DSP Genel Başkan Yardımcısı Murat Özbilge, Bursa’nın evladı ve mensubu olduğu siyasi partiye, davasına, ilkelerine sadıktı. Önceki gün vefat etmişti; Genel Başkan’ı, ne yaptı?

Gazeteci olarak;

Özbilge’nin vefatını öğrendiğimizde, geçmişten bugüne değin süren bağlarla biz de çok üzüldük.

Açıklamalarında;
DSP’ye sadakatı vardı; temelinde Atatürk’ün ilke ve devrimlerine ve açtığı yola olan bağlılık vardı.

Konumu itibariyle;

Yerelden ulusal siyasete, değerlendirmeleri oluyordu ve üslup çizgisiyle eleştirel tespitlerini ortaya koyuyordu.

Vefatı, elbette;

DSP Ailesi için kayıptı ve önemliydi, ama DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ın tüm kamuoyu önünde sosyal medyaya taşıdığı taziye mesajı yoktu.

Üstelik…

Katılmasına rağmen;

Özbilge’nin Bursa’da dün son yolyculuğuna uğurlandığı gün ve andan fotoğraf ve beklenen taziye paylaşımı da görülmedi.

Özbilge’nin, Bursa’daki siyasetçi ve yakın dostlarından Metin Güneş’in daha derin üzüntüsü vardı.

Güneş’i de yakından tanıyoruz, sağlık sorunlarına rağmen kent ve ülke meseleleri için duyarlılığı hep sürmüştür.

Bu duygularla…

Cami avlusunda;

Aksakal’a, “Üç koltuğa, partiyi sattılar!” diyor, AK Parti’yle yapılan seçim ittifakına tepkisini gösteriyordu.

Elbette ki;

Manevi ortamda…

Oyle sözler;

Yeri yanlış ve üsluben tartışılabilirdi, ama DSP’ye yıllarını veren, safında olan ve sadık kalan siyasetçi vatandaş olarak soruyordu.

Aksakal, gördüğü tepkiye karşılık;

Cami avlusundaki bir dava arkadaşına, böyle durumdan haberi yok ise vatandaşa “Aptal herif, terbiyesiz herif!” demesi, toplumca yadırganan oldu.

Aksakal ve genel başkan yardımcılarından 2’si, ittifak işbirliğiyle AK Parti’den aday gösterildiler.

Murat Özbilge’nin, AK Parti’yle ittifaka olumlu bakmadığını ve çok üzüldüğünü, yakın dostlarından duyuyorduk.

Siyasette;

MHP’nin yanı sıra, son günlerde çok eleştirilen HÜDA PAR’ın da AK Parti’yle ittifak yapmasını yadırgamayız.

Çünkü…

AK parti’yle ittifakta;

Yeniden Refah Partisi’ni de aralarına katacağımız 3 muhalif partinin ortak noktası olarak, muhafazakarlık, milli ve dini eksen ağır basıyor.

DSP’nin ortak noktasının ne olduğu ve olmayacağı açısından, başlayan tartışma, içerisinde tepkiler ve reflek istifaları var.

Bu nedenlerle;

Cenaze avlusunda…

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, aslında kendisi siyasi ve seçmen duygularına karşı, davranışını yönetmeliydi ve ağzını bozmamalıydı.

Gelmişken;

Sonrasıyla…

Gazetecilere;

Açıklama yapmalıydı.

Bursa’ya seslenebilirdi.

Kamuoyu önünde;

Yakın çalışma arkadaşı Özbilge’nin vefatı nedeniyle taziye mesajı yayınlaması da, katıldığı cenaze töreni günü ve anından paylaşımda bulunmaması da, ‘Vefasızlık’ olarak hanesine yazıldı.

Bu satırları kaleme alırken…

Ankara’da öldürülen;

Bursalı siyabsetçi Sinan Ateş’in vefatının ardından, kendi yıllarını verdiği MHP’de karşılaşılan benzer durum akıllara geliyordu.

Tarihe bakarsak…

DSP’nin kurucusu Bülent Ecevit, CHP’ye genel başkanlığı döneminde, MSP Genel Başkanı Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’la hükümet kurmuştu.

O dönemde;

Kıbrıs Barış Harekatı düzenlenmişti, Erbakan da, Türkiye’nin güçlü koz elde etmesi için adanın tamamını alınmasını istemişti.

Ülkelerin yönetiminde;

Zıt kutuplar bir araya gelebilir, ama Türkiye’nin yeni yüzyılında zıt kutuplu siyasetin rekabeti, söz şiddetli geçiyor.

Bu koşullar nedeniyle;

DSP’nin AK Parti’yle ittifaka girmesi, daha çok soru işaretlerini gündeme getiriyor ve en başta, içerisinde çok tartışılıyor.

Böyle derken…

Kendi ittifakını yürüten ve simgesel farklı siyaset odaklarını yanına alabilen AK Parti’nin gördüğü kazanım vardır.

Merhum Murat Özbilge’nin, Mark Twain’den alıntıyla sosyal medyada paylaştığı; “Eğer doğruyu söylersen, hiç bir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın!”' sözüyle son nokta koyalım.