Gazeteci Yılmaz Özdil’i Uğur Dündar’la bir programda seyretmiştim. Özdil “Osmanlı torunuyum” diyenleri alaya alarak, Cumhuriyet dönemine Osmanlı’dan devreden envanteri sayıyordu. Kabul edilebilir olanını bırakın hiçbir Tarihi kaynak belirtmediği için gayet uçuk rakamlar sıralamıştı. Mesela bütün Türkiye’de 60 kadar eczacı 337 doktor vardı gibi perişanlık tablosu çizmişti. Diyelim ki yüzde 100 doğru demişti.
Ankara’da 23 Nisan 1920 tarihinde Meclisimizi topladık, O meclis İstiklal savaşını yönetmiş “gazi meclis” mertebesine ulaşmıştır. 1923 yılında da Cumhuriyeti ilan ettik. Aradan 10 yıl geçmiş, Cumhuriyeti ilan tarihinden sonra ise 7 yıl geçmiş.
Şimdi bir başka rakama bakalım: 1930 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da
336 Jandarma Karakolu vardı. (Ortalama her ile 48 bölge düşüyor) Bu kadar karakola karşılık Bu 8 ilde sadece 17 doktor, 8 eczacı vardı.
(Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam Cilt- I Sayfa 388)
Bugün Doğu ve Güneydoğulu seçmenin oyunu almak için Kandil’in siyasi uzantısı ile omuz omuza Erdoğan düşmanlığında yürüyen CHP’nin tarihi geçmişine bakalım. Bakalım ki Bay Kemal partisinin geçmişi ile övünüyor mu, utanıyor mu? Yoksa partisinden intikam almak gibi bir hesabı mı var.
PKK 27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis Köyü'nde yazılan kuruluş manifestosunda Kürt kelimesi 34, feodal kelimesi 49 kez geçen bir örgüttür. Uzun yıllar Şeyh Said ve Seyit Rıza için hiçbir şey dememiştir. Dersim isyanı sol kesim açısından da feodal ve gerici bir ayaklanma olarak nitelenir.
(Feodal kabaca: Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen, feodalite.”derebeylik”) demektir
Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Sevim Kılıçdaroğlu Amberin Zaman’a verdiği beyanatta şöyle diyordu: Kemal Bey’in babası, 1938’den sonra sürgün edilmiş,
Evet! Halası aileden 40 kişiyle birlikte götürülmüş,
Derin izler bırakıyor tabii. Öfkeleniyorsunuz.
Öldürüldüler mi? Evet. (Gözleri doluyor)
Yakınları öldürülmüş, babası sürülmüş Kemal Kılıçdroğlu’na bakalım;
Dersim olayını yukarıda anlatıldığı gibi yok sayan bir örgütün meclis uzantısıyla bugün aynı siyaseti güden hatta aynileşen bir görüntü veren CHP genel başkanı var karşımızda. Bütün bu yaşananlar bize Kılıçdaroğlu acaba partisinden intikam mı alacak sorusunu sorduruyor. Dikkat ederseniz CHP’de gözle görülür bir makas değişikliği var. Nasıl mı diyenler olabilir anlatalım: 27 Mayıs 1960 darbesinin yolunu “Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır” diyerek İsmet İnönü açmıştı. Dün Menderesi astılar. Bu gün ise Menderes’in “Yeter söz milletindir” sloganın astılar. Buna makas değiştirmek demek az gelir, kefen soyuculuk demek siyaseten daha uygun düşer.
Benimde TBMM’de olduğum 10 Kasım 2009 tarihinde CHP Genel başkan yardımcısı Onur Öymen kürsüde konuşurken "Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı? Dersim'de analar ağlamadı mı? Atatürk Şeyh Sait'le müzakere mi etti" dedi. Kendisine Mecliste laf atanlar oldu:
Dersim’de isyan yoktu Sayın Hatip!
Dersim’de katliam oldu, katliam!
O vakitler CHP Grup başkan Vekili olan Bay Kemal “Yara kanamıştır. Bu süreçte yapılması gereken tepkileri dikkate almaktır. Tepkileri dikkate alması gereken Sayın Onur Öymen'dir ve gereğini yapmak zorundadır. Gereğini yaptığı zaman hem CHP'yi, hem CHP'deki parlamenterleri ve CHP'lileri rahatlatmış olacaktır" dedi. Onur Öymen ise "Bizim partimizde Atatürk'e sahip çıkmak gibi bir parti suçu yok. Bu konuyu kapattık" diye konuştu. Konu Alevilik noktasında istismar edilmesin diye Onur Öymen:''İnsanlarımız eğer bizim hiç kastetmediğimiz nedenlerle üzüldülerse böyle bir üzüntüye biz sebep olmamamıza rağmen, özür dileriz onlardan” demiş ama Bay Kemal’in işaret ettiği istifa konusunu ciddiye almamış amiyane ifadeyle sallamamıştır.
Yıl 1937 jandarma için “Köy Yakma Talimatnamesi” hazırlandı. “Müfrezenin yanında top varsa askere ateş eden köy top ile tahrip edilir. Silah atan köy yakılmalıdır.” (Mehmet Bayraktar, Dersim- Koçgiri, Sayfa 26)
Seyit Rıza’nın idam edilebilmesi için yaşı 75’ten 54’e indirildi. CHP’nin fanatik gazeteleri Ulus ve Cumhuriyet “Yetmişlik” diye yazmışlardı.
Kemal Kılıçdaroğlu’na Tv programında Seyit Rıza kimdir diye soruluyor, o da “Seyit Rıza bir insan” cevabını veriyor.
İnsan da isyancı mı diye sorulunca; “Seyit Rıza bölgede sevilen sayılan biri. Kendisi Horasan’dan geldiğini, eğer biz sizi rahatsız edeceksek izin verin tekrar Horasan’a dönelim” diyen bir insandı.deyip bütün suçları Osmanlı’ya atarak sorudan sıyrılmıştır..
Seyit Rıza’nın oğlu Resik Hüseyin’in yaşı idam için 17’den 21’e yükseltildi.
1937’de Dersim’de zehirli gaz (kimyasal silah) kullanıldı. Bunu kim söylüyor? Bay Kemal’in vekil yaptığı Hüseyin Aygün söylüyor.
(Hüseyin Aygün Dersim 1938 ve Hacı Hıdır Ataç’ın Not Defteri sayfa 17)
Aynı Hüseyin Aygün CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programında “Atatürk de dâhil olmak üzere o dönemin tüm figürlerinin katliamdan haberdar olduğuna inandığını belirterek "Dersim'de süreç sadece 1938'den oluşmuyor, 3 yıl öncesinden başlıyor ve o dönem Atatürk otoritesi var" demiştir.
İhsan Sabri Çağlayangil ses kayıtlarında Emniyetin üst düzey yöneticisi ve Seyit Rıza’nın idamını yöneten kişinin itirafı “Dersim’liler mağaralara iltica etmişlerdi, zehirli gaz kullanıldı. Mağaraların kapısının içinden bunlar fare gibi zehirlendi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini katlettiler. Kanlı bir harekât oldu, Dersim Davası da bitti.”
(Cafer Solgun, Dersim Dersim, sayfa 119)
Dersim Harekâtında savaş pilotu olan Sabiha Gökçen Elazığ Halkevi Dergisinde “Canlı olan her şey benim için hedefti. Ben bunlara insan gözüyle bakmıyordum bombaları atarken.”
(Mehmet Bayraktar, Dersim- Koçgiri, Sayfa 149)
Karşımızda bu ahval ikliminde yol yürüyen bir CHP genel başkanı var. İnsanları ne inanışları yüzünden ne de kimlikleri yüzünden eleştirmek çirkinliğine düşmeyiz. Düşenleri de şiddetle kınarız. Yakın tarihte yaşanan bir dersim olayı vardır. Erdoğan Başbakanken devlet adına özür dilemiştir. Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu ise bu alanda çok ürkek ve ketum bir çizgide durmayı yeğliyor. (Net olamıyor demiyorum, özellikle net olmuyor, hatta kıvırtan bir görüntü veriyor) Tabii olarak bu hal istifhamlara sebep oluyor. Hiç mi hiç güven vermiyor.