“Muhalefet örnek olsun, Lütfü Savaş (Hatay’ın CHP’li Belediye başkanı) istifa etsin. Lütfü Savaş'a kalırsa belediyeler suçlu değil, Müteahhitler suçlu değil, yapı denetim şirketleri suçlu değil. Ölenler mi suçlu?"
Gazeteci yazar Barış Pehlivan
Bu girişten sonra gelelim tekbir konusuna..
Batı dünyası, Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda, Türk milletini 1071’de Malazgirt zaferiyle vatan edindiğimiz Anadolu'dan atmayı planlamışlardı. Ancak esareti kabul etmeyen atalarımız, ölesiye direniş göstermiş. Paşa'nın 19 Mayıs 1919 ‘da Samsun'a çıkmasıyla da Milli Mücadele başlamıştı. Bu tarihten 11 ay 4 gün sonra
23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisinin açılışı yapılmıştır.
Nutuk'ta yer alan bir belgeye göre 21.4.1920 tarihinde bütün askeri birliklere ve illere Mustafa Kemal imzasıyla bir telgraf gönderilmiştir. Özetle
"Allah'ın yardımıyla Nisanın yirmi üçüncü cuma günü, cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır. Bütün milletvekilleriyle birlikte, Hacı Bayram Camisi'nde cuma namazı kılınacak, namazdan sonra, sakalı şerif ve sancağı şerifle yola çıkılacak, Meclise girilmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir”
O gün memleketin her tarafında Kuran-ı Kerim, Buhari-i Şerif ve mevlitler okunmuş, Cuma namazından sonra “tekbirler eşliğinde” Ulus’taki ilk meclis binası önüne gelinmiş, kurbanlar kesilmiş dualarla Meclis açılmıştır.
Aşağıda bir kaçının ismini aldığım zevat’a sorarsanız hepsi Mustafa Kemal’in askerleriyiz derler. Atatürk Meclisi açarken “manevî” boyutu ihmal etmemiştir.
Fakat geçmişte “Selâmun aleyküm dememeliyiz” diyen, çocukların Kuran öğrenmesine tepki gösteren Can Ataklı, şimdi de deprem bölgesindeki Allah-u Ekber seslerini kabul edemedi. Ataklı'ya göre tekbir getirmek Absürt (saçma) imiş. Bunu söyleyen kişiye kendi diliyle saçmalama terbiyesiz denir.
TELE1 Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, enkazdan sağ çıkarılan afetzedeleri kurtaranların sevinçle “Allah ’u Ekber” demelerinden rahatsız oldu. “Kurtarma çalışmaları sırasında “Allah ‘u Ekber” diye slogan atmak nasıl bir zihniyettir. Pes artık” dedi. Bu devletin Ankara’da temeli atılırken; tekbirlerle meclis açılmıştı. Hacı bayram camiinden Ulus’taki meclis binasına giderken coşkuyla tekbir getiren atalara benzemenin nesi sana battı terbiyesiz!
Bu taifeyi yazıp pirüpak sayfayı berbat edip kirletmek istemesem de mecbur kaldım. Sadece şunu da not edeyim; bunların derdi Arapça Türkçe değil, Allah’u Ekber yerine Tanrı Uludur dense de karşı çıkacaklar. Çünkü dertleri dindir, diyanettir, İslâmiyet’tir, aksi olsaydı deprem bölgesindeki misyonerlerin “İsa seni seviyor” broşürleri için laf ederlerdi. Ama nerde? Bilakis misyoner severler var! Nazif Ay adlı ilahiyat eğitimi almış zatı-ı muhterem (!) bir TV programında “Noel'i kutlamak Müslümanlar için farz-ı kifâyedir demişti” (Buna şükür ya vaftiz olmak vaciptir deseydi ne yapardık.) İşte bu Nazif Efendi: enkaz başında “Allahu Ekber” demenin laikliği ihmal etmek olduğunu söyledi.
Niçin İslâmiyet’ten söz ettim?
CHP muhibbi olarak bildiğimiz Prof Ahmet Ercan, “Depremde en çok yıkım yaşayan ülkeleri sayacağım, bunların ortak yönünü siz söyleyeceksiniz. Endonezya, İran Bangladeş, Hindistan’ın kuzeyi, Afganistan, Pakistan ve Türkiye” ifadelerini kullandı. Enver Aysever de “Siyasal İslam” sözleri ile cevap verdi. Ercan, Aysever’i onaylayıp vatandaşı için seferber olan devleti görmezden gelip “Bütün televizyon kanallarında, 'Deprem ilahidir, Allah korusun, yapacak bir şey yok sözleri' söyleniyor. Deprem takdiri ilahi değil, deprem takdiri siyasidir.” dedi.
Bu ikiliye sormak lazım
1930 Hakkâri depremi (7,6) Atatürk Cumhurbaşkanı CHP dönemi,
1939 Erzincan depremi (7,9) İsmet Paşa Cumhurbaşkanı CHP dönemi
1943 Lâdik depremi (7,2) İsmet Paşa Cumhurbaşkanı CHP dönemi
1944 Bolu Gerede depremi (7,5) İsmet Paşa Cumhurbaşkanı CHP dönemi
1966 Muş Varto depremi (6,9) Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı Demirel Başbakan ( bu depremde Mudanya Üniversitesi mütevelli heyet başkanı Gıyasettin Bingöl anlatmıştı. Dışarıda konuşulanları duyuyordum. İki saat enkaz altında kaldım. Yorgan yüzümü tam örtmediği için nefes aldım, boğulmaktan kurtuldum. Üstümde taş toprak vardı.
1999 Gölcük depremi (7,4) Demirel CB, Ecevit Başbakan
1999 Düzce Depremi (7,2) Demirel CB, Ecevit Başbakan
Arada bir sürü deprem var ama atladım çünkü sayfayı doldurur.
Ahmet Ercan ve Enver Aysever’e sorum şu: Atatürk, İnönü, Org Cevdet Sunay, Demirel ve Ecevit sizin anlattıklarınıza göre siyasal İslamcı mı oluyor?
Ben senin profesörlüğüne, senin de gazeteciliğine, hakaret olmayacak kelimeler bulup hangi cümleyi kurmalıyım bilemedim.
Alaycı üsluplarıyla, yalanlarıyla, algıyla insanları kandıracağını zanneden
Hezeyan sahiplerine Churchill’in bir sözünü hatırlatalım
Herkesi bazen kandırabilirsin
Bazılarını her zaman kandırabilirsin
Ama herkesi her zaman kandıramazsın!
Haldun Taner’in bazı insanlar için söylediği şu sözünü ciddiye almak lâzım
Dünyada hiçbir şey, karşısındakini kandırdığını sanan bir budalanın sevinci
kadar komik değildir
En güzeli Kelâmullah’tır (Allah sözüdür)
Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Halbuki onlar kendilerini aldatıyorlar da bunun farkında değillerdir. (Bakara suresi ayet 9)