Ders   :Cumhuriyet Halk Fırkası Konu :Helalleşme hileleri

İnsanların seçimlerin yapılmış olduğunu bilmesi yeterlidir.                                                          

Oy verenler hiçbir şeye karar vermez. Oyları sayanlar her şeye karar verir.                                                                                                                                                                                      

 (Joseph Stalin)

Bay Kemal, Bilerek Halk Fırkası dedim, helallik numarası yaptığın için partinin geçmişine uzanalım istedim. Yukarıya Stalin’in bir sözünü aldım. Size bir şey hatırlatıyor mu bilmem amma, Türkiye de “açık oy gizli tasnif (sayım)” yöntemiyle 1946 yılı sandık tecavüzünü hatırlatır. Uygulanan sistem gereği Oylar açık olarak kullanılmış, sayım ise gizli yapılmıştır. Resmen ve hile ile seçim çalınmıştır ki yurtiçini bırakın yurt dışında bile eleştiri konusu olmuştur. Kenan Evren dahi iş başında iken bir röportajında “o seçimi DP kazanmıştı ama CHP seçimi hile ile almıştır” diyordu.

Siyaseten yüz kızartıcı suç olan şu konularda helallik iste de görelim.                            

CHP'li Turan Güneş: “Kandıra'da o yıl, seçimde oylar değiştirilmişti. Kandıra Savcısı, 'Ben böyle bir hükümete hizmet etmem' diyerek görevinden istifa etmişti”                                                                                                         

DP Milletvekili Gıyasettin Emre: “Köyümde 125 seçmenimiz vardı. Hepsi oyunu açık açık DP'ye verdi Akşamüstü bir yüzbaşı geldi. Oyları tasnif etti 125 oy da CHP'ye çıktı. Yüzbaşıya dedim ki “125 kişi açık açık DP'ye oy verdi. Nasıl oldu da bu oylar CHP'ye çıktı?” Ben öyle der demez karga tulumba tuttular. Vazifesi başında yüzbaşıya hakaret etmişim. Bir ay hapis cezası verip, Bulanık Cezaevine koydular.”                          

Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı Doğan Nadi: Meşhur hokkabaz Zati Sungur İzmir'den gitmişti. Neden kaçtı? Merak ettik. Telgraf çektik. Cevap: Oy sandıklarının başında yapılan numaraları gördükten sonra İzmir'de bana iş kalmadı                        

Yazar İsmet Bozdağ Bursa Valisi, DP ileri gelenleri için birer sahte ‘zabıt dosyası’ hazırlatıyor ve bu kimselerin asılmalarını sağlayacak suçlar icat ediyordu

Mersin Aslanköy’ de silme CHP oyu çıktığı ilân edilince, köy kadınları, sandıkları jandarmaya teslim etmeyip zabıt tutturmak istediler. Hırpalanıp tutuklandılar. Mersin’e ve Konya’ya sevk edildiler. ‘Devlete karşı gelmekten’ üç buçuk yıl yargılandılar

Sandık sonuçları hemen ilân edilmeye başlandı.

ANAP Balıkesir Milletvekili İsmail Dayı 1946 seçimlerinde Dursunbey ilçesinde köyde görevliydim. Oy sandıklarını katıra yükledik ilçeye gidiyorum. Tam ilçeye girerken seçimleri CHP kazandı diye ilan yapılıyordu.

(Bay Kemal, sandıkları taşıyan katır, sandıklarda kime ne kadar oy çıktığını kendi haberleşme sistemiyle Ankara’ya bildirmiştir demezsin dimi?)

Tek parti döneminde CHP ile Devlet o kadar iç içe geçmişti ki seçimlere hile karıştırıldığına dair iddialar Devlete karşı yapılmış suçlama sayılıyordu CHP İzmir Milletvekili Murat Birsel, seçim sırasında yaşananlardan şikâyet eden Fevzi Çakmak Paşa’yı, valilere, kaymakamlara, jandarma komutanları, savcı ve hâkimlere karşı güvensizlik duymakla suçlamıştı.

İlginç bir anı daha Radikal Gazetesi yazarı Türker Alkan “Oyların açık atılıp gizli gizli sayıldığı, kaymakamların CHP İlçe Başkanı, valilerin il başkanı olduğu tek parti döneminde yapılan seçimlerden birinde, babamla dayım, oy vermek için yola çıkmışlar. Babam anlatıyor: ‘Sandıkların bulunduğu okulun kapısında polisler duruyordu. Bizi görünce, ‘Haydi gidin, sizin oyunuza ihtiyaç yok!’ dediler’

Buradan Muharrem İnce’ye de iki laf edelim:

TV kanallarına çıkıp Bay Kemal’e  “Çıkmışsın yenmiş, inmişsin yenmiş, yenmiş de yenmiş” diyerek neden haksızlık ediyorsun? Her futbolcu her sistemde oynamaz. Sistem değişsin Açık oy, gizli tasnif olsun, sen o zaman gör Bay Kemal’i

Başta Bay Kemal sen olmak üzere Osmanlı’ya laf atıp tutmakta çok mahirsiniz. Osmanlının şusu var mıydı? Busu var mıydı? Diye cehalet kokan, gerçeklikten uzak ipe sapa gelmez laflarınıza karşı bir iki hatırlatma yapalım.

İsmet İnönü döneminde ikinci dünya savaşı yaşanmıştır. Türkiye savaşa girmedi 1943’de Adana’da Yenice Tren İstasyonu’nda bir vagonun içinde tarihi bir görüşme gerçekleşti. Türkiye’ye gelen Churchill, İsmet İnönü ile iki gün boyunca pazarlık yaptı. İngilizler, Hitler’e karşı Balkanlar’da bir cephe açmak için Türkiye’yi yanlarına çekmeye çalışıyorlardı. Churchill, İnönü’ye “Her türlü ihtiyacınızı karşılamaya hazırız” dedi. Önüne bir liste koyduk. “At nalı, at nalı çivisi” diye başlıyor ve devam ediyordu. Anadolu böylesine fakirdi! (Emin Pazarcı 26.11.2017)

Cumhuriyet ilan edileli 20 yıl olmuş ama bir kalkınma devrimine imza atamamışız maalesef. Nelerle uğraşmışız? Dr. Abdullah Cevdet "ırkımızı ıslah etmek için yurt dışından damızlık erkek getirtelim" derken; Karabekir’in anlattığı bir olay var. “Mecliste Mahmut Esat Bey İslam terakkiye (ilerlemeye) manidir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz. Ve bize kimse de ehemmiyeti vermez” diyordu. İşte biz 20 yıl bunlarla uğraşırken, elin oğlu atom bombası yapıyordu.

“İşsiz olan ya da başını sokacak bir evi olmayan fakir insanlar barınma sorununu halletmek ve geçim güçlüğünden kurtulmak için küçük suçlar işleyerek hapishaneye girmeye çalışıyorlardı. Örneğin tramvayda hırsızlık yaparken yakalanan fakir ve işsiz Çopar Ahmet, çıkarıldığı mahkemede, kış gelince fakirlikten, odun sıkıntısından, yiyecek darlığından dolayı hapishaneye girip rahatlamak için tramvayda hırsızlık yaptığını söylüyordu

 (Vatan, 2 Aralık 1943) (İş Bankası: 2016, s. 241)

Karnını doyurmak ve kışı geçirmek için hapse girmeyi göze alanlara rastlanan o yıllarda fakir ailelerin yetişkin çocukları yaşlarını büyüterek askere gidiyorlardı. Sebep basit: Karınlarını doyurabilmek !!!

Kemal Bey, Bu günahlar “siyasette şirk gibi büyük günahlar (günah-ı Kebaîr) “şirkin affı yoktur”. Halk arasında Tövbe kabulü için “ayağının altında tuğla eriyecek” derler ya aynen öyle. Affı imkânsız görülen bu günahlar için; Helallik diye tiyatro kurup, sahnesinde meddahlık yapmana kimse itibar etmez.