Demokrasinin bütün hastalıkları daha fazla demokrasi ile tedavi edilir.

(Alfred E. Smith)                                                                      

Tek Parti dönemine İnönü damga vurmuştur. Atatürk’ün sağlığında 13 yıl 8 ay başbakanlık,  Atatürk sonrasında da kesintisiz 11 yıl altı ay cumhurbaşkanlığı süresi eklenince; 27 yıllık Tek parti döneminin 25 yıl 2 aylık süresi Reisicumhur ve başbakan olarak İnönü imzası taşır. Bu arada 1960 darbesinden sonra da 3 yıl 3 ay daha başbakanlık yaptığını da bilgi olarak verelim.

Atatürk sonrası neler yaşanmıştı? İsmet İnönü, önce TBMM tarafından ülkenin yeni Cumhurbaşkanı, 26 Aralık 1938'de olağanüstü toplanan kurultayda da partinin ‘değişmez genel başkanı' olarak seçildi. Bu unvanlara ek olarak,

Atatürk’e Ebedi Şef unvanı verilir, kendi de Milli Şef Unvanını alır.

Bizdeki “Şef / lider, önder” unvanının İnönü dönemi CHP kurultayında gündeme gelmesine batıdaki iklimin etkisi vardır. Almanya’da “Führer” İtalya’da “duce” İspanya’da El Caudillo aynı anlamdadır.  O ülke liderleri bu unvanları almıştır.

Kuruluş döneminde şairler Atatürk’e abartılı şiirler yazmıştı.

Her yaptığın iş harikadır, her sözün ayet,

Kavmin olalım, sen bize, din eyle inayet.

 (Ali Hadi-Gazi şiiri)

Tutsak seni lâyık, yüce Tanrı’yla müsâvi,
Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvî,
Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses,
İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez

(Edip Ayel)

(bu tip vıcık vıcık yağcılık ve akidevi inkâr dolu şiirler çoktur. Behçet Kemal Çağlar’ın Mevlit ve Atatürk ekber Atatürk ekber diye Ezan uydurmaları ve daha niceleri) Bu ve benzeri yağdanlıklar, her dönem iktidara yanaşmaya, iktidarı kuşatmaya çalışmıştır.

İsmet paşa için de şiirler yazılmıştı. Atatürk’e ilahi dizeler yazıldığı için İnönü’ye kahramanlık şiirleri yazılmıştır

İsmet İnönü büyük kahraman, İsmet İnönü verdin bize şan

Seni severiz biz küçücükler, sevgin bizi hep sana sürükler

Durdukça bugün sen başımızda, kim durabilir, kim karşımızda?

(1938-1950) 23 Nisan törenlerinde çocuklara okutulan şiirlerden biri)

Yurdun temel taşı o, Ulusumun başı o, Bize can yoldaşı o, Şanlı İsmet İnönü

Atatürk'ün eşidir Dünyanın güneşidir Türklüğün ateşidir Şanlı İsmet İnönü

(Mehmet Necati Güngay)

Ey cumhurbaşkanımız, Büyük İsmet İnönü,

Seninle şenleniyor Vatanın her bir yönü!

Sen savaşlar kartalı en büyük kahramansın,

Türk çocuğu ismini dünya durdukça ansın

(Hasan Ali Yücel) 

Aydın Menderes: Türkiye'de 1946'dan Önce, "Demokrasi" Yoktur! Menderes’in ifadesiyle “Türkiye bu süreçte yeni bir ''kalıba" dökülmek istenmiş, bu da geniş, kitlelerin katılımı ile değil, "tepeden inmeci usullerle" gerçekleştirilmiştir. Bu dönem Türkiye için baskı dönemidir. Ayrıca ülkede son derece fakirlik vardır, birkaç büyük şehrinin ortasında bulunan "avuç içi kadar" yerler dışında, hemen her yer ortaçağ görüntüsü veriyordu. Bu dönemin simgesi hâline gelen iki tür görevli gözükür: Bunlardan birisi Jandarma! Diğeri de; Tahsildar'dır. Halk mutsuz, baskı altında ve fukaralığın bütün zorluklarını yaşar bir durumdadır.”

Baskı ve yeni kalıp demişken;

Tek Parti döneminde devlet kayıtlarına geçen suç aletlerine bakınız:

3 Adet Mevlit, 5 Adet Tebareke cüzü

25 Adet Amme Cüz’ü, 7 Adet Kur’an-ı Kerim,

10 adet Elif Cüz’ü, 2 adet Minder, 1 sıra, 1 sopa

(Emniyet Gen. Md. Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 596; Gaziantep Valiliğinin İçişleri Bakanlığına yazdığı 31.12.1937 tarih ve 1481 sayılı yazı.)

Camilerin kapatıldığı, satıldığı dönemlerdir dediğimizde itiraz edenleri Sirkeci Garı’nın hemen üstünde, Özal döneminde yeniden cami yapılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii yıkılıp Saz Evi yapılmadı mı?

Aydın’da tarihî ve mimarî bir şaheser olan Cihanoğlu Camii ot deposu yapılmış, yıldırım düşünce otlarla birlikte cami de yanmamış mıydı? (Cumhuriyet, 5.2.1934).

Gaziantep’te Çınarlı Camii yıkılıp yerine kurtuluş anıtı yapılmadı mı?

(Cumhuriyet, 8 Ocak 1936).

Bursa’da 49 (15 Şubat 1937), Hatay’da 14 (23 Temmuz 1940), Kastamonu’da 15 cami ve mescidin (28 Mayıs 1937) satış ilanlarını da mı yok sayacaksınız?

Bursa’da Alacamescit camisinin bir spor kulübüne verildiğini ve içinde güreş yapıldığını da mı unuttunuz?

Bilmiyorsanız açın 15 Şubat 1937 tarihli  “Cumhuriyet” gazetesini okuyun.

İstanbul Divanyolu’nda, Mimar Sinan yapısı Sinan Paşa medresesinin kunduracılara ayda 50 liraya kiraya verildiğini, (11 Aralık 1937).

Sultanahmet’in Asker Alma Dairesi, Üsküdar’ın en muhteşem eseri Atik Valide Camisi’nin cephane deposu yapıldığı, Mihrimah ile Aziz Mahmut Hüdai Camisine saman doldurulduğu da mı unutuldu?

Camiler için başka çirkinliklerde var. Prof Dr Ahmet Şimşirgil TBMM tutanaklarını dayanak gösterdiği meclis oturumunu nakleder. 1953 yılında Tokat mebusu Ahmet Gürkan Vakıflar kanunu konuşulurken, Vakıflar Genel Müdürlüğünden Camiler hakkında aldığı resmi sonucu okumaktadır. 543 caminin halen kirada olduğunu,

Bunların "Kimisinde Halk Partisi teşkilâtı oturmakta ve zaman zaman buralarda düğünler, sazlar ve eğlenceler yapılmaktadır. Kimisinde dericilik ve debagat işleri, kimisinde de; Hayâ ediyorum, fuhuş icra edilmekte olduğu tespit edilmiştir” bilgisini aktarmıştır.

Necip Fazıl Kısakürek’in CHP için yazdığı bir dörtlükle bitirelim

Milletin başına vurdun tokmakla, Bin bir çorap ördün altıparmakla

Tanrı sensin diye taşa tapmakla, Karardı namusun, vicdanın senin.