Taammüden (Bilerek tasarlayarak) karışıklık çıkarmak nedir bilir misiniz? Oyunu almak için halasını bile ikna edemeyen Davutoğlu TV’de bakın neler demiş "Ben çok korktum; ne zaman biliyor musunuz?
Depremin üçüncü günü Adıyaman'a gittim. Bütün gece Adıyaman'ın sokaklarını dolaştım. Tek bir asker yoktu o sokaklarda. Orada organize bir grup gitse bir Alevi veya bir Kürt köyünde katliam yapmaya kalksa önünü durduramazsınız." Bu açıklama değil, bu zırvalamadır, Birincisi niçin Alevi ve Kürt köyü söylüyor da Sünni veya Türk, Çerkez vb köyü demiyorsun?.
Mesela: 5 Temmuz 1993 tarihinde PKK Erzincan Başbağlar köyünü basmıştı. Ezan okunurken camiye giren teröristler cemaati zorla dışarı alıp tüm erkekleri kurşuna dizmişlerdi. Burada 28 kişi ölmüştü. Daha sonra köy ateşe verilmiş 214 ev, okul ve cami yakılmış, Yakılan evlerde saklanan 1'i kadın 4 kişi de yanarak can vermişti. Bahçeli’nin ifadesi ile Serok Ahmet iyi bak “Bu köy Sünni bir köy” katliam yapanlar da Erdoğan düşmanlığında bugün omuz omuza olduğunuz PKK. Yukarıda “serok” dedik kötü bir şey anlaşılmasın (Serok: başkan, lider, önder) demektir
İkinci konu sokaklarda asker yoktu diyor. Bu yalan bir ifadedir. Depremin ilk saatinden itibaren güvenlik güçleri sahada idi. Sanırım 12 Eylül Kenan Evren darbesinde ki gibi caddelerde askeri cemseler aradınız. Kaldı ki o darbede bile köylerde asker yoktu.
Ya hu seninde ziyaret ettiğini bildiğim Hayrettin Karaman hoca;
Böyle zelzele olmaz bu bir küçük kıyamet
Günahımız çok bizim Rabbim bağışla affet
Mısralarıyla izaha çalıştığı bir deprem olmuş sen buradan siyaset mi devşiriyorsun?
Unutmadan soralım; bu aralar yüzün tutup Hayrettin hocayı ziyaret edebilir misin?
Davutoğlu ile senkronize bir şekilde aynı akşam Bay KK “Ben aleviyim” videosunu yayınlandı. Belli ki; kıvılcım çakıp yangın çıkarmak istediler ama milletimiz bu oyuna alet olmadı. Gazeteciler yazarlar konu ile ilgili laflar ettiler o kadar. Zaten ayaklarına dolandı. Davutoğlu “sünni” diye olaya su katınca mesele cıvıklaştı.
Gazeteci Fuat Uğur: seçim kampanyasını yürüten Amerikalı ekibin tavsiyesi üzerine Bay KK yıllar sonra “Ben Aleviyim” dedi. Bugüne dek gizlemeyi tercih etti. Etrafındaki kişilere kendisinin Peygamber soyundan geldiği palavrasını yaydırdı, Konyalı Türkmen olduğu yalanını söyledi.
TBMM’de Bursa Milletvekili olarak görev yaparken; Erdoğan hükümeti kamuoyunda “alevi açılımı” olarak isimlendirilen çalışmaları yapmıştır.
Dersim’deki Alevi katliamından dolayı devlet adına özür dileyen Erdoğan’dır.
Daha 6 ay önce Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu.
Erdoğan. Alevilerin daha güçlü temsilinin önünü açmıştır.
Türkiye’de vatandaşların göğsünü gere gere kimliklerini ifade edebilmelerinin, örneğin “Ben Alevi’yim”, “Ben Kürt’üm” diyebilmelerinin önünü açan da Erdoğan’dır.
100 yıllık yalan-dolan Kızılbaş hikâyelerinden sonra Din Kültürü ve Ahlak Bilisi ders kitaplarına ilk kez ‘Alevilik’ konusu da eklenerek sadece Alevi çocukların değil Sünni çocukların da Aleviliği doğru öğrenmesi yoluna gidildi.
Madımak Oteli kamulaştırılıp müzeye çevrildi. Hacı Bektaş Lisesi kurulup, bu liselerden Alevi dedeleri yetiştirilmeye başlandı.
Tarihimizde ilk defa Alevi/Bektaşi klasikleri devlet tarafından basıldı.
Yurtdışında yaşayan Alevi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak için de, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Alevi dedeleri görevlendirildi.
Ülkede mevcut 1684 cemevinin tamamının ihtiyaçları karşılandı. Cumhurbaşkanı bizzat sekiz cemevinin toplu açılış törenini gerçekleştirdi. Ayrıca her cemevine biri Bektaşi dedesi olmak üzere iki kişiye kadro tahsis edilecek.
Bay KK ve bu ülkede başbakanlık yapmış ama CHP’nin kuyruğuna takılan Serok Ahmet, Alevilik istismarı ile süt sağmak için elinize aldığınız keçinin memesi değil, tekeyi sağmaya çalışıyorsunuz tekeyi. Gerçi bir haberde okumuştum teke süt verdi diye. Bunlar hilkat garibesi tekeler. Onun sütünden yayık vurulmaz.
Alevilikle ilgili yukarıda bir kısmını aldığım çalışmaların sahibi başkan Erdoğan,
sizin bu ucuz manevranızı doğru duruşuyla boşa çıkardı. Sakarya’da konuşurken; “Bizim Sünnilik diye Alevilik diye dinimiz yok, bizim dinimizin tek bir adı var o da İslam’dır. Dini kimliğimizin tek adı var, o da Müslümanlıktır. Alevilik, Şiilik ne karıştırıyorsun bunları. Ama dert başka, vatandaşlarımızın yıllarca ihmal edilen hak ve hukuklarını kullanabilmelerine imkân sağladık. Bu tartışmaların yeri de gereği de kalmamıştır. Nokta!
Kur’an Kitabımız, Muhammed Rasül, Pirimiz Ali’dir, Hak dosta vusül
Pişman gözyaşıyla, eyleriz gusül, Türkleri Kürtleri, kardeştir canlar,
İkilik çıkaran, kalleştir canlar! (Ahmet Akgül)