Çocukların ve gençliğin canı; beden ve ruh sağlığı için kesinlikle bir acil eylem programına ihtiyaç var. Okul hayatlarından üzücü haberler geliyor ve endişe yaratıyor.

Dün…

Duyulan, dehşete düşürdü.    

Çocuk…
Kız.

12 yaşında!

Düşük başarı notu aldığı ve bu nedenle kendisiyle alay edildiği gerekçesiyle sınıf arkadaşının hayatına son veriyor.

Nerede oluyor?

Okulda!
…Ve!

Tuvalette su hortumuyla fiziki şiddet gören kız çocuğu, kız arkadaşı tarafından bıçakla öldürülüyor.

Lise eşiğine gelen;

İki çocuktan, söz ediyoruz.
Öğrencilerin okul hayatlarından, öyle çok öfke ve şiddet olayları geliyor ki, artık evlatları olan herkes, derin endişeye kapılıyor.

Devletin bir ‘Milli Eğitim’ otoritesi ve bir ‘Eğitimci’ dostumuzun da ifade ettiği gibi, sınıf geçmenin ötesinde, ‘Hayatta Başarı’ önem taşıyor.

Bir çocuk, genç…

Temel eğitim;

Anne ve babayla yani aileyle başlıyor ve hayata hazırlık için artık beraberinde de, öğretmenlerle yola devam ediliyor.

Böyle bir temel eğitim olgusunun ne derece etkili kalıp kalmadığı, henüz çocukluk yıllarıyla kendini göstermeye başlar.

İstenilen;

Sonuç alınamazsa;

Aksi durumda;

Hayatta başarı, daha zor oluyor!

Türkiye’de;
Çocuklar, gençler için…
Acil bir eylem planına ihtiyaç var, en başta can için; beden ve ruh sağlığı için bu ihtiyacı önemsiyoruz.

Böyle doğrultuda;

TV ve sosyal medyayı, günümüzde dezavantajlarıyla iyi değerlendirmek, farklı mekanizma ve çözümsel sonuçlar elde etmemiz gerekiyor.

Şimdilerde;

TV’lerde, aile hayatını olgusuyla özümseyen ve herkesi ekrana çeken ve paydaş yapabilen eski dizi filmlere özlem düşünceleri ortaya atılıyor.

Tek kanallı…
Siyah-Beyaz TV’de;

Küçük Ev’le çiftçi bir ailenin mutluluğu, Lassie’yle insanların, hayvan sevgisi ve empatisine odaklandığı, Bizimkiler’le birbirimizi bulduğumuz o günler, gerilerde kaldı.
Günümüzde;

Açıkçası…

İş ve aşk hayatında, kimin kiminle olduğunun takibinen bile zorlandığı, yasak ilişkilerin ve entrikaların eksik olmadığı diziler tartışılıyor.

Açıkçası…

Öğrenme ve hayata hazırlanma yıllarındaki çocukların ve gençlerin, bir eğitim kurumu ciddiyeti ve kurallarıyla bağdaşmayan halleri kurgulanıyor.

Okulların bahçeleri ve sınıflarda çekilen sosyal medya videoları da, tartışmalara neden oluyor.

Açıkçası…

Üniversite yıllarında olabilecek gönül bağları ve sosyal hayat, artık lise dizileri olarak senaryo ediliyor.
Üstelik…
Şiddet davranışları ve olayları, dizilere aksiyon oluyor.

Bir dizide;

Liseliler arasındaki bir husumette, bir öğrenci, bir okul arkadaşını, üst kattaki boşluktan itiyordu.
Sokağa bakarsak…

Bir an;

Tanımadığı küçük çocuğa tokat atan da, artan öfkesiyle başka küçük çocuğun boynuyle şiddet uygulayan da var.

Bursa…

Büyük 3 ilçenin dışındaki alt ölçekli ilçelerden duyulan ve alınan haberler de, sorunu gösteriyor.

Bir kız öğrenci…

Okulda;

Pencereden, ölüme atladı!

Ayrıca…

Gencin kötü bağımlılığı nedeniyle bir ailede yaşanan facia da, bir tehlikeyi bir endişeyi yeniden önümüze taşıdı.

Farklı kentlerde;
Okul öncesi döneme ait kreşlerde yaşanan şiddet olaylar da, vicdanlara kor düşüren haberler oluyordu.

Trajik olarak;

TV’de bazı kanalların ana haber bültenleri, gazetelerin eski dönemini andıran ‘3.Sayfa’lara döndü.
…Ve!
Tefrika gibi…

Şiddet haberleriyle;
Çocuklarla aynı masada, aynı koltuklarda haber bültenlerini izleyebilmek, artık zorlaştı.

Tüm bunlar;

Her yıl…
23 Nisan’da ‘Çocuk Bayramı’ ve 19 Mayıs’da ‘Gençlik Bayramı’ kutlanan kendi ülkemizde yaşanıyor.

Yarınımız kuşakları için;

Farklı alanlarda ve farklı başlıklar altında, acilen yapılması gerekenler olduğu, artık konuşulmaya başlandı.

Bu dönemde;

Önemi artan…

Öğretmenler;

‘Z Kuşağı’ ve ‘Alfa Kuşağı’ gibi tanımlanan çocuklar ve gençliği, ‘pırıl pırıl yarınlar’ olarak görüyor ve ‘Hayatta Başarı’ya odaklanıyorlar.

Böyle derken…
Hayat ve gidişatı açısından;

‘Rol model’ durumundaki anne ve babalara, temel görev ve sorumluluk düşüyor, çünkü böyle bir bilimsel gerçek var.

Aksi halde;

‘Rol’ model, TV’lerdeki diziler ve sosyal medya oluyor, mecraya kapılmayla da, yanılgı ve hataya da kapılma gündeme geliyor.

Belirtelim;
Modernlik, çağdaşlık kavramları; sınırsızlıkla tanımlanan, ucu belirsiz özgürlük değildir.
Son sözümüz…
Hükümetçe;
Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın nezdinde, çocuklar ve gençler için sıkıntı ve riske karşı, ortak ve kapsamlı eyleme geçilmelidir.
Öncelikle;

Ailelere ulaşmak, dokunmak gerekiyor!

Nitekim…

Günümüz koşullarıyla;

Pedagoji ve psikoloji olarak;
Bilimsel kitap ve makalelerle aile büyükleri için uyarı ve nasihatlere yer veren yayınlar da, kitapçılarda önemli yer tutmaya başladı.
Bursa’da;

Eğitim kurumları arasında, kendi alanlarında deneyimli, uzman isimleri, öğrenci velileriyle buluşturanları görmek de, güzel örnek oluşturuyor.