Osmanlı 18.asır sonrası Avrupa karşısında eski gücünü kaybetmişti. Devlet Islahatlarla Avrupa ülkelerini örnek almaya başlamış, Avrupa'ya yollanan elçilerle, yurt dışına yollanan öğrenciler ve yurt dışından getirilen uzmanlarla “Avrupa'nın bilim ve teknolojisini” almak hesabı vardı. Bu doğru bir hamledir. Sebebi de biz “ilim Çin’de olsa bile alınız” kültürüyle yoğrulmuşuz. Ne yazık ki bu amaçtan sapılıp bilim teknik yerine batının kültürünü almaya başladık. Neticede ne bilimde ne teknikte ilerleme sağlayamadık üstelik kendi kültürümüzden de koptuk. En üzen tarafı da “aşağılık kompleksli, batıya hayran, ezik ve batıperest ciddi bir kitle doğdu.” Osmanlı imparatorluğu yıkılırken bu güruh devlet kademelerinde sivrilmişti.

Dikkatinizi çekmiştir; Türkiye’de hariciyeciler ülke ortalamasının çok üstünde bir seviyede yetiştirilmiştir. Ne yazık ki istisnalar haricinde Diplomasi geleneğimizde “monşer” diye suçlanan zihniyetin rengi uzun süre hâkim olmuştur. Bunların yaklaşımında "Aman Batı'yı üzmeyelim, aman onları kızdırmayalım" pısırıklığı, korkaklığı ve uyuşmuşluğu görülür. 1971 yılında Marsilya’da ilk Ermeni anıtı açılınca; büyükelçimiz Hasan Esat Işık’ı protesto olarak geri çektik Fransızlar ciddiye bile almadı, işin kötü tarafı belli bir süre sonra bakanlık bürokrasisi ilişkiler bozulmasın diye geri gönderdik.  Tek yapabildiğimiz okullarda Fransızca yabancı dil olarak baskın dildi. Fransızlara kızdık İngilizceye yöneldik. (Benim kuşak umumiyetle Fransızca ya da Almanca okumuştu. Marsilya olayından sonra Türkiye’de İngilizce yaygınlaşmıştır)

Bunları şunun için anlatıyorum: Bu eziklik öylesine yerleşmiş ki; batılılar her türlü kepazeliği gizlemeden yaparken, bizdeki batı hayranları onları haklı çıkartmak için adeta bir yerlerini yırtarlar. Neden kendi memleketinin yanında yer alıp mücadele etmek varken; batılıların kucağına oturmayı yeğlerler anlamıyorum ve ifrit oluyorum.

Yakın bir zaman önce ABD öncülüğünde on büyükelçi iç hukukumuza müdahale ile Türkiye’ye ültimatom vermeye kalktı. Monşer kafalı bir emekli büyükelçi; onları haklı çıkaran beyanat verdi. Türkiye eski Türkiye değil diyen Cumhurbaşkanımız derhal istenmeyen adam restini çekince; hapsi şapa oturdu ve diplomatik bir kıvırtma ile tükürdüklerini yaladılar. On büyükelçi derken; hadi Garnitür ülkeleri saymayalım ama içlerinde ABD, Almanya, Fransa vardı. İngiltere uyanıklık yapıp kendisi katılmasa da kendi yerine vali tayin ettiği Kanada ve Yeni Zelanda katılmıştı.

Batıya karşı bu Rükû ve Secde halindekiler; “Eyvah ABD bunu cezasız bırakmaz” diye çığlık atarcasına konuşurlar. Ya hu ABD zaten açıktan açığa her kötülüğü, her pisliği yapıyor.  Askeri darbeleri yaptırdığını kabul ediyor. Güneyinde devlet kurmaya çalışıyor, terör örgütüne sana vermediği silahları hibe olarak veriyor. Güya NATO ülkesiyiz ama bütün NATO ülkeleri terör örgütüne destek veriyor. Biz hâlâ “aman ilişkiler” dersek ciddi bir psikiyatrik sorunumuz var demektir.

Bu sakat zihniyet toplumun kanına karışınca; 3.Köprü, Kanal İstanbul, 3.hava limanı, Enerji santralleri yapılmasın diye sokaklara döküldüler. Bu günde “devletin yüzde 70’ini cebinden karşılayıp sadece yüzde 30’unu bize yansıttığı elektrik faturaları için neden yüksek diye koro tutuyorlar.  Korona nedeniyle ekonomiler tüm dünyada altüst oldu. Dünya hakkında, zerre bilgisi olmayanların vakvak sesidir bu sesler. Bu toprağın değerlerinden tamamen kopmuşlar, ayrık otu gibi yabani, zararlı zihniyetin temsilcileri bunlar.

Şu kafaya ne denir?  “Türkiye Uzay Ajansı kurulmuş” Sevinmeleri gerekirken; akıllarınca “içinde mescit var mı?” diye aşağılık bir üslupla alay ediyorlar.

O hayranı olduğun Ehl-i Salip (Haçlılar) sana nasıl bakıyor biliyor musun?               

Türk deyince; Norveç’te ruh hali ile ilgili “Türk gibi sinirli olmak” derler.

Kosova meydan muharebesinden beri kin kusan, Bosna soykırımcısı Sırplar

“Bir ite bir de Türk’e güvenilmez”   derler.

Yunanlılar aşırı öfkelenen birini tanımlamak için “öfkesinden Türk oldu”

Fransızcada bilgisizlik, acımasızlık ve inatçılığa vurgu olarak

“Türk kafası” ve “gerçek bir Türk” derler

İngilizcede kontrol edilmesi zor, vahşi ve gaddar anlamında kullanılan

“Türk”,  şarkılarda zulüm ve acımasızlığı ifade için “Türk gibi zalim” derler.

Libya katili ve bağrından Mussolini gibi bir faşisti çıkaran makarna kafalı İtalya

bestemmia come un Turco-Türk gibi yemin ediyor” ve

puzza come un Turco-Türk gibi kokuyor” deyimlerinin sahibidir.

Avusturya’da oynayan çocukları eve çağırmak için

“Es ist schon dunkel. Türken kommen. Türken kommen”

(Zaten karanlık, Türkler geliyor. Türkler geliyor.

Rusçada “Bir Türk aptal değilse, o Türk değildir” deyimi vardır.

Malta’da korku uyandıran biri için “Türk”

nadir rastlanan bir olay için de “Bir Türk vaftiz edildi” derler.

Almancada “er qualmt wie ein Türke” (Türk gibi sigara içiyor),

Türkenhund” (Türk köpeği) sözlerini görürsünüz.

Batının sana bakışı budur. Daha ağır ifadelerde var ama ben buraya almıyorum.

Son olarak batının zihin yapısını belirtmek için iki misal verelim.

Fransız Voltaire köpeği İslam dinini ve peygamberini şöyle tanımlar:

“Şu deve tüccarı olan kimse, (peygamberimizi kast ediyor) kasabanın ayak takımını (Ashabı kastediyor) Cebrail ile konuştuğuna ikna edip inandırır. Cennete alındığını, göklere yükseldiğini ve her sayfasında aklıselimi titreten, sindirimi zor kitabının bir bölümünün orada, (miracı kast ediyor) bizzat kendisine teslim edildiğini ileri sürer.”

Voltaire için köpek dedim galiba çok hafif oldu.

Alfred Nobel  kimdir bilir misiniz? Bu adam silah tüccarı idi. Öldüğünde ölüm tüccarı öldü diye yazmıştı gazeteler. Bu adam adıyla her yıl İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi fizik, kimya, edebiyat, barış ve fizyoloji veya tıp alanlarında ödül verilmektedir. (ölüm tüccarı adına barış ödülü veriliyor) Bu kuruluş Çanakkale’de Osmanlı tokadı yiyen Türk düşmanı Winston Churchill’e de edebiyat dalında Nobel ödülü vermişti.

İşte size Winston Churchill

1919'da İngiliz Hava Kuvvetleri harekât merkezindeki toplantıda

"Zehirli gaz kullanımı hakkında koparılan yaygarayı anlayamıyorum Medenileşmemiş kabilelere karşı gaz kullanımına taraftarım."

Biz millet olarak bu insanlık dışı zihniyete hayranlık duyamayız.

Hayran olanlar bizden değildir.