Prof. Dr. Halil İnalcık, Batı'nın gizlediği yüzü ve amaçları hakkında .''Sizi uyarırım tarihçi olarak. Batı hiçbir zaman vazgeçmedi.'' 2005-2013 yıllarında Papalık yapan Almanya Bavyera bölgesi kardinali XVI. Benedictus Münih’te katıldığı Bizantinistler kongresinde “Ayasofya'nın kubbesi üzerinde Hıristiyanlığın yıldızı parlayacak" sözü üzerine salondakilerin, bu sözleri dakikalarca ayakta alkışladığını anlatır. İstanbul ve Ayasofya batının hiçbir zaman kapatmadığı Türkiye dosyasıdır.
“Zulüm 1453’te başladı” diyenlere asıl bu pencereden bakılmalı.
Afganistan bağımsızlığını 1919 yılında İngiltere’den alır. 1920’de Afganistan’da Topal Molla adıyla, sakallı, şalvarlı, sarıklı biri ortaya çıkar. Tekkesini kurar ve bir cemaat oluşturur. Peşi sıra adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’Topal Mollanın şöyle büyük bir evliya, büyük bir âlim” olduğunu yayar. 1925 yılına gelindiğinde taraftar sayısı 300 bini aşar. Topal Molla müritlerini kullanarak Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatır. Bu süreçte katliamlar yaşanır, Afgan Kralı Emmanullah Han Ülkenin menfaati için 1929’da ülkesinden ayrılır. Kabil Hava Limanında İtalya’ya gitmek üzere uçağın hareketini beklerken, yanına İngiliz fötr şapkası ve kravatıyla bir kişi yaklaşır ve kendisine, ‘’Beni tanıdınız mı, ben Topal Mollayım der’’.İngiliz ajan sarığını atmış, sakallarını kesmişti. “Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başardım İngiltere’ye dönüyorum’’der. Emmanullah Han; ‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, dini kullanarak halkımı öylesine etkilemiştin ki; senin İngiliz casusu olduğuna halkımı inandıramadım’’der. Böylece İngiltere, 10 yıl sonra Afganistan’dan öcünü almış olur;
Merhum Özal’ın 25 yıl saklanmış bir röportajı vardı orada “Osmanlı'yı yıkmadan önce içerden bazı kimseleri İngilizler satın almışlar.” Der. İngilizlerden maaş alan Osmanlı Güney Cephesi Başkomutanı Cemal Paşa'ya talimat vererek, Şam'daki İslam âlimlerinin genç kızlarını konağına getirip, onları alkollü içki içmeye zorlaması ve tacizde bulunarak geri bırakması istenmiştir. Bu emri alan (Cemal) Paşa, derhal bu işlemi yapmıştır. Bu yüz kızartıcı olaylar İngiliz ajanı Lawrence tarafından süratle Arap âlemine yayılmış ve “Osmanlı artık bozulmuş ve İslami yoldan çıkmıştır” propagandasıyla, Araplar Osmanlıya düşman yapılmıştır. Mekke Emir’i Şerif Hüseyin bu olaydan sonra Osmanlıya sırt çevirmiştir. Lawrence denen ajan çok iyi Arapça biliyor, kuran okuyor, yeri gelince imamlık yapıyordu. Hatta rolünü öyle oynuyordu ki, “yalnız kaldığım zamanlarda bile namaz kılıyordum” demişti.
Osmanlı İmparatorluğu’nu Ortadoğu’da parçalama başarısını, “yöredeki etnik mozaiği birbirine karşı kullanarak elde ettim.” Diyen Lawrence, Türk, Arap ve kabileler arasında husumet ekmiştir. Osmanlı askerine karşı katliam yaptırmıştır.
Diplomasinin, istihbaratın, emperyalizmin kitabını yazan İngilizler, bu işlerde tarihçileri, din adamlarını, coğrafyacıları, sanat tarihi, uzmanlarını, teolog, jeolog ve arkeologları başarıyla kullanırlar.
Mahir Kaynak’ı dinlemiştim. İstihbarat konusunda sıralama yaparken bir numara İngiliz istihbaratıdır dedi. Siz CİA bütçesine bakarsanız yanılırsınız. Mesela CİA Ankara istasyon şefi bir bakarsınız ki Kraliçenin adamıdır. Demişti.
Kazım Karabekir Paşa anlatmış: “Geçen sene Erzurum'da yakaladığımız Müslüman olmuş ve ara sıra imamlık yapan Rus casusunu temize çıkarmak için bir mahalle halkının karargâhıma geldiği zaman hallerine bakıp da hatıratıma şunu kaydetmiştim: "Ey Türkoğlu! Sen pek safsın, seni herkes aldattı! Erdim diyen, döndüm diyen İmam kılığındaki Hıristiyan casuslar, yıllarca camilerde Türk-İslam-Kültürünü tahrif ettiler."
Mim Kemal Öke’nin saraydaki casus adlı kitabında İngiliz ajan Vambery, Derviş kıyafetiyle, üstelik Reşit Efendi adıyla seferlere katılmış biridir. Abdülhamit gibi bir padişahın güvenini almıştır. Her ne kadar ben casus değilim Osmanlı ile İngiltere arasında gönüllüyüm demiş olsa da Abdülhamit ikna olmamış, Vambery üzerinden Rusya’ya karşı İngiltere’yi kullanma yoluna gitmiştir. Bu casus “parçalı muhalefeti birleştiremezsek; Abdülhamit’i indiremeyiz” diyen kişidir.
Cemil Meriç sözüdür “Şeytan insan için neyse, İngiltere dünya için odur”
İkinci dünya savaşından sonra dümene İngiltere’nin oğlu ABD geçmiştir. Aynı şeytanlıkları o yapıyor, en büyük müttefiki de babası İngiltere ve Avrupa ülkeleridir.
İsmet Paşa döneminde CHP gençlik kolları başkanı Petrol ve madenlerin millileştirilmesi için hazırlanan raporu kendisine sunar. Paşa rapora bakar ve anlatır.
“Bir gün Bakanlar kurulunda Çok önemli ve gizli bir konuyu görüştük, (konuşulan konu Kıbrıs’ta artan olaylar nedeniyle müdahale dâhil alınacak tedbirlerdi) “ toplantı bittikten sonra odama geçer geçmez Bir telefon geldi, telefonda ABD Büyük elçisi vardı. Konu ise bizim az evvel çok gizli olarak görüştüğümüz konu, O vakitler Cep telefonu yok, internet bilgisayar yok. Ne zaman bu bilgiler ABD elçisine ulaştırıldı ki. (büyükelçi randevu alıp görüşmüş) İsmet Paşa CHP gençlik kolları başkanına şu tarihi cümleyi söyler: “Biz bunca yıldır bakanlar kurulunu millileştiremedik sen hangi millileştirmeden bahsediyorsun?”
Bunları niçin yazdım? Özellikle ABD İngiltere öncülüğünde batı basını Türkiye’de yapılacak seçime kilitlenmiş vaziyetteler. Ortak arzuları Türkiye’ye istedikleri kıvamda şekil verip kendi yörüngelerine almaktır. Özetle Erdoğan’ın izlediği bir siyaseti izlemeyen Türkiye istiyorlar. ABD ve Batı dünyası aynı düşmanlığı Menderes’e yaptı (darbe yaptırıp astırdılar)
Demirel’e yaptı (Ne zaman Rusya ile anlaşma yaptıysam iktidardan düşürdüler) Ecevit’e yaptı (ABD casus uçaklarına izin vermedi, TÜSİAD aleyhinde ilanlar verdi Margarin yoktu ama TV de her saat margarin reklamı vardı, akaryakıt yoktu, temel ihtiyaç maddelerinin hepsinde kuyruklar vardı)
Özal’ın zehirlendiği iddiası tarihe kazınmış bir iddiadır. Bu iddia Türkiye’de değil de batıda gizlilik kalkınca ancak açıklanabilir.
Erbakan hoca’nın hem partisini kapattırdılar, hem de hapis cezası verdirdiler..
Özetle “Kırk harami” dediğimiz batı, bu topraklara girdiğimiz günden beri düzenlediği haçlı seferlerine bir yenisini ekleyeceğinden hiç şüphemiz yoktur. ,
Her türlü yanlış yönlendirme, Kaos, kumpas, algı soytarılığı yapılacaktır. İç savaş dâhil aklınıza gelebilecek en akıl almaz hilelere hazırlıklı olup karşı koymak; devletimiz ve milletimizin bekası için elzemdir!
Unutmayalım ki; Çanakkale savaşında, bize karşı sömürge ülkelerden Müslüman askerleri güya cihat için getiren İngilizler “Halife Almanların elinde esirdir”. Almanlar toprak rengi şapka takmakta, Osmanlı askeri ise kırmızı fes takmaktadır. Kırmızı feslilere sakın kurşun atmayın onlar din kardeşlerimizdir. “Toprak rengi şapka takan Almanları vuracaksınız” talimatını verir. Halbuki kırmızı fes Osmanlı kara ordusunda çok önceden çıkarılmış toprak rengi başlık takılıyordu.
Israrla söylüyorum: Sosyal medya yönlendirmeleri İngiliz hilesi gibidir sakın ha! İnanmayın, kanmayın, aklınızı alırlar, sadece devletin resmi organlarına itibar edin.