Adam 13 yılda 12 seçim kaybediyor. Her sandıkta milletten “okkalı şamarlar” yiyor amma; büyük bir pişkinlikle ve çocuk edasıyla, adeta “acımadı ki acımadı ki” diyor. Boksta yediği yumrukla sendeleyen ama henüz yere düşmemiş boksörler için “Grogi” oldu, denir. Hakemler boksörün gözlerine bakar, soru sorar ve sayarlar. Bay Kemal’in şu anki halini ancak bu şekilde izah edebiliriz. Çünkü Grogi halindeki sporcu sorulan sorulara zırva cevaplar verebilir. Hakemde bakar ve maçı teknik nakavtla bitirir.

Yazıya niçin böyle başladım? “Seçimi Erdoğan’ın ve Ak partinin kaybettiğini iddia etmesi” komik olduğu kadar zırvanın zirvesidir.  Peki ya şuna ne denir? Sözcü TV’den İpek Özbey aktarıyor.  Kılıçdaroğlu "Ömrümün sonuna kadar Genel Başkanlık yapmak istemiyorum. Partinin ilkelerine bağlı, geçmişi temiz biri çıksa hemen bırakırım" demiş. Bu laf yenilir yutulur bir laf değil. 9 Eylül 1923 tarihinde kurulan CHP, yani 100 yaşında bir partide, bu gün geçmişi temiz birileri yok mu?

Milletin sillesi ile sendeleme halinin devam ettiğini düşünebilirsiniz ama hazreti tanıdık tanıyalı gaf üzerine gaf yapan biridir. Eskiden CHP ve yandaşı medya; Özal, Demirel, Erbakan, Türkeş gibi rakip liderlerin bir gafını, dil sürçmesini yakalasa manşetlerinden indirmezlerdi. Halbu ki o liderler “Seninle konuşurken bir yandan da devleti yönetiyor, çözüm bekleyen sorunları düşündüğü için dili sürçüyordu” Kemal bey ise sırtında yumurta küfesi taşımadığı halde pot üstüne pot kırdı. Ne CHP ne de Türk siyasetine bir katkısı olmadı. İyi yönü yok mu? Tabi ki var! Bay Kemal: “bir velinimettir” Kim için? “Cumhur için, Ak Parti ve Reis için”

Atatürk’ün kurduğu partide, Atatürk’ün koltuğuna oturan bir kişi 10 Kasım 1938 tarihinde ebediyete intikal eden Atatürk için  "1939 yılında zeytinle ilgili kanun çıkarıyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları." Der mi? 

Akdeniz bölgemizde Antalya ile Adana arasındaki liman kentimiz Mersin için;

"Bakın Mersin Güneydoğu'nun incisi haline geldi. Gidin sahilde gezin bakalım, Güneydoğu'da böyle temiz sahili nerede bulacaksınız? Bulamazsanız." Dedi. Yahu hiç mi harita görmedin, Arkadaş sen bu kafayla “Coğrafya” dersinden sınıfta kalırsın.

Benimde TBMM’de Bursa milletvekili olarak bulunduğum dönemde, Merhum Baykal İstanbul BŞB adayı olarak Bay Kemal’i göstermişti. O seçimde de yerine getirilmesi imkânsız vaatlerde bulunmuştu. Mesela Fakirlere 600 lira maaş bağlayacaktı. Daha sonra CHP genel başkanı olduğunda mecliste Reis bu lafı ona öyle bir yedir ki; gıkı çıkmadı. “İstanbul BŞB adayı iken fakirlere 600 lira bağlayacaktın öyle mi? İzmir BŞB CHP’nin, haydi orada fakirlere 600 lira dağıt. Haydi yap. Öyle kuru kuruya şuraya şu kadar vereceğim demeyle ülke yönetilmez” dediğinde; yanındaki kurmay kadro maçın son dakikasında gol yemiş gibiydi. Asıl değinmek istediğim; Bay Kemal’in konulardan bihaber olması, en kötüsü de bilmediğini bilmemesidir. MeselaGöreceksiniz ekmeği 40 kuruşa satacağım” demişti. Hazretin ekmek fiyatından bile haberi yoktu çünkü o sırada İstanbul’da ekmek zaten 40 kuruştu.

Elazığ depreminde bölgeye gitmiş, dönüşündeBir tek Kızılay çadırı dahi görmedim” demişti. Kızılay çadırına girdiği görüntüleri ortaya çıkmış, Hatta Bay Kemal’in Kızılay çadırının önünde otururken ayrı bir görüntüsü de ortaya çıkmıştı.

Bay Kemal hesap uzmanıdır ve Maliye Bakanlığında Gelirler Genel Müdür yardımcısı olarak görev yapmıştır. Yani asıl alanı vergidir. Bakın ne demiş “Asgari ücretin vergiye tabi tutulmasını doğru bulmuyoruz” dedi. 1 yıla yakın bir zaman önce asgari ücretteki verginin kaldırıldığından bile haberi yok. Böyle rakip dostlar başına

Sakarya'da "Belediye başkan adayımız bu meydanın altını otopark yapacak" dedi. O meydanın altı 2007'de AK Partili Belediye tarafından zaten otopark yapılmıştı.

Nedense Sakarya denince Bay Kemal’e bir şeyler oluyor. Malum Sakarya Meydan muharebesi kurtuluş savaşının dönüm noktasıdır. Geri çekilme seçeneğinin olmadığı Fevzi Çakmak’ın “ya var olacağız ya da yok olacağız” stratejisi ile yönetilen bir savaştır. Ankara ilimizin Haymana ve Polatlı ilçelerini çevreleyen bir alanda 23 Ağustos 1921'de başlayıp 13 Eylül 1921 de kesin zaferimizle sonuçlanmıştır. Ordumuz savunma hattını Sakarya nehrinin doğusuna alarak savaşı geniş bir alana yaymış, Yunan ordusu da karargâhlarından uzaklaşıp bölünmüş, ordumuza av olmuştu. Sakarya muhaberesi ismi nehrin havzasından gelmektedir ki kolları ile beraber 824 km. uzunluğa sahiptir.

Bay Kemal partisinin grup toplantısını yaptığı Sakarya’da; ilin özelliklerini sayarken; “…Sakarya aynı zamanda milli kurtuluş savaşı sırasında en kanlı mücadelenin verildiği bir kenttir. Sakarya savaşıdır, Sakarya galibiyetidir" demez mi? Yukarıdaki açıklamayı niçin o kadar uzattım.? Okumuş tahsilli CHP Genel başkanı, savaşın Sakarya ilinde yapıldığını sanıyor. Sevenleri okusun da doğrusunu öğrensin diye yazdım.

Velinimetimiz Bay Kemal’e diyoruz ki; Yukarıda coğrafyadan kalırsın dedik. Burada ise hem tarih hem de coğrafyadan çakıyorsun. Tasdikname alıp uzaklaşırsa; inan senden çok biz üzülürüz.