Devletin istatistik kurumunca bugün açıklanan son 1 aylık enlasyon ile memur ve emekli maaşlarına zamda esas alınmak üzere netleşen 6 aylık enflasyon, gerçekçi mi, değil mi?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran’ın enflasyonunu %3,21 olarak saptarken, 6 aylık enflasyon da %38,1 olarak netleşti.
Nihayetinde,
Hepimiz tüketiciyiz!
Cadde ve sokaklarda, AVM’ler, hipermarket ve marketler ile semt pazaryerlerinde karşılaştığımız etiketler, farklı konuşuyor.
Piyasanın ayarını bozan;
Döviz kurlarının birden ve çok yükselmesiyle TL’nin değer yitirdiğini, akaryakıta da gelen zamları dikkate aldığımızda, hayat daha da pahalılandı.
Bir zincir markette;
Aldığımız ürünlerin yeni fiyatlarıyla geldiği durumu eleştirdiğimizde de, “Her şey zamlanıyor!” cevabını almamız, piyasanın da dilini gösteriyor.
Kırmızı et ürünlerinin birkaç en büyük banktla alınabildiği, mobilyaların da, parça parça fiyatlandırıldığı piyasaya gelindi.
Eğitimden haberleşmeye kullanılan ve önemi büyük olan internet hizmetleri için dahi, en büyük banknotlarla fatura ödeniyor.
Hayati ihtiyaçla;
Abonesi olunan GSM operatörünün yeni dönem için tarifeye, iki kat oranında zam yapması da, dikkati çekiyor.
Tüm bunlar bir yana;
Çoklu havlu ve tuvalet kağıtlarının etiketlerinde bile, artık 100 TL ve 200 TL’likler olan banknotlarla etiketler taşıyor.
Asıl önemli olan;
Gıda!
Zeytinin coğrayfası Bursa’da, dünyaya ihracat yapan tanınmış markaya ait 1 kilo ürünün fiyatı dahi 150 TL’yi buluyor.
Yine…
Bursa’da üretilen tanınmış marka peynir ve yumurta dahi ucuz fiyatla satılmıyor ise, nasıl beslenilecek.
Devlet;
Bir yandan günde 4-5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmesinin nasihatını verecek, kaliteli et ve süt ürünlerinin tercih edilmesini isteyecek, diğer yandan fiyatlar ise, almış başını gidecek.
Sezonunda;
Yöresinde üretilen incirin pahalılıktan alınamadığı, çilek ve kirazını makul fiyatlarla alamayan Bursa gerçeği de var.
Dolayısıyla;
Devletin ilgili resmi kurumu tarafından açıklanan enflasyon oranları, hayatın idame ettirilmeye çalışıldığı günümüzü tam yansıtmıyor.
Ayrıca…
Türkiye’nin genelinin büyük kentlerde yaşadığını ve geçim şartlarının zorluğunu da düşündüğümüzde, enflasyonun orantısız baskısı da yaşanıyor.
Bu oranlar;
Nerede saptanıyor?
Anadolu’nun ücre ilçe ve köylerinde mi, fiyatların gözlemlendiği ve kayda alındığı yerler nerelerdir, enflasyon sepetinde neler var?
Anketler akıllara geliyor;
Nişantaşı’nda nabız yoklarsanız; sol tercih çıkar ve Ümraniye’de nabız yoklarsanız; sağ tercih çıkar misali midir?
Bu oranlarla;
Memur ve emeklilere yapılacak zamlar, adil değildir ve asgari ücretliden daha az yapmak da, daha da adil değildir.
Ne tasadüf…
Enflasyon;
Her 6 ayda bir;
Asgari ücret dışı…
Çalışan ve emekli maaşlarına zam öncesiyle düşüyor.
Devlet politikası,
Gözden geçirilmeli!
Bariz olarak;
Verg, harç ve para cezalarının zamlanması için yeniden değerleme oranı hesabıyla %122,93 oranında artıran devlet, konut kiralarına da aynı oranı uygulamak yerine, %25 sınırı koyması da adil olmuyor.
Türkiye’nin emeklisi geçinmeye çalışırken, atalarımızın mücüdele verdiği bugünün gelişmiş ülke emeklileri, kur avantajıyla adeta cennete turist geliyorlar.
Ülkemizde;
Sistemsel olarak emekli; mesleğini sürdürmek ve geçinebilmenin gücünü artırmak isteyenler, çalışmaya devam ediyorlar.
Normal maaşlı gibi, işverene gider yükü bulunmayan emekliler, 'Harçlığın Çıkar', 'Sigara Paran Çıkar' ve 'Pazar Paran Çıkar' gibi duruma düşebiliyor.