Hükümetteki AK Parti’nin, Ankara’da düzenlenen büyük programla gündeme taşıdığı ‘Seçim Beyannamesi’, stratejik açıdan önemle özellikle ilk sıradan yer verilen bir meseleyle başlıyor.
Büyük deprem sonrasıyla;
Hükümetin ve devletin tartışmalara, sınamaya çekildiğini dikkate aldığımızda, ‘Deprem Gerçeği ve Riski’ meselesine en başta başlık açılması, siyasi strateji uygulandığını gösteriyor.
‘AFETLERE KARŞI RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ’ başlığıyla 30 sayfalık yer ayrılması, seçmen psikolojisine odaklanlanıldığını gündeme taşıyor.
Detaylara baktık.
Deprem ve riskine odaklanıldığı ve önemli yasal düzenlemelere çalışıldığı, bu doğrultuda da yol haritasına taşındığı görülüyor.
Büyük depremin yaşandığı coğdafyanın yeniden imar edilebilmesinin yanı sıra, “İstanbul ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere özel önem arz eden bölgeler için risk azaltılması” hedefi de en öne çıkarılıyor.
Planlama ve imarda,
İmar planı standartlarının geliştirilmesi ve bu standartları karşıladığının etkin bir şekilde denetlenmesi öngörülüyor.
Belediyelerin sorumluluğunun güçlendirilmesi ve üzerlerinde önlemsel denetim mekanizması kurulması sağlanacak.
Belediye başkanları ve bürokratlarıyla sınırlı kalmayan bir sorumluluk paydaşlığı hedefiyle “Belediyelerde çalışması gerekli mimar, mühendis ve şehir plancısı sayılarını arttırarak yetkin kişilere sorumluluk vereceğiz.” deniliyor.
Bursa gibi;
Kritik kentler açısından;
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca, ‘Afet riski yüksek alanlardaki imar yoğunluklarının üst sınırının belirlenmesi’ uygulamasına geçilecek.
Gerekçe olarak;
Belediyelerin, yüksek nüfus ve trafik yükü getiren, özellikle imar adaleti ve rant tartışmalarına, davalara konu edilen kararlarını gündeme getiriyor.
Zira…
Hükümeti sürer ise;
AK Parti, “Belediye meclisleri tarafından imar planlaması ve plan değişikliklerinin afet riski göz önünde bulundurularak yapılmasına yönelik tedbirler alınacaktır.” diyor.
Depreme karşı;
Güvenli yeni yapılaşma ve kentsel dönüşüm imarına bakışla da, “Deprem tehlikesi altındaki bölgeler için yatay mimariye uygun yeni imar düzenlemelerini hayata geçireceğiz.” ilkesinden söz ediliyor.
Fay hatları;
1/1.000 ölçekli uygulama imar planlarına işlenecek, yapılaşmaya kapalı alanlara ilişkin standartlarının oluşturulması ve fayların türlerine göre de, farklı uygulama kriterlerinin belirlenmesi sağlanacak.
Tüm belediyeleri kapsamak üzere, ‘Türkiye Afet Riski Yüksek Alanlar Haritası’ çıkarılacak ve kentsel dönüşümde dikkate alınacak.
Kentsel dönüşümde;
‘Dirençli Şehir Konut Finansman Modeli’ uygulamasıyla 5 yıla uzayan vadelerle finansman desteği planlanıyor.
Hastane, eğitim alanları, pazaryeri alanları ve yeşil alanlar gibi, kentsel donatı alanları, acil toplanma ve barınma alanları olarak kullanılmasına imkan verecek şekilre planlanacak, düzenlenecek.
Deprem riski açısından;
Yürürlükteki zorunlu yapı denetimi uygulaması gibi, ayrıca zemin etüdü denetimi de zorunlu olacak.
Yapı denetimi ve zemin etüdü esasları gözden geçirilecek, ayrıca yapı denetiminde görev alan veya alacak personel, belirli aralıklarla eğitime tabi tutulacak.
Gündemde olan;
Binaların taşıtlar gibi düzenli muayeneye alınması da yeni dönemin vaatleri arasına girdi, 5 yıllık periyotlarla proje uygunluğu denetlenecek.
Bu arada…
‘Dirençli Kamu Yapıları Projesi’yle;
Tüm illerde yüksek riskli olanlardan başlamak üzere, okulların, hastanelerin, sosyal tesislerin ve kamu yapılarının risk tespitlerinin 1 yılda bitirilmesi ve gerektiğinde de yenilenmesi hedeflendi.
Dijital Yapı Bilgi Bankası’yla;
Belediye sınırları içerisindeki tüm kamu ve özel yapıların 2 yıl da kayda alınması ve 5 yılda haricindeki yerlerin incelenmesiyle arazi kullanım verisi hazırlanacak.
Böyle vaatlere;
Ülkeyi yönetmeye devam etmek isteyen iktidarın Seçim Beyannamesi’ne koyması, önem taşıyor ve siyaseten ilk olma özelliği taşıyor.
Böyle beyana, böyle ilkesel duruşa; tekerrür etmemek üzere, imar aflarının üzeri kalın çizgiyle çizilerek de karşı durulsaydı, bu da çok isabetli olurdu.
Ayrıca…
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı için de, özeleştiriyle kendisi adına da ilkeler ve sınır çizgileri konulsaydı, iyi olurdu.
Bakanlık’ça…
Kentsel dönüşüm gerekçesiyle…
Bağlı kurumlardan TOKİ ve Emlak Konut’un da içerisinde olduğu yarı özel veya özel yüksek yoğunluklu, çok katlı konut projelerine kararlar çıkıyor.
Diğer yanda;
Belediyeler ve yapılarını dönüştürmekte zorlanan kentlilere ‘Yatay Mimari’ uyarısı yapılıyor, telkin ediliyor.
Malum…
Seçim dönemindeyiz.
Hoşgörü beklentisiyle mi bilemiyoruz, ama yeni büyük depremin çok daha büyük acı gerçeklerine rağmen, kaçak yapı yapmak da sürdürülmek isteniyor.
…Ve!
Geçtimiz günlerde;
Yıldırım Belediyesi’nin de karşılaştığı üzere, yıkıma giden görevli ekiplere engel olmak için direniş oluyor, taş atılıyor.