Yeşil Bursa’dan herkese merhaba…

Herhalde Türkiye’nin her yerinde yeşil dendiğinde akla Bursa, Bursa dendiğinde akla ‘yeşil’ renk geliyor.

Yeşil rengin insana psikolojik olarak sağlık, güzellik, huzur ve serinlik getirdiğine inanılır. Genel olarak insana yardımsever, umutlu ve pozitif bir enerji verir. Bana göre Bursa’da, bu anlamlara gelen ‘’yeşil’’ renginin simgesel olarak Türkiye temsilcisi…

Geçenlerde, kendisini ‘Mandıra Filozofu’ film serisiyle tanıdığınız sevilen sanatçı, yönetmen, senarist, oyuncu arkadaşım Müfit Can Saçıntı’yla sohbet ettik. ‘TEDxBursa’ya konuşmacı olarak gelen Müfit Can Saçıntı’yla birlikte rol aldığımız aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olan filmimizden ve Bursa’dan bahsettik. Benim “İstanbul nasıl gidiyor” diye sormama karşılık, o da bana Bursa’yı sordu.

Dedim ki: Yeşil, huzurlu, maneviyatıyla rahatlatıcı ve pandemide özellikle İstanbul’a göre daha güvenilir. Kendisi de Bursa’yı çok sevdiğini sık sık ziyaret ettiğini, Bursa’nın çok hızlı değiştiğini söyledi ve ekledi: ‘’Ama tabii nerde o eski yeşil Bursa.’’

Tabii Bursa nüfusu çok hızlı artması itibarıyla yaşam olarak çok tercih edilen bir şehir. Bu Bursa açısından gururlandırıcı olmasının yanı sıra yeşilide zorlayan bir durum.

Dün Büyükşehir Belediyesi’nin çevre alanında yapılan iyi uygulamaları ön plana çıkarmak ve çevresel farkındalığın artırılmasını sağlamak amacıyla düzenlediği ‘Çevre ile Dost Ol İyi Uygulama Ödülleri Yarışması’nın basın toplantısına katıldım.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş konuşmasında şöyle dedi: ‘’Elbette yeşil kalacağız. Ama aynı zamanda sanayimizde gelişecek, nüfusumuzda artacak... Bunların hepsi dengeli bir şekilde olacak ve biz yeşilimizi korumaya devam edeceğiz.’’

Senelerdir söylüyorum “denge denge denge’’. Sadece bu konuda değil yaşamımızın her alanında ruhen ve bedenen, sağlıklı ve insanca bir yaşam sürmemizi sağlayacak tek şifre DENGE!

Bende buradan Büyükşehir Belediyesi’nin bu anlamlı yarışmasını tebrik edip desteklediğimi dile getirmek ve yarışma için herkesi proje üretmeye davet etmek istiyorum!

Haydi Bursa! Bu yeşil yarışa sende katıl!

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi karşıdan ‘şu olsun bu olsun demek kolay’. ‘E yap da olsun’ demiştim. Takipteyim... Bir şeyi söylüyorsanız yapın ya da hiç söylemeyin değil mi? Beğenmiyorsanız da daha iyisini yapın biz MUTLAKA alkışlarız. Gerçekçi olmak lazım demiştim. İşte gerçekçi bakış açısı da bu bence… Bursa’nın da böyle bir bakış açısına, bu dengeyi koruyacak bir yöneticiye ihtiyacı var, ‘her zaman’

Şu başlığı bu dönemde çok gördük:

‘’Virüsten kaçarken iklim krizine yakalandık.’’

Günümüzde insanlığı etkileyen en önemli problemlerden biri iklim değişikliğidir. Biz bunu bugünlerde kriz olarak adlandırıyoruz.

Bu gerçek bir kriz! Ekonomiden siyasetten daha büyük bir kriz!

Bunun altında yatan en önemli sebep ise biz insanoğlunun yaşam şekli. Kısaca bizim ayak izimizdir.

Peki nedir bu iklim krizi? Nasıl olur, nasıl engellenir? Biz insanoğlunun üzerine düşen görev nedir diye merak ederseniz, bunu size bir Biyolog olarak ‘’Peki ya dünyamızın sağlığı’’ adlı makalemde anlattım.

Gelelim günün anlam ve önemine…

Büyükşehir Belediyesi’nden Alinur Aktaş önderliğinde yine çok anlamlı bir çalışma geldi. Hem de bu çalışma diğerleri gibi sadece verileri paylaşmıyor. Ne yapılabileceği konusunda önerilerde bulunup, gelin çözümü beraber bulalım! Diyor. Özellikle de bu yüzden,bu projeyi çok anlamlı bulduğumun altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Geçenlerde başka bir Belediye’nin çevrecilik konusundaki basın toplantısına katıldım. Dikkatle dinledim paylaştıkları verilerden etkilendim ve hemen bir şeyler yapılması gerektiğini düşündüm.

Ama ne?

İşte Büyükşehir Belediyesi tam bu noktada birleştirici görevi ve bakış açısıyla Bursa için yine ‘’Canla Başla’’ dedi. Bütün Bursa halkını teşvik edecek bir yarışma başlattı. İşte olması gereken tam da bu!

Bursa Büyükşehir olarak diğer belediyelerin ihtiyaçlarına da kulak veren, bütünleştirici çözümler arayıp bulan ve halkı da bu anlamda yönlendiren bir programla “iklim için biz de buradayız!” dedi. Alinur Aktaş’ı ve ekibini gönülden tebrik ediyorum.

Bu arada programda bir gazeteci arkadaşın şu sorusu da dikkatimi çekti.

“Başkanım müsilajı önlemek adına çalışmalarınız var mı? Bu yıl müsilaj olacak mı?” Kulaklarıma inanamadım. Bunun için falcıdan fazlası olmak gerekir. Hem falcı hem bilim adamı hem…

Müsilaj maalesef birden engellenebilecek, ‘nasıl bir çalışma yaparsanız yapın’ olup olmayacağı sizin elinizde olan bir durum değildir.

Alinur Aktaş’ında dediği gibi bu “yılların birikimi.” Yılların birikimiyle oluşmuş bir problem de bir anda çözülemez. Doğa size böyle bir imkân vermez! Doğanın dengesini kurmak ve korumak çok zordur.

Birçok etken bir araya gelerek size bir şey sunar ve ufacık bir şeyin değişmesi zaman içerisinde ve aslında sinsice bütün dengenin bozulup sistemin bir anda çökmesine bile sebep olabilir.

O yüzden müsilaj olacak mı? Bunu kimse bilemez arkadaşlar!

Ege Bölgesi’nde Su Ürünleri sektöründe bir süre Biyolog olarak çalıştım. Bu dönemde balıkçılığın ülkemiz açısından ne kadar önemli bir kaynak olduğunu da bu sektörün zorluklarını da bire bir deneyimleyerek gördüm. Müsilajı duyduğum gibi de inanın çok korktum! Nitekim sonuçlar çok çok korkunç olmadı. Ülkemizde su ürünleri ihracatını pek etkilemedi…

Ama bence bu doğanın bir uyarısıydı! Sağlam bir uyarı!

Peki biz ne yapabiliriz? Konuşmamız gereken bu bence… Tabii bunun içinde yeterli bilgiye ve donanıma sahip olmak gerekir.

Geçenlerde Kent Meydanı’nda Deniz Temiz projesiyle yollara çıkan ‘Turmepa’ eğitim otobüsüyle karşılaştım ve projenin Genel Müdür Yardımcısı Mine Hanım’la sohbet ettik. İşte, ne yapabiliriz? Sorusunun cevabını orada buldum. Bilinçlenmeliyiz! Bu kimsenin tek başına yapabileceği bir şey değil. Hepimiz sokağa çöp atmamaktan, fazla su kullanmamaya kadar… Birçok küresel ölçekteki görevimizi yerine getirmeliyiz! Daha dikkatli olmalıyız.

Daha doğrusu dikkatli olmak zorundayız! Dikkatli ve hep beraber…

İşte ‘MÜSİLAJ’ın da ‘İKLİM KRİZİ’nin de tek çözüm yolu bu!

Turmepa’da tam bunu yapıyordu. Eğitim otobüsüyle şehir şehir dolaşıp gençleri bilgilendiriyordu. Ama yeterli mi? Değil. Çünkü belli sayıda öğrenciye ulaşabiliyordu. Keşke bu konu okullarda ders olarak anlatılsa! Bu arada bununla ilgili çalışmaların olduğunu da duymuştum… Umarım bir an önce gerçekleşir ve toplum olarak bir an önce bu konuda da bilinçleniriz.

Herkesi dünyasını, geleceğini korumaya davet ediyorum! Büyükşehir Belediyesi’nin bu anlamlı çağrısına da tam bu noktada kulak verin! Diyorum.

Haydi daha güzel bir Bursa için yine el ele! Toprağımız, suyumuz, havamız için neler yapabiliriz? Fikirle ve çözümle gelenlere ödül vaaaaaar!