Kemal bey “helalleşme numarası yaparken” büyük bir ihtimalle helalleşmeyi ucuz bir şey zannetti. Kul hakkı nedir nasıl ödenir sorularına cevap verecek bilgisi olmadığı için helallik şovu yapıyor. Sen öyle yaparsan bizde senin partinin sabıkalarını dökeriz.

Millete karne ile ekmek veren yönetiminiz; Taksim Meydanı’na dikilecek İnönü heykeli için heykeltıraş Belling’e 1 milyon 300 bin lira ödemiştir. (Mustafa Armağan 15 Ocak 2017 Yeni Şafak) 1950 DP iktidarı ile heykel dikilmeden depoya kaldırılır. Tek Parti ve DP dönemi açılamayan 10 ton ağırlığında ve 5 metre yüksekliğinde ki bu heykel, 14 milyona tamir edilip 1982 yılında, kaidesi Gezi parkından sökülüp Taşlık Parkına taşınmış, törenle açılışı yapılmıştır. Dönem 1980 Kenan Evren’in darbe dönemidir. Küçük dilinizi yutmadan heykelin açılışına katılanlara bir bakar mısınız?

Törene Danışma Meclisi başkanı Sadi Irmak başkanlık ederken; İstanbul valisi

Nevzat Ayaz, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral İsmail Hakkı Akansel, Belediye Başkanı Korgeneral Ecmel Kutay, Merkez Komutanı Tümgeneral Kemal Yüksel, İnönü’nün eşi Mevhibe İnönü, oğulları Ömer ve Erdal İnönü, Heykeltıraş Rudolf Belling’in eşi Joanda Belling, bazı ülkelerin konsolosları ve yüksek rütbeli subaylar hazır bulundular. Bay Kemal siz heykelden başka bir şey bilmez misiniz?

Bakın geçmişinizde neler var görün.

Sirkeci Garı’nın hemen üstünde Turgut Özal döneminde yeniden cami yapılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi yıkılıp Saz Evi yapılmıştır.

Aydın’da tarihî ve mimarî bir şaheser olan Cihanoğlu Camisi ot deposu yapılmış, yıldırım düşünce otlarla birlikte cami de yanmamıştır (Cumhuriyet, 5.2.1934)

Gaziantep’te Çınarlı Camisi yıkılıp yerine kurtuluş anıtı yapılmıştır.

(Cumhuriyet, 8 Ocak 1936).

Bursa’da 49 (15 Şubat 1937), Hatay’da 14 (23 Temmuz 1940), Kastamonu’da 15 cami ve mescidin (28 Mayıs 1937) satış ilanlarından haberiniz var mı?

Bursa’da Alacamescid camisinin bir spor kulübüne verildiğini ve içinde güreş yapıldığını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız açın 15 Şubat 1937 tarihli  “Cumhuriyet” gazetesini okuyun.

İstanbul Divanyolun da Mimar Sinan yapısı Sinan Paşa medresesinin kunduracılara ayda 50 liraya kiraya verildiğini, (11 Aralık 1937).

Sultanahmet camisinin “Asker Alma Dairesi”  Üsküdar’ın en muhteşem eseri Atik Valide Camisinin cephane deposu yapıldığı,  Mihrimah Sultan ile Aziz Mahmut Hudai Camisine saman doldurulduğu da hatırlatırız.

DP iktidara gelince halk camiye öylesine açtı, öylesine susamıştı ki 1950-1960 yılları arasında yapılan cami adedi, Anadolu'da 1071'den 1950'ye kadar yapılan Camilerden çok daha fazla olmuştur! (Aydın Menderes/M.Emin Gerger röportajı)

Parlamenter sistemde devleti Başbakan ve kabinesi yönetir. Cumhurbaşkanı denge ve onay makamıdır. Devletin birliğini temsil eder. Sorumluluk ve icra daima hükümettedir. Bu nedenle CHP demek İsmet İnönü demektir. Atatürk döneminde

Başbakan, Atatürk sonrası Cumhurbaşkanı, 1960 sonrası Adalet Partisinin 1965 seçim zaferine kadar iki hükümet kurmuş başbakanlık yapmıştır.  

Tarihçi yazar Mustafa Armağan aşağıdaki acı ve duygu dolu olayı nakleder

Bir süredir çevremdeki gençlere sözlü tarih çalışması yaptırıyorum. Geçenlerde bir arkadaşı emekli din adamı Cemal Güncal’a gönderdim. Hocamız çocukluğunda yaşadığı dramın her anını yeniden yaşayarak şunları anlatmış:

8 yaşında hafızlığa başladım. Sıklıkla ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunsa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kuran’a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. “Çabuk git babanı çağır” dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki Kuran’ı aldı babamın kafasına vurmaya başladı. (Gözleri doluyor, konuşamıyor.) Rahmetli gömleğini yırttı ve dedi ki:”Oğlum, Deli Halit Paşa’nın emir subaylığını, tabur komutanlığını yaptım. Birinci Dünya Savaşı’na, İstiklal Harbine katıldım ki, bu memleketi kurtarayım da şu Kitabımı rahatça okuyayım diye. Keşke bu harplere girmeseydim de şimdi Kuran’ıma, dinime küfreden Bulgar itidir deyip teselli olsam.”Dediyse de alıp götürdüler babamı”

Bay Kemal devri iktidarınızda devlet kayıtlarına geçen suç aletlerine bir bak.                                                3 adet Mevlüt,

5 adet Tebareke Cüz’ü, 25 adet Amme Cüz’ü,

7 adet Kur’an-ı Kerim, 10 adet Elif Cüz’ü,

2 adet Minder, 1 sıra, 1 sopa

(Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 596; Gaziantep Valiliğinin Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) yazdığı 31.12.1937 tarih ve 1481 sayılı yazı.)

Sizin neyinize güvensin bu millet. Maazallah elinize fırsat geçsin, altyapısını hazırlar Ayasofya’ı tekrar müze yapar, ezanı aslından uzaklaştırır, başörtüsünü yasaklar, Mavi vatandan vazgeçer, Suriye’den çekilir, Doğu Akdeniz’deki haklarımızdan vazgeçer, Türkiye’yi IMF’nin kucağına terk edersiniz. Libya tezkeresine hayır dediniz. Suriye ve Kuzey Irak’ta HDP dolayısıyla PKK tezlerine uygun hareket ediyorsunuz. Dünyada korona ve Ukrayna savaşı yüzünden küresel bir ekonomik kriz yaşanıyor. Allah aşkına hangi konuda çözüm olarak bir fikriniz var? İşiniz gücünüz Erdoğan düşmanlığı. Milletimize palavra atmadan hangi müjdeyi veriyorsunuz?

Birde komik duruma düştüğünüz bir durum var ki evlere şenlik. Tayyip Bey bir şeyi açıklayacağı zaman; bürokrasideki farelerden gelen suflelerle önceden öterek, güya biz dedik de Erdoğan yaptı ucuzluğundasınız. Bu siyasetsizliğiniz ve bu tip basit hareketleriniz inanın insanın midesini bulandırıyor.

Yeni Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Fatih Uğurlu şiirinden iki kıta ile bitirelim

Etekleri dolu kirli çamaşır,

Nerede hain görse ona yanaşır
Bir ayağı meyhanede dolaşır,

Camileri ahır yapanlarla helalleşmez bu millet!

Rakıyı, şarabı koyup sofraya,

Küçük fincanla da zemzem ortaya
Hatta birkaç hurma takıp oltaya,

Aramıza karışmak isteyenle helalleşmez bu millet!