düşünce ve ifade özgürlüğü, hakaret etme hakkı vermiyor, böyle bid olgu, herkes için geçerlilik taşıyor.
Aslında;
CHP’nin, lideri ve kurumsal siyasetle ortaya koyduğu demokrasi fotoğrafı, algı mı, olgu mu?
İşte;
Bütün mesele bu!
Zira…
Birkaç yıldır…
CHP’nin Bursa’nın yereliyle medya arasında, ötekileştirmede bulunduğunu ve özel ‘kara kaplı kitap’ tuttuğunu düşünüyoruz.
CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan’ı yıllardır tanıyoruz, medyanın yabancısı değil, yerel gazetelere hukuk danışmanlığı hizmetleri vermişti.
Velakin…
Medya kurumları ve mensupları arasında, kendisine ulaşılamaması ve geri bildirim alınaması gibi durumların yaşandığı duyuluyor.
Zira…
Aynı durumu yaşadık!
İletişim çağında;
Muhalefetin kronik bir hatası var, kendi merkezli veya dışarıdan temasa dayalı bir güçlü, objektif iletişim politikası yok.
Medya kurumları ve gazetecilerin yıllarca arasında olan Özkan’ın dönemiyle de bu kronik sorun sürüyor ise, neden olan bir ‘Üst Akıl’ mı var?
Seçim yoğunluğuna dayalı;
Özkan’ın gözünden mi kaçtı bilemiyoruz.
Velakin…
Bizzat gidilen medya kurumları ve gazeteciler olduğunu görünce, ‘Ortak Akıl’dan ziyade, ‘Üst Akıl’ ağır basmış gibi duruyor.
Deniliyor ki…
Milletvekili adayları arasında;
Programına davet ettiği medya kurumları ve gazetecilerin arasında CHP tarafından kafaya takılanlar ve davet edildiği sorgulananlar var.
Geçen yıl sonuna doğru…
Kılıçaroğlu’nun Bursa’ya gelişiyle ilgili, medya kurumları ve gazetecilere yönelik bir akreditasyon uygulandığı tartışması yaşanmıştı.
Böyle bir uygulmaya gidilmediğinden söz eden CHP’nin resmi beyanına karşılık da, akredite edildiğini yazan ve ayrıcalık görenleri de meslektaşlar vardı.
CHP’nin açılımı;
Cumhuriyet Halk Partisi’dir ve içerisinde ‘Halk’ olan siyasi partinin, sokaktaki her görüşteki vatandaşa, medyaya, STK’lara eşik mesafede olması gerekiyor.
Size göre;
Gazeteci nedir?
Gazeteci denilince;
Atatürk’e ele alan, ama pahalı ve üstelik Cin Ali gibi kitaplar kaleme alan ve satan, Cumhurbaşkanı için ‘Yolcudur Abbas…’ benzetmesi yapan mıdır?
Gazeteci denilince;
Bahçesini ekip biçeceğini söyleyip kenara çekilmekten söz eden, ama bir çağrı ve güçle muhalefeten mesleğe dönen midir?
Kriter nedir?
a Haber’in yayıncılığı eleştirilirken, ama şimdilerde Halk TV, KRT ve Tele 1’in bir farkı var mıdır?
Merak ediyoruz…
CHP’ye göre;
Cesur gazetecilik, nedir?
Muhalefetin her söylediğini, satırı satırına aynen doğru kabul etmek ve topluma aktarmak mıdır, cesaret?
Şu günlerde;
‘Büyükşehir’ adayı Mustafa Bozbey, Bursa’nın merkez ve ilçelerini dolaşıyor ve CHP’ye destek istiyor.
Demokrasi ve adaleti öne çıkaran Bozbey’in ortaya koyduğu dünya pespbembe, ama CHP’nin yereli için bugünkü satırları yazmaya lüzum görüyorduk.
CHP’nin kurucusu;
Atatürk’ün medyayla ilgili tarihe not düşen veciz sözlerden alıntıyla da bugüne noktayı koyalım.
Diyor ki;
“Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.”
Diyor ki;
“Gazeteciler, kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vakıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır.”