Mahalli seçimler sonrası CHP’li belediye başkanlarının verdikleri sözlerden caydıklarını belgelerle, görüntülü haberlerle ispat etmeye çalışıyoruz. Mesela: Çalışanları çıkarmayız diye Genel başkan seviyesinde namus sözleri verilmesine rağmen, aksinin yapılması gibi.

2019 seçimlerinden bugüne, seçilen başkanlardan bazılarının, gelir gelmez para pul işinde çamura batması gibi.

Bütün bunların yanında ehliyet, liyakatçizgisi ihlalleri, falan başkan filancanın yakınına, filan başkan kendi yakınına makam verdi vs. vs.

Para pul yolsuzluk işinde öyleleri çıktı ki; deyim yerindeyse “Gözden sürmeyi çeken” zanaatkâr tipler görüldü. Bu deyimin hikâyesini anlatalım ki; konu iyi anlaşılsın.

Vaktiyle Haliç Tersanesi’nde özel bölmelere “göz” adı verilirmiş. Bu bölmelerde saklanan “sürme” adı verilen değerli keresteler, zaman zaman marifetli hırsızlar tarafından çalınırmış. Yani hırsızlar (Gözden sürmeyi çekerlermiş) Bu deyim ta o zamanlardan usta hırsızlar için söylenmiş günümüze kadar gelmiştir.

Zanaatkâr dedik açıklayalım: Minare çalınabilir mi? Bu tipler öyle hazırlıklı olur ki önce (gizlenmesi imkânsız gibi bir yolsuzluk için) yollar arar kılıfını hazırlar sonra minareyi çalarlar, yakalananlar deveyi havuduyla götürme telaşıyla tedbirsiz davrananlardır.

Bunların tamamı yüzde 100 doğru olsun. Sonuç?

Seçimden galip çıkanların hesabı ne idi?

Ne olursa olsun o seçimi almak değimliydi?

Seçimi aldı mı? Aldı.

Çok açık bir suça bulaşmazsa 5 sene orada mı? Evet orada.

Sen zamanında kızını dövmedin seçimi verdin, şimdi dizini döv dur. Ne işe yarar?

Tabi ki kamu görevi yapan herkes kanunlar ölçüsünde takip edilir, edilmelidir.

Yanlışlar varsa engelleme yoluna gidilir, siyaseten de halkla paylaşılır. Bizde belediye sisteminde başkanlık sisteminde olduğu gibi yönetme erki başkandadır. Meclis çoğunluğu imar değişikliği gibi bazı konularda aranır. Bunun için meclis çoğunlu çok da önemli değildir. Önceki dönemde hem İstanbul hem de Ankara’da meclis çoğunluğu Cumhur ittifakı elindeydi amma başkanlar istediği gibi at koşturmuştu.

İstanbul sele teslim, başkan tatildedir. İstanbul kara teslim; başkan İngiliz elçisi ile rakı balık sofrasındadır.

Ankara’da eski ATO başkanı iş adamı CHP’den milletvekili seçilmiş Sinan Aygün Ankara belediyesi için açıklama yapıyor. “Benden 25 milyon rüşvet istediler” deyince; ihraç istemiyle disipline verildi. O da CHP’den istifa etti.

Bu başkanların sıkıştıkları yerde de “meclis çoğunluğu onlarda bizi çalıştırmıyorlar” diye katmerli yalanlar söylediklerini duymuş olmalısınız. Bugün CHP çoğunluğu sağlamıştır. Hadi bakalım ne yapamadıysan şimdi yap. Yapamazlar çünkü bu partinin genlerinde hizmet aşkı yoktur.

Cemal Kutay’ın bir notuyla bunların gen yapısını hatırlatalım. 1950’lerde Adana barajı ve Adana çimento fabrikasının yapımına başlama aşamasında. CHP lideri: Yalan diyorlar barajı ve çimento fabrikasını yapacak parayı bulamazlar. Baraj bendi yapılmaya başlayınca

CHP lideri: Ey Adanalılar bu barajın bendini köstebekler deler, sel büyük saatin üzerinden aşar hepiniz sele gidersiniz" Demiş   Çimento fabrikası kurulup, çimento üretmeye başlayınca; Yalan! Ne çimentosu, Saman yakıyorlar bacadan onun dumanı çıkıyor. Demiş (C.Kutay Türk istiklal ve hürriyet mücadeleleri tarihi)

Meclis araştırma komisyonundan bir pasaj aktarayım da olaylara bakışınız şekillensin.

Araştırma konusu olay Ak Parti öncesine ait olup, TBMM’de Meclis araştırması Ak Parti döneminde yapılmıştır.

X adlı hanımefendi ../../.. Tarihli ifadesinde özetle, Y adlı kişinin ağabeyi olduğunu

Eşi Z adlı beyefendinin ortak olduğu şirketlerde kendisinin de hisseleri olduğunu ancak herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, ağabeyi ile herhangi bir ticari ilişki içinde olmadıklarını, eşiyle ortak olduğu şirketlerde ne kadar hissedar olduğunu bilmediğini, imzalaması gereken belgeler olduğunda bunları evde imzaladığını, ağabeyi tarafından eşine gönderilen paradan haberdar olmadığını, eşiyle banka hesaplarının ortak olduğunu ifade edip, “şu anda bundan iki ay önce bankada ne kadar paranız olduğunu biliyor musunuz?” şeklinde yönetilen soruya:

Yüklü bir miktar olduğunu biliyorum, miktar olarak hatırlamıyorum.

Takriben ne kadar” sorusuna

“Rakamı size söyleyemeyeceğim ama yüklü bir miktar olduğunu biliyorum.”

Büyük meblağ nedir sizce” sorusuna “yani 100 milyarın üzeridir

(o tarihte paradan 6 sıfır atılmamıştı hesabı ona göre yapalım)

“Peki 2 Trilyon 130 milyar paranız var. Birde 809,900 ABD doları paranız var.

Var mıdır? Şeklindeki soruya ise;

Yani ben bilmiyorum şeklinde cevaplar vermiştir.

Bu olay Yüce Divanlık bir olay idi ve Y adlı kişi beraat etmiştir. (kılıf meselesi)

Kamuoyu o kişileri mahkûm etse de, bu mahkûmiyet zaman içinde unutuluyor,

Bu konuyu gündeme taşısan; adam tapu gibi yüce divan beraatını önüne koyar.

Bunları şunun için anlatıyorum. Seçimi alacaksın. Kaybedersen mazeret uydurma!

O kişi orada durduğu müddetçe ben niçin kaybettim sorusuna doğru cevap bul. Yenilgine ortak arama. Demirel’in çok yerinde bir tespiti vardır “ Galibiyetin sahibi çoktur, mağlubiyetin sahibi yoktur. Yenilgi yetimdir” der.



PKK terörünü bitirmek, güneyimizde Kerkük Musul dâhil kaybedilen bir asrı geri kazanmak için açılım politikası devlet ciddiyet ve samimiyetiyle uygulamaya konmuştu. Bilinen güçler tarafından hemen sabote edildi. Açılım politikası yüzünden Ak Parti’yi şiddetle eleştirenler, Hem İstanbul hem de Ankara seçimlerinde kucak kucağa, koyun koyuna ne de güzel DEMlendiler dimi? Öyle ki; Ankara’da bazı ilçelerde DEM hala ülkücüyüm diyen eski MHP’li aday için kendi adaylarını bile seçimden çekti.

Açılımla ilgili İki dönem HDP milletvekili seçilen Altan Tan: sürecin başarıya ulaşmasını

FETÖ ve ABD istemedi,

İran ve İsrail istemedi.

Suriye ve Kandil istemedi.

Batı; PKK ve Kürtlere; Türkiye'yle savaştığı müddetçe destek oluyor