Türkiye’de iktidarı değiştirmek isteyen muhalefet, özgürlüklere, adalete ihtiyaçtan söz ediyor. Mevcut koşullardaki özgürlük, başka ülkede var mıdır, cevap verilebilir mi?

Meydanlarda;

İktidara rakip muhalefetten özgürlükler, adalet isteniyor, muhalefetteki siyaset de vaatlerde bulunuyor.

Velakin…

Bu ülkede;

Ruhsatsız yani tamamen kaçak veya ruhsat eklerine aykırı yapılara af getiren ‘İmar Barışı’ uygulamasından, 5.8 milyon dolayında konut ve 1.2 milyon dolayında ticari olmak üzere, 7 milyon bağımsız bölüm yararlandı.

Başvuruya esas olmak üzere, genel toplamı itibariyle 3.1  milyon adet ‘Yapı Kayıt Belgesi’ düzenlendi.

Bu bilgiler;
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın soru önergesine verdiği yanıtta yazıyor.
Bakanlık;

‘İmar Barışı’ verilerine ilişkin bir açıklamasında da, başvuru aşamasıyla 7.5 milyar TL gelir elde edildiğini belirtiyordu.

Bu para;

Türkiye gibi, birey ve toplum ekonomisinin çöktüğünden söz edilen bir ülkede, en başta cepten çıkan para görülüyor.

Millet İtitfakı olarak;

Özgürlük ve adalet söylemleri, vaatleri ortaya atılıyor, ama her isteyenin istediği inşaatı yapması ve meşruluk kazanması, bugünkü koşullarla nedir?
Milli ve manevi değerleri üst ölçekli konuşulan, tartışılan ve kutuplaşmaya gidilen, yarıştırılan bu ülkede, ‘isteyen istediğini yaptı’ oldu.

Bu durum;

Özgürlüktür!

Hem de;

Aşırı özgürlük!
Bursa’ya baktığımızda;
İl geneliyle…
Müstakil konut, apartman, apartman dairesi ve ticari alan amaçlı bina ve bağımsız binalar için 92 bin 425 adet ‘Yapı Kayı Belgesi’ düzenlendi.

İmar Affı’nı isteyen, siyasete taşıyan ve baskı yapan halk, daha sonra da böyle bir yerleşim gerçeğinde, okul, dinlenme ve çocuk parkları, altyapı olmadığı gerekçesiyle yerel yönetimleri, afetlerde devleti eleştiriyor.

Dün, ifade ettik.

Ekonomiden yakınma, geçim zorluğu yaşanıyor ise, özellikle de sabit gelirliler ve emeklilerin sorunudur.

Adalet denilince;

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’dan ibaret değildir, yıllarca süren davalarla adalet sisteminde ömrü tükenen binlere vatandaşımız var.

Adaletsizlik denilince;

SGK’ya 10 bin iş günü primi olanın, 5-7 bin iş günü primi olanlar ve 10 yıl dışarıdan prim ödeyenlerle aynı maaşı almak demektir.

Özgürlük denilince;

Zincir marketin 1.5 TL’ye aldığı bir pet şişe suyu kasasında 5 TL satması da değildir, ama isteyenmeyen, kontrolden kaçan piyasa özgürlüğü de vardır.

Savunma Sanayisi’yle övünüyoruz!

CHP’li belediye başkanlarının, ‘SİHA’lar, İHA’lar…’ diyerek geçiştirdiği böyle sanayi, ticareten öne taşıdığı gibi, yurt savunması için caydırıdır.

Hükümet olarak;

Silah sanayisini, sofraların bereketi ve istikrarının önüne taşıyan fotoğraf vermesi, elbette strateji olarak, gözden geçirilmeliydi.

Velakin…

1990’larda;

Türkiye’nin terörle en sert mücadelesinde, sözde insan hakları ihlalleri gerekçesiyle Almanya’nın, tank vermekten vazgeçmesi bir yana, kasklarının kullanılmasına dahi itiraz ediyordu.

Sözü;

Siyasete, demokrasiye getirelim.

Millet İttifakı;

Millete kulak vermekten, milletin asıl iradesinden söz ediyor, ama Bursa’daki aday listeleri; sıralama ve ithal vekillerle öyle görülmüyor.

Bu arada…
CHP’nin Bursa’daki örgütünde yönetimsel değişim taleplerine ilişkin bazı sesler duyuluyor ve seçim sonrası dip dalga gündeme gelebilir.